mevlana

entry1378 galeri101
    923.
  1. Bir yerde bir acı varsa, ama böyle ciğerden gelecek bir acı.
    işte oraya rahmet yağar. Hiçbir acı, çektirenin yanına kalmaz.
    Bilerek, isteyerek, sorumsuzca mutsuz eden;
    Muhakkak mutsuz olur.
    Gerçekten içi yanan, gerçekten yakanı bir sözüyle
    altüst edebilir.
    Edilen ah'lar bir zaman tutar.
    Çektirilen acı, havada asılı kalmaz. Çektirenin başına düşer.
    Gerçek hayatta işler her zaman böyle yürümez diyen de olabilir buna amma;
    Hayatın gerçek olduğunu kim söyledi ki?
    4 ...
  2. 924.
  3. sevmek uçurumdan düşmek gibidir , onun için sevgiliye yar denir.
    4 ...
  4. 925.
  5. türkçe bana yetmiyor diyen şairimizdir. sahip çıkamadık tabi her zamanki gibi bizim olan cevherlere.
    (not: günümüzde kendini mevlana sanıp eserlerini başka dilde yazıp türkçe'ye çevirtenleri baş tacı yapanlara yazık.)
    4 ...
  6. 926.
  7. bir nevi islam budizmidir kurdugu akim.
    her seyden vazgecerek her seye sahip olunabilecegini soyler.
    seytan onun icin kotulugun simgesi degildir. kader inancina gore dusunur seytani ,oyle olmasi gerkiyordu der. zaten vahdeti vucutta seytan konusu oldukca tartismalidir.
    kotulugun simgesi ve amansiz dusman olarak nefsi gosterir. yani insanin kendisini.mevcut bulunan tarikatlar genel olarak nefsi bir cocuk gibi, terbiye edilmesi gereken olarak algilarken mevlana onun yok edilmesini savunur. hatta bu yok etme isleminde siddeti bir yol olarak gorur (nefse karsi bir siddettir bu ruhanidir yanlis anlasilma olmasin)

    herkesin agzindan dusmedigi icin (kimsede pek bir sey bilmez )ve tasavvufcu oldugu icin belki onyargi duyabilirsiniz.

    ben tanri kavramini tumden reddeden biri olarak onu bu zamana kadar okumadigim icin pismanim. cagdasi olan batili aydinlanmacilardan eksik hic bir tarafi yoktur.edebi yonden ve felsefi yonden bir cogundan ustundur.

    son olarak nietzsche ile taban tabana zittir felsefesi, savunduklari dusunceler birbirlerinin anti tezidir. ilginc olan nokta ise bu iki insani okuduktan sonra ikisininde birbirlerine zit gorunen gorusleri cok ilginc bir sekilde uyum halindedir.
    5 ...
  8. 927.
  9. 928.
  10. "duyduğum, dokunduğum, gördüğüm, tattığım, kokladığım için var bu dünya.. farkında olduğum için.. kendim yazdım, kendim oynadım en başından beri.. o yüzden ki bir dünya yarattım, roller verdim sahnedekilere.. sevdim; sevgilim, paylaştım; dostum dedim.. en derinimde hissettim; annem, kızdım da kıyamadım; babam dedim.. geçer dediklerimi geçirdim.. biter dediklerimi bitirdim.. nefret ettiklerimi sildim, geçtim.. gün oldu; silkindim, yeter dedim.. geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana.. farkında olduğum için var oldunuz, vazgeçtiğim için bugün yoksunuz.. bu nasıl bir cüret ki; bir başka hayata müdahil olma, umarsızca sorgulama, pervasızca yargılama hakkını bulur insan kendinde.. haddinizi aşmayın ey faniler.. ben yok olmayı kabullenirken, kar taneleri mütemadiyen ayak izlerimi kapatmaktayken, güneş bile her gün batarken, sizdeki ne arsızlıktır; silinmeyi dahi kabul edemiyorsunuz bir başka faninin zihninden.. mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken, yerin üstündeki bu şatafat da neyin nesi oluyor acep? uğraştırmayın da dağılın hadi.. dağılın ve gidin, ama bilin.. suskunluğum asaletimdendir. her lafa verilecek cevabım da vardır lakin, lafa bakarım laf mı adama bakarım adam mı diye…"
    1 ...
  11. 929.
  12. eğer bugünkü yani bildiğimiz şekliyle bir yaşantıya ve inanca sahipse kendisi, rahatlıkla kafir olduğunu söyleyebiliriz. mesnevi zaten başlı başına bi komedi. ama ben yine de rumi'nin böyle bir insan olduğunu düşünmüyorum, ihtimal vermiyorum. bana kalırsa bu, çevresindeki insanlar (müritler) tarafından ona atfedilen uyduruk bi felsefe. sonuçta bugün mesnevi dediğimiz şey dünyada en çok ilgi gören ve para eden şey. mevlanacılıkta büyük paralar dönüyor, bu adamın adını kullanıp bambaşka bi din yarattılar, peygamberini de mevlana yaptılar günümüzde.

    ama ben yine de isnaflıyım. gerçek mevlana'nın, günümüzde tanıdığımız bildiğimiz mevlana olduğunu düşünmüyorum. zaten mevlana ismi bile başlı başına kafir olmaya yetecek bir isim.

    mevlana "mevlamız" demektir.
    1 ...
  13. 930.
  14. neden kutsal sayıldığını anlamanın zor olduğu şair. şair derken mitolojiden budizm hinduzm şamanizm'den sürekli fikir alıntıları yaparak kendi fikriymiş gibi cahil kesime yedirten bunlar çalıntı diyen yunus emre'ye ortak aklı insanlara anlatıyorum diyerek çark eden çakma filozof.

    müslümanlığı kabul eden türkler anadolu'ya yerleştikten sonra göçle gelen şaman türkler

    + napıyorsunuz lan siz
    - namaz kılıyoruz
    +neden sizin tanrının ibadetinize mi ihtiyacı var ki. başka ne var bu dinde
    - oruç tutuyoruz nefsimizi kontrol etmek için. sabah ezanından akşam ezanına kadar bir şey yemiyor içmiyoruz.
    + sabah akşam yemek yiyorsunuz lan utanmaz herifler biz meditasyonda 15 gün bir şey yemiyoruz.

    benzeri sohbetlerle müslümanlığı gevşetirken sürekli doğayı korumaktan sevgiden bahsederler. dönemin halifeleri şamanlara alternatif çakma müslüman mevlana denen kişiyi görevlendirirler. olaylar başlar. bizim koyunlar da bu ajanı kutsal sayar.
    1 ...
  15. 931.
  16. ''Gözyaşının bile görevi varmış; ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.''
    1 ...
  17. 932.
  18. batıl inanç gereği içerisinde mum yakılmayan sayılı türbelerden biri.
    0 ...
  19. 933.
  20. 934.
  21. 935.
  22. geçen sene oynanan ankaragücü-konyaspor maçı sonrasında ankaragücü taraftarlarının gazabına uğramış zat-ı muhterem.

    (bkz: allahsız konya ibne mevlana) *
    0 ...
  23. 936.
  24. '' farsça yazıyor olsam da aslım türk '' benzeri bir sözü vardır . türktür kendisi .
    0 ...
  25. 937.
  26. "neler söylemişim de haberim yokmuş" sözünün sahibidir.
    0 ...
  27. 938.
  28. 939.
  29. yazılan çizilene göre ustası şems'e aşık olduğunu bildiğim insandır.
    0 ...
  30. 940.
  31. Fars edebiyatına en büyük katkıyı yapmış iranın 13.yyda edebiyata bağlı olarak gelişmesine,dünyanın en güçlü medeniyeti haline gelmesini sağlamış şairdir.Ama muhtemelen kendisinin cinsel tercihi toplumdan farklıdır ve şemse aşıktır.
    0 ...
  32. 941.
  33. bir gece bir genç kör kütük sarhoş olur, gecenin bir vakti yola koyulur mevlana nın hayır duasını almak için.

    geceymiş, geç saatmiş dinlemez. evin kapısına gelir ve kapıyı çalar. mevlana nın talebeleri kapıyı açarlar ve gence ne istediğini sorarlar.

    +mevlana nın hayır duasını almak için geldim.
    -hocamız şu anda istirahat halinde ve saat çok geç. daha sonra gel.
    +onun hayır duasını şimdi alacağım illa, gitmem.

    gürültüleri duyan mevlana kapıya gelir ve ''ne oluyor'' diye sorar. talebeleri ''bu sarhoş genç sizin duanızı almak için gelmiş, bizde istirahatte olduğunuzu söyledik ama gitmiyor.

    mevlana şu cevabı verir :

    ''o, gecenin bu vaktinde bizim yolumuzu bulmuş gelmişken, üstelik kör kütük sarhoşken, siz hangi ayık kafayla onu geri göndermek istersiniz?''

    gel, ne olursan ol yine gel
    4 ...
  34. 942.
  35. mevlana'nın yedi öğüdü;

    cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.

    şefkat ve merhamette güneş gibi ol.

    başkalarının kusurlarını örtmekte gece gibi ol.

    hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.

    tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.

    hoşgörürlükte deniz gibi ol.

    ya oldun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
    0 ...
  36. 943.
  37. kesinlikle "hangi mevlana "adlı bir kitap yazılmalı.herkesin mevlana'sı kendine.yalnız şu bir gerçek ki" ne olursan gel "sözü mevlana'ya ait değildir.dergahta bulunan bir dervişin mesnevi'nin son boş sayfasına yazdığı bir cümledir.
    0 ...
  38. 944.
  39. yaşasa, on yüz bin milyon takipçisi olurdu.
    ya da olmazdı.
    ölünce seviyoruz herkesi nitekim.
    öyleyizdir biz.
    yaşarken demediğimizi bırakmaz,
    ölünce badem gözlü yaparız kör'ü...
    0 ...
  40. 945.
  41. "her şey, neye layıksa ona dönüşür."
    Hz.Mevlana
    4 ...
  42. 946.
  43. Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur.
    Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.

    Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'ten ayrıldı.

    Sultânü'l-Ulemâ Nişâbur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâbe'ye hareket etti. Hac farizasını yerine getirdikten sonra dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldi. Karaman'da Subaşı Emir Musa'nın yaptırdıkları medreseye yerleşti.
    1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldı. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun' u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

    Bu yıllarda Anadolu'nun büyük bir kısmı Selçuklu Devletinin egemenliği altında idi. Konya ise bu devletin başşehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve devletin hükümdarı Alâeddin Keykubad idi. Alâeddin Keykubad, Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.

    Bahaeddin Veled, sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldi. Sultan Alâeddin onu muhteşem bir törenle karşıladı ve ona ikametgâh olarak Altunapa (iplikçi) Medresesi'ni tahsis etti.

    Sultânü'l-Ulemâ, 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak Selçuklu Sarayı'nın Gül Bahçesi seçildi. Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'na bugünkü yerine defnedildi.

    Sultânü'l-Ulemâ ölünce talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, iplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Medrese kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.


    Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'te "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.

    Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü Hakk'ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı.
    0 ...
  44. 947.
© 2026 uludağ sözlük