şefkat tokadı yiyen otobüs firması.
Hizmete karşı kötü konuştuktan sonra bayağı kaza yaptı otobüsleri. Her otobüs kazası haberi akabinde metro turizm logosunu görüyorum, görüyorum.
Akepe yalaması, cinayet sabıkalı bir sahibi olan dandik firma. Soma maden faciası için " zamanlama manidar, paralel yapı olabilir" gibi bir açıklama yapıp, milleti infiale uğratınca tipik bir kaypak olarak ortalıktan kaybolmuştur.
manisa'ya gitmek için internet üzerinden bilet alırken "abi istersen metro da var, belki onun saatleri uygundur" dediğinde hiç tereddütsüz ve saniye dahi israf etmeden "ulan üstüne para verseler bile o firmayla gitmem" dediğim, ilçe minibüsü gibi her gördüğü ördeği* otobüse almaya çalışan ne hizmeti hizmet ne gidişi gidiş olan firma(mtırak).
kampüse sürekli minibüslerinin bulunması sebebiyle mecburen tercih ettiğim, bazı otobüsleri güzel ancak bazıları da bir o kadar dandik olan firma. bir çalışanıyla sorun yaşamadım henüz. sahibinin falan da kim olduğu pipimde değil çok afedersiniz. koysunlar kampüs girişine diğerleri de o kulübelerden, şehrin hemen her yerine ayrı minibüs koysunlar, onları da tercih edelim. ama kampüs girişi tarafına bir bakıyoruz ce eee metro turizm. başkasını seçmek için taa kampüsün derinliklerine inmek gerekiyor.
Ince düşünceli otobüs firması.. Daha dün, sevgililer günü sebebiyle yazıhanenin önündeki görevlisi "metro turizmin sevgililer günü hediyesidir buyrun efenim" diyerek elime harika bir şiir kitabı sıkıştırmıştır. Güzel güzel, severim böyle nezaket kokan halleri. Alkışlar metro turizme o halde.
her seferinde ayrı mağduriyetler yaşatmasına rağmen bir türlü vazgeçemediğim firma.
nedendir bilmiyorum, bolu'da inecek olmamıza rağmen ankara'ya kadar götürmüş olmasını sevdim sanırım.
Üniversite yıllarımda ankaradan bursaya dönerken sadece 1(bir) kez binmek zorunda kaldığım ve ramazan günü orucumu küfürle açmama sebep olan firma.
iftara 1 saat var. Ailem bekliyor oğlumuz gelsin de harika bir iftar yapalım diye hooop birden durdu otobüs köfteci orhan(inegöl) da. Muavinin yanına gittim "hayırdır" dememle kıyametten önceki cevabı aldım "iftar için durduk".
Be hey o. çocuğu. Ben öğrenci adamım, köfteciye verecek iftar param var mı, velev ki var ailemle duamı edip orucumu açmak varken bu köfteci köşesinde sırf sen avanta alacaksın diye niye iftar yapacakmışım!
Bir kavga, bir hengame. Sayemde gaza gelen bir kaç kişi güç bela bindik otobüse geç de olsa ailemle yaptım iftarımı.
mafyanın kurumsallaşması anca bu kadar oluyor işte.
insanlar sırf servis yüzünden biniyor bu boka. adamlar öyle bir kapatmışlar ki adım başı bir bankaların bir de bunların şubeleri var. servis sürücüleri de kafalarına göre gezdikleri için on dakikalık yolu 2 saâtte alıyorlar. hayır, çok ciddiyim. bir gece resmen iki saât sürdü on dakikalık yol. yollar tabii bomboş. ama şoför efendi ne bok yemeyeyse artık, güzergâhın son olması gereken durağını ilk durak yapmaya kalktı. yorgun, uykusuz boğaz turu yaptırdı bize. ulan kağıthane'den maslak'a gitmek yerine hangi manyak önce rumelihisarı'na gider, oradan sahil yolundan sarıyer'e geçer, oradan maslak'a gelir lan! hayatımda ilk kez boğaziçi üniversitesi'nin kapısından geçtim. keşke eksik kalsaydı.
muavinlerin esenler, güngören taraflarından toplanan ve magandalıkta birbirleriyle yarışan tipler olması da cabası.
yapılabiliyorsa 30-40 lira fazla verilip uçağa binilmesi; olmuyorsa varan gibi belli bir standardın altına asla düşmeyen bir şirketin kullanılması***; o da olmuyorsa eğer gidiyorsa nilüfer turizm'den şaşılmaması; o da olmuyorsa yerel şirketlerin tercih edilmesi; o bile olmuyorsa kamyonculardan rica edilmesi; gene olmuyorsa otostop çekilmesi gerekir. gene olmuyorsa ve aceleniz yoksa yürüyün. en azından paranızla rezîl olmazsınız.