bu yaz istanbul'dan bodrum'a giderken (evet uçak çok pahalıydı ve diğerlerinde yer yoktu, tatilimiz çok gelmişti) güllük'te saçma sapan benzinlikte yarım saat mola veren firmadır. millet aşağı inip durmuştu sadece. neden burda durduğumuz sorulunca da, 2 saat erken geldik bodruma yanıtı alınmıştır. e bravo.
bu kadar kötü hizmete rağmen yine de rağbet gören firmadır bu. bilet fiyatları diğer acentalara nazaran uygundur belki de tercih edilmesinin nedeni bu. ayrıca şoförleri türk hava yollarının tek rakibidir. uçururlar. lakin her seyahat edişimde yanıma ya ağzı kokan ya da osuran bir yolcuyu koymayı başarabildikleri için kendilerine uçan hollandalı altın plaket ödülünü veriyorum.
bulgaristan otobusune binerseniz, hostes ablanin yok denecek kadar az turkce bildigini gorunce kendinize 'yabanci bi firmanin otobusune mi bindim lan ben?' sorusunu sormaniza sebep olan turizm sirketi
bazı arabaları son model olmasına karşın, bazı arabalarının 1900 bilmem kaç model olması insanı soğutur bu firmadan. belli bir standart koyun arkadaş, bak kamil koç'a var mı öyle dandik arabalar? yok.
2 kere zorda kaldığım için kullandığım ve dün yine başka çarem olmadığı için kullandığım firma. bununla yolculuk yapınca, kamil koç ve nilüfer'in kıymetini daha iyi anlıyorum.
6 saatlik yol, 7 saat sürdü. seyahat sırasında ufacık bir dondurma dışında hiçbir şey servis edilmedi. yani su bile dağıtmadılar. özel olarak rica ettim de, öyle içebildim. kek, meyve suyu falan hak getire.
ek olarak, kimse kusura bakmasın ama muavinlerinin alayı keko. ne giyimi giyim, ne de üslubu üslup. bir de kadın muavin (hostes mi) vardı otobüste. ne gerek varsa artık.
otobüsün, inmek istediğim yerden geçip geçmediğini sordum, kadın geçiyor dedi. pek güvenmedim ve 1 saat sonra erkek muavine sordum geçmez dedi. iyi ki sormuşum. eğer sormasaydım 1.5 saat fazladan yol gidecektim, direkten döndüm yani.
ayrıca belediye otobüsünden halliceler. yol üstünde, en az 5-6 yerde durduk. utanmasam ''kaptan durakta bırak'' dicektim.
son olarak da tam 3 yolcu, dönüşümlü olarak merdivende oturarak seyahat etti. biri indiğinde, başka bir yolcu alıyorlar, parayı da nakit olarak tahsis ediyorlar. bildiğin minibüsçülük yani.
işte tüm bu saçmalıklar, ankara-bursa arasında gerçekleşti.
geçenlerde mecburen binmek zorunda kaldığım belediye otobüsü. bileti alırken de bilet satan elemanlarla biraz muhabbete dalmıştık açık açık yüzlerine de söyledim metro'yu en son tercih ediyorum diye. yanımdaki kız da gülerek "yok canım o kadar da değildir. bunu bir tek sen demişindir heralde." dedi gülerek. görevli derse beğenirsiniz...pişkin pişkin sırıtıp bir de üzerine "bunları her gün kaç kere duyuyoruz." demesin mi!! varın siz düşünün nasıl bir şirket anlayışı, nasıl bir çalışan zihniyeti. daha iyi olmaya çalışacağız diyeceğine pişkinlik yapıyor arkadaş. velhasılı kelam; metro dandiktir, kullanmayın. aynı paraya kamil koç, ulusoy kullanın, mutlu kalın.
araba çöplüğü olan firma. tabii ki belirli bir standartları yok, neredeyse türkiye nin her yerine girip çıkıyorlar, özellikle de istanbul esenler otogarı başta olmak üzere, sağda solda yatan zilyon tane de araçları var, anlamadın nasıl döndürüyorlar bu işleri, çünkü yatan otobüsler öyle 50 bin liralık 20 ytaşındaki otobüsler değil. bir de dediğim gibi, standartı maalesef ki yok; bir seferinde çok iyi bir memur ya da muavin, artık nasıl ifade ediiyorsa gelirken, bir diğerinde de sağlam bir hanzo yolculuğa eşlik eder. bir de, araçlarının dış görünüşü, bazıları için konuşuyorum, acayip derecede uzay mekiğini andırsa da, içi yine bir o kadar dökülmektedir. ondan diyorum, o kadar aracınız var, yazık verilen paralara. bir de, istanbul un içinde iki kere üstüste kullandım iki gün içerisinde, istanbul-çorlu arası dolmuş gibiydi. el sallayana şrak diye duruyorlar.