21 ekim 2009 wfl wolfsburg beşiktaş maçı'ndaki performasıyla (özellikle 2.yarıdaki) eurosport'un haftanın şl ilk 11'inde yer verdiği oyuncu. dzeko'Nun çaprazdan bir pozisyonu vardı hatırlarsanız dzeko vurmadan müdahale etti yere düştü kalktı dzeko 2.kez vurmadan yine müdahale etti hayran kaldım. gökhan zan'ı transfer ederek ferrari'nin alınmasına katkı sağlayan başta haldun üstünel olmak üzere gs yönetimine teşekkürü bir borç bilirim. *
en iyi olup olmamasi beni ilgilendirmeyen oyuncu. o kadar rahatim ki top onun tarafina gittigi zaman, inanilmaz bir sakinligi ve kademe anlayisi var. sivok la birlikte bu sene besiktasin en onemli oyuncusu olmaya adaylar. besiktas i toraman in da aralarina katilmasiyla bu sene ligde en az gol yiyen takimlardan birisi yapacaklardir.
türkiye ligi nin en iyi defans oyuncusu. yaptığı çok kritik müdahaleler, topu savunmadan çok iyi uzaklaştırması ve soğuk kanlılığı en belirgin özellikleri. bunun dışında bazen orta sahaya gelip oyunu kurduğunu bile gördüm. eskişehir maçında yokluğu çok hissedilecek.
takımları, hocaları, futbolcuları ve hatta hakemleri, bir maçla yerin dibine sokup, bir maçla da göklere çıkaran yurdum insanının, wolsfburg maçından sonra en yükseklerde bile koyacak yer bulamadıkları futbolcu.
dzeko o bomboş kaçırdığı kafa vuruşlarını gole çevirse ne diyeceklerdi merak ediyorum.
beşiktaş'ın sivok ve ernst ile birlikte en sağlam adamı. seviyorum bu adamı. sezgileri, soğukkanlılığı ve hamleleri
ile yıllarca özlemini çektiğimiz stoper kavramını bizlere yaşatıyor. zira sürekli topları ıskalayan,adamını kaçıran,
topu oyuna sokarken rakibe atan kazma stoperlerden gına gelmişti. ferrari ilaç gibi geldi maşallah. tek dezavantajı
biraz ağır olması ama o kadar da olur diyelim.
zago ve ronaldo gibi adamları izledikten sonra türkiye'de ki hiçbir yabancı defans oyuncusunu beğenmeyen benim, yıllar sonra gözümü şenlendiren adamdır.
(#5944485) numaralı entry'mde yazdığım gibi can'dır, has'tır.
her oynadığı maçta, her yaptığı başarılı müdahalede, her kaptığı kafa topunda mehmet demirkol'un kulaklarını çın çın çınlatmaktadır.
bir de herşeyin üzerine tam bir taraftar adamıdır. her maçta inönü'de tribünlere gülümseyerek bakar, keyif alır belli ki.
bizde ondan alıyoruz keyfi. bulanın, getirenin ellerine sağlık.
ne opel mercedes
ne de lamborghini
seviyoruz seni
matteo ferrari!!!
soyadıyla müsemma bu adam, bunu gördük bu maçta ve maç sonrası röportajında.
üstün performansı ve kalitesi yanında, müthiş cool ve karizmatik.
aldığı para her kuruşuna kadar helal olsun.
wolfsburg maçındaki performansıyla takımını sırtlamıştır. herkesten özür dileyerek, uzun zamandır yapmak istediğim iğrenç bir espriyi bu geceki performansı vesilesiyle yapmak istiyorum.
soru: matteo ferrari takımını sırtlarsa ne olur?
cevap: takım arkadaşları ferrari'ye binmiş olur.
bir takım insanları, hem sahaya koyduğu harika futbol hem sergilediği soğukkanlı duruş nedeniyle, hayal kırıklığına uğratan adamdır.
işin garip yanı bu adamın göze hoş gelen bir "defans" anlayışı vardır. hani olur ya yetenekli futbolcu pas atar çalım atar gözler bayram eder... bu adam da müdahaleleri ile göz kamaştırıyor. hiç olmadık yerde ani bir refleksle topu dokunup mutlak golü engelleyebiliyor. kafa toplarına öyle güzel yükseliyor ki, vuramasa dahi çevresindekilere vurdurtmuyor.
bonservisine 5 milyon euro'ya yakın verilen zapotocny'nin 1 yıl sonrasında yerine geçen adamdır. buna rağmen oyununu beğendiğim sağlam bir defans oyuncusudur, ammaaaaa;
beyefendi kişilikli ve etliye sütlüye karışmayan hakan balta'ya attığı osmanlı tokadıyla(!) ne kadar yürekli, ne kadar düzgün bir futbolcu olduğu ortaya bazıları tarafından ortaya çıkarılmıştır. bir başka über yürekli(!) hareketi de köy kabadayısı kılıklı*(!) mustafa sarp'ı ittirmesiymiş, hani şu tabata'nın bileğine kastettiği adam. gerçi ben o son derece yüreklice(!) itip kaktığı adama saniye geçmeden sarıldığını falan da gördüm de, halüsnasyon işte, gerçekten yürek fışkırıyor. rakip forvet oyuncularını tekme tokat dövmek gibi süper yürekli ve arma için oynadığını gösteren hareketlerini de beklemekteyiz. ayrıca kendisinin idolü olan pascal nouma kardeşimiz 2000 senesinde elland road'daki leeds united maçında ibrahim üzülmez'i değil marcus munch'ü kurtarmaya çalışırken mills'in suratını sertçe ittirmiştir, tokat atmamıştır.
velhasıl böyle şahısların futbol izlemesine müsaade edildiği sürece futbol denen spor dalı da boktan çıkmayacaktır malesef, baksanıza adamın rakip oyuncuya tokat atması onun "yürekli" olduğunu gösteriyor kimilerinin gözünde, gidin fox tv'deki boks maçlarını izleyin, daha yürekli(!) adamlar var orada.