küçük bir çocuğun kafasının okşanmasıyla gözlerinde beliren ışıltıdır. üşüyen bir yavru sokak köpeğinin annesinin yanına sokularak ısınmaya çalışmasıdır. güneşin batışıyla birlikte eline tutuşturulan bir parça ekmekle karnını doyurmaya çalışan afrikalı çocuğun sessizliğindeki sırdır. masumiyet budur!
izlediğim en iyi filmlerdendir. güven kıraç ve haluk bilginer'in kalitesini bir kez daha hissettim.ısrarla izlememi tavsiye eden tatlı insanı buradan öpüyorum. belki bir gün okur buraları.
edit: almanyadaki teyzeme de selam yollamak istiyorum gibi olmuş*.
tek bir soruya kayıp giden hayatını sığdıranların hikayesi aslında. en suçlumuzun bile izlerken etkileneceği türden. düşünürsün bittiğinde ileride senin tüm hayatını dökeceğin soru ne olacak diye..
--spoiler--
zagor'un diyarbakır cezaevinde olduğunu duymuştum o sıra.. bi gece bi büyükle eve geldim.. hepsini içtim... zurnayım tabi.. bi ara gözümü açıp baktım karlı dağlar geçiyor.. bi daha açtım başımda bi çocuk kalk abi diyarbakır'a geldik diyor.. baktım sahiden diyarbakır'dayım... bi soruşturma, kale mahallesi vardır oranın... bi gecekonduda buldum.. malımı bilmez miyim.. görünce hiç şaşırmadı.. hiç bişey demedik.. o gece oturup düşündüm.. oğlum bekir dedim kendi kendime "yolu yok çekeceksin.. isyan etmenin faydası yok.. kaderin böyle..yol belli... eğ başını usul usul yürü".. o gün bu gündür usul usul yürüyoruz işte..
--spoiler--
Gözlerden anlaşılabilen, büyüdükçe insanların büyük çoğunluğunun kaybettiği hal. Gittiğinde asla geri gelmeyecek değerdir. Belki de sahip olunabilecek en güzel şeydir.
duygunun acıyla korunduğu dönüşümlü insan ağacı içeren demirkubuz eseri. uğur un zagor hariç bilinç faktörünü yitirmesiyle sıradanlaştığı ve duygu zincirindeki bekir i 0 ın altına indirgediği, "çevre" denileni yitirip rolleri kendi fedakarlık anlayışıyla değiştirdiği ucunun kader e uzanacağı yolculukta uğur un 1. tekil i olan zagor yüzünden çatışmalarının arkası kesilememekte. Yusuf ise yitirdiği aitlik kavramını çilem, bekir, uğur üçlüsüyle bulmakta. ardından çilem hariç aitliğini yine yitirmekte. karmaşa filmi evet, birazda yaşamın pis tarafından saflık arındırmaya çalışmak gibi. suç denilen kavram döngüde tamamıyla. sorumluluk paylaşılır mottolu ilerlemekteyken uğur un yusuf la gerçekleştirdiği bekir konuşmasında esasen bu sorumluluğu ve benzemeyi paylaşıyor gibi.
uğur: çok mu seviyorsun bekir abini?
yusuf: iyi insan, bana abilik yaptı.
uğur: iyi insandır köpek, "ama salaktır azcık. birşeye taktı mı takar."
uğur aslında kendini anlatır. bekir i kendine benzetebilmesiyle oluşmuştur "takıntı" hali.
bekir in nokta atışıyla yusuf devralır uğur için bekir in yerini. yani silik karakteri. x, y ne farkeder olgusuyla "aynı" yı yaşatır farklı kimliklere, ritüele dönüştürmüşçesine.
haluk bilginer ve güven kıraç' ın eşsiz oyunculuğuna derya alabora' nın oyunculuğu da eklenince mükemmel olmuş filmdir. bu filmle ilintili kader filmi varmış şimdi de onu izleyeceğim. insanın aklına gemide-laleli' de bir azize ikilisi geliyor hemen. o filmler de birbirini tamamlamıştı. ne varsa 2000 öncesi filmlerde var. yok incir reçeli yok üzüm pekmezi yok kardeşim bu masumiyetteki gerçekçiliğin onda biri yok.
ilkokul yıllarında yaşanmış ilk aşktır masumiyet. hiç bir kötü niyet beslemeden, uzaktan bakarak, gözgöze gelme ve 2 kızaran yanaktır. onu görmekle bile küt küt atan kalptir masumiyet.
boncuk boncuk gözleriyle size gülümseyen çocuğun gözlerinin ışıltısıdır, gece üstü açılan yavrusunun üstünü örtmek için kalkmış annenin uykusuz gözleridir, yeni doğmuş bir bebeğin ağlamasındaki çaresizliktir.