kısmen etsek dahi muhabbet etmekten çok çok mutlu olduğum hoşsohbet meslektaş kişisi. yolundan ilerlemeye çalışıyorum.
kısmen konuşabildik çünkü bizim işin bir ucu var bir ucu yok bu muhabbet sınırsız sürer gider.
iyi ki tanıdım efendim yahu. kolay gele kendisine.
i can football adlı oyuna dimitri melanov adı ile katılmış yazar.
sanki kazmalıgımızı biliyor oyun vallahi... anında ait oldugum yere, defansa yerleştirdi beni. hiç üstelemedim ve rakip forvetlerin kabusu oldum. eğer bir maçta dimitri melanov ismine denk gelirseniz pas verin, canımı sıkmayın. *
uludağ radyoda dj lik vazifesini yüklenmiş, ve an itibariylede başarılı bir performans gösteren yazar kişisi. hoşsohbet, sıcak kanlılık, misafirperverlik, şimdilik yakalayabildiğim özellikleri.
sırf 2 mart 2008 beşiktaş galatasaray maçı'nı şahsımla izleme şerefine nail olabilmek adına 1 hafta önceden kütahya'dan antalyamıza teşrif etmiş yazar.
kendisinin bu çabasını karşılıksız bırakmayıp, 2 mart pazar günü saat 19:00'a randevu vermişimdir.
evimizde misafir edip hafiften üşüttüğüm adamdır. uyurken yorulabilen bir insandır kendisi öyle de ilginç bir özelliği vardır. neyse, antalyamızın şehiriçinde yer alan nadide yerlerini göstermeye gayret ettik, kendisi şahsımdan bağımsız paintball oynamaya gidip ayağını sakatlayıp da dönmüştür.
çok kral elemandır, misafir olduğu evde ev işi falan yapar, çok güzel yemek yapar, bulaşık yıkar -karı gibi; (bkz: davaro)- elimizden geldiğince gönlünü hoş tuttuk, hava biraz serin olduğu için denize sokamadık, artık yaza.
kendisinden antalya hikayeleri dinlemek için turkcell 757 07 07'yi aramanız gerekmektedir. turkcell için 12 sms/24 kontör diğer oparetörler için 15 sms/30 kontör sabit hatlar için 7 lira olarak ücretlendirilmektedir.
ayrıca kendisi hormonlu domates suçlamalarını yerinde izlemiş ve seralarda üretilen domatesin hormon içermediğini, kullanılan maddenin insana etkisinin olmadığını laboratuvar ortamında kanıtlamıştır. isteyen yazarlara 2 gece 3 gün ziraat gezisi yaptırtabiliriz.
uzun gece sohbetlerini özlediğim, imkanlar elverdikçe kısa görüşmeler sağlayabildiğim, oysa ki çok özlediğim canımın içisi portakal çiçeğimdir kendisi. ilk fırsatta görüşmeyi ümit etmekle yetinmekteyim. (Ayrıca çok geçmiş olsun dedeme acil şifalar tatlışım)
yarım kalmış bir bardak düşün. bu bardağa bakan kişi, bardağın yarısının boş olduğunu düşünüyorsa pesimisttir. yarısının dolu olduğunu düşünüyorsa, optimisttir. o bardaktan alacağı diğer hiç bir yudumun ilk yudumun tadını vermeyeceğini düşünüyorsa melankoliktir. pesimistten de, optimistten de kötüdür.
kısa bir süre önce trafik kazası geçirdim, büyük bir kazaydı. neyseki ufak tefek hasarlarla ucuz atlattım. ama kazadan yaklaşık bir hafta önce hint yapımı kırmızılı bir küpe almıştım, çok güzeldi, değişikti.
kaza günü kırmızı bir kazak giyip, kırmızı küpelerimi takmıştim,ilk kez.
kaza anında her yer kan revan içinde kırmızıyken, kırmızı küpelerin kulagımdan fırladığı doğal olarak dikkatimi çekmemişti. ta ki bir daha takmak isteyene kadar.
nasıl içime oturduysa kırmızı küpelerimim kayboluşu, belki bir daha bulamayacağım için, melancana nasıl anlattıysam küpeleri herhalde onun da içine oturmuş...
bir gün ofisteyim, kargo geldi...yüklü bir hastane faturası.
aradan bir saat geçti bir kargo daha geldi, telefon faturası. o da yüklü...
sonra bir kargo daha, yok dedim, istemiyorum artık ama almak zorundasın işte.
açtım, içinden bir kağıt yığını çıktı, fatura mı?
hayır ya, böyle bantlanmış falan... epey uğraştıktan sonra açtım içinden küçük bir bozuk para çantası çıktı, onu açtım rengarenk plastik tokalar(konfeti niyetineymiş) *...o tokaların içinden de bir çift kırmızı küpe...
melankolik bu işte, ummadığınız zamanda, ummadığınız şekilde gülümsemenizi sağlar.