Korkutucu. Kendimi animelerde gibi hissediyorum. O büyük ve upuzun viyadük yüzünden. Her an devrilecekmiş gibi duruyor. ince bir hat gibi ayırıyor. Bir tarafta gülbağ, diğer tarafta ortaklar. iki farklı mahalle.
Benimde içinde yaşadığım mahalle. Görsel olarak çok güzel bir mahalledir ancak pislik yuvasıdır. Ayrıca istanbulun öğle vakti en çok insan trafiğinin olduğu yerlerin başında gelir.
Sakinlerinde çok para vardır çünkü parayı kazanırlar ve sadece marul lahana ekmek yumurta peynir alırlar. ne tatil ne kültürel harcama ne bar ne eğlence ne gazete ne sinema ne tiyatro hiçbir şey. Gündüz çalışırlar aksam ve hafta sonu evde oturup tv izlerler. tabi paralar birikmeye başlar. sonra o paralarla araba alınır; ama arabayla sadece şişli'ye kadar gidilir; ötesi benzin parası gidecek korkusundan yasaktır. E tabi yine para birikir. Sonra ev alırlar. Ama yine ot hayatlara devam yine para birikir...
istanbul'a ilk ayak bastığım 4 Eylül 2008'de Esenler'den sonra istanbul'da gördüğüm ikinci semt, düşünün artık üzüntümü okula varana kadar. Neyse ki Boğaziçiliyiz
Çalıştım bir dönem genelde trafikte cam silicileri kaldırımlarda dilenciler seyyar satıcılar işportacılar vsvs doludur lüks gibi bir yer olarak görülsede bağcılardan varoştur amk.
Hali hazırda kalabalık olup, trump towers, ali sami yen yerine yapılan gökdelenlerle içinden çıkılmaz bir hal almış, alacak istanbul ilinin bir şehri. Unutmadan zincirlikuyu'ya yapılan zorlu gökdelenleri de şimdiden hayırlı olsun.
bütün ilçeler aynı hızla şerefsizleşiyordu.. birinciliği mecidiyeköy e verdiler. mecidiyeköy itiraz edecek, bağıracak oldu ağzından klakson sesi çıktı. ağlayacak oldu gözlerinden tozlar süzüldü. bunun üzerine demirden, gri ceketini alarak çekti gitti. hayranları olan tüm anketörler de peşinden teselli etmek için koştular..