kendisini Tebrizli Sems araciligiyla tanidigim, yani daha dogrusu tanimaya calistigim ulu sufistlerden bir tanesidir... canimin cani sems den onu ayri asla dusunemem... turkiyenin belki de gelmis gecmis en buyuk dusunurlerinden de bir tanesidir..
Gittigim her ülkede Mevlana'dan çok adından Rumi diye bahsettiren bugun yaşasa sözlüklerde büyük ilgi görecek olan ve acaba nickname i ne olurdu diye düşündüren yüce bir insan düşünür ve bence filozof
bildiklerini anlat ama akıl vermeye kalkma.
anlatılanları iyi dinle ama hepsini doğru sanma.
sessiz kalmak çok şey bilmediğin manasına gelmez,
çok konuşmak da çok şey bildiğini göstermez.
herkesi kendine eşit gör, her kim olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlık, çok büyük görmek de korkaklıktır.
cesaret akıldan gelirse cesarettir, bilgisizlikten gelirse cehalettir.
*insan vardır, değerlidir dertler içinde;
insan vardır, hayır yok Dünyaya gelişinde
Ne büyük yanılgı, ne büyük aldanıştır
"insan" diye anılmasının her ikisinin de..
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi nin Belh şehrinde doğmuştur.
Mevlâna nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında Bilginlerin Sultânı ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin in kızı Mümine Hatun dur.
Manaların aşk burakı, aklımı da, gönlümü de aldı, götürdü..!
Nereye götürdü..? diye sen bana sor..!
Aklımı da, gönlümü de, senin bilmediğin o tarafa, ötelere götürdü..!
Ben öyle bir revaka, öyle bir kemer altına ulaştım ki, orada ne ay gördüm, ne de gök..!
Öyle bir dünyaya eriştim ki, orada dünya da, dünyalıktan çıkar, dünyalığını kaybeder..!
müslümanligi batililara tanitacaksaniz mevlana ile tanitin ki islamin güzel bir din olduguna inanabilsinler. aksi taktirde bu is yas. hep terörle anilir islam.
1207 Yılında Belh'den doğup, 1273'de Konya'da batan Güneş'tir. 66 sene Dünyamıza ışık gibi parlamış, Tasavvuf ile müziği harmanlayarak ilahi aşkın deryasında yelkensiz bir tekne gibi gönül nereye savurduysa oraya esmiş, Şems'in ilmine sevdalanmış o sevdayı yar aşkına değişmemiş, Merec-el Bahreyn (iki denizin buluştuğu nokta) anından onun gidişine kadar ve ta ki emr-i hak vaki oluncaya dek sevgiliye ihanet etmemiş, öldüğü vakit bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir deyip gönüllere mekan kurmuş, o gün bugündür anıldıkça saygı duyulmuş, büyük ilim adamı, tasavvuf adamı, gönül adamı'dır.
Ne olurdu, seninle tatlılaşsaydım; yaşayış zaten acı.
Ne olurdu, sen razı olsaydın benden de, herkes kızsaydı bana.
Ne olurdu, seninle aram düzgün olsaydı da, bütün alemlerle aram açılsaydı, dünya yıkılıp yansaydı.
Sen beni sevdikten sonra malın mülkün değeri mi olur? Zaten toprak üstünde ne varsa hepsi de toprak olacaktır.
Ey Tanrı kitabının nüshası insanoğlu!
Sen, kainatı yaratan Hakk'ın güzelliğinin bir aynasısın!
Her şey sensin. Alemde ne varsa, senden dışarıda değil.
Her ne ararsan, onu kendinden iste, kendinde ara.
mevlana, günümüzde yaşasaydı, duyarsız, asosyal, boş vermiş, düşünce dünyası alt üst olmuş, sanal alemden ayrılamayan insanlara "gel gel" çağrısı yapmanın faydasız olduğunu görerek "adresinizi verin biz gelelim" derdi.
Ey aşk padişahına yenilen, ona mat olup kalan! Bu hale üzülme! Ona karşılık verme! Yokluk bağına gel de, kendi ölümsüz canında cennetleri seyret! Eğer sen kendi varlığından, benliğinden birazcık olsun ileri gidersen bunların ötesinde bu mana göklerini seyredersin. Ayrılığa fazla dayanamadığı için dağlardan köpürerek, ağlayarak, feryat ederek, başını taştan taşa çarparak aslına doğru koşan sel, denize kavuşunca ne olur? Heyhat artık onun varlığı kalır mı?..