mahrem

entry77 galeri1
    26.
  1. yalnız - cocuk bir daha ucan balon gördüğünde,onu kimseye göstermeye kalkışmayacaktır.büyümüştür artık;tek başına kesfettiği bu seyir aleminin,tek başınalıktan kurtulmanın yolu olmadığını görecek kadar.o da bundan böyle sırlarını kendine saklar.bir sonreki sefer nefesini tutup gözlerini ayırmadan izler ucan balonun yükselişini...
    .
    .
    .
    derken gökyüzünün atlas kapısından geciverir balon.yok olur.yalnız-cocuk bozulur,cünkü hic mi hic ayırmamıştır gözlerini ,bırakmamıştır hayali ipin ucunu ,hayal ipinin ucunu..gene de gitmistir ucan balon.görülmediği icin değil görüldüğü halde kaybolmuştur gözden,işte o zaman yalnız-cocuk birşeyi daha anlar.anlar ki her daim kendi sonunun peşi sıra gider zaman.ve bu sebepten işte eninde sonunda her ucan balon patlar ve gün gelir her sır kendini gammazlar.

    yasam:yasamı görmek icin ayna tutarız ağzımıza,yasamı göremesek bile,yasadığımızı biliriz ayna buharlanınca.

    işte nihayet hep olmak istediğim şey olabildim.artık bir ucan balonum ben.her ucan balon gibi ben de yalnız-cocuk'un gözbebeklerinden havalanırım.topu topu göz acıp kapayıncaya kadar sürdürebilirim semavi seyrüseferimi ve her ucan balon gibi mucize sayılırım ben de..** *
    1 ...
  2. 27.
  3. Yakın akrabadan olduğu için nikâh düşmeyen kimselere de kullanılır.
    0 ...
  4. 28.
  5. '' onu görebildiğin müddetçe bana aşinaydı; göremediğimde ise, neler yaptığını kestiremediğim bir yabancı. ''

    gibi yine vurucu cümleler içeren elif şafak romanı.
    3 ...
  6. 29.
  7. --spoiler--
    daha kaç kadın tanımalıydı ki, yeterince kadın tanımış olmak için? kaç kitap okuyunca alim, kaç diyar gezilince gezgin, kaç hezimetten sonra bezgin olurdu insan?
    --spoiler--
    2 ...
  8. 30.
  9. yetişkin insanlar için masallar gibiydi. hırs nasıl kalp kırar... güven nasıl mutluluk getirir... ne kadar mahrem olsa da sırlarla ve zincirlerle dolu bir hikayeydi ve bu nedenle fısıltıyla, yavaşça okumak lazımdı...
    2 ...
  10. 31.
  11. --spoiler--
    bazen... böyle birdenbire yaralanıveririz. ama her yara iyileşir. eninde sonunda kabuk bağlar, üstünü kapatır. gözlerden saklanır. çünkü hiçbir yara görülmek istemez.
    --spoiler--
    4 ...
  12. 32.
  13. başkaları tarafından görülmemesi gereken sır olan anlamına gelen kelime.fakat bizde bu namahrem olarak da kullanılır.na farsça olumsuzluk ekidir.dolayısıyla namahremin anlamı sır olmayan demektir.ne de olsa galat-ı meşhur fasih-i mehçurdan evladır derler.
    aynı zamanda eski zamanlarda herkesin bir çok mahremi varken günümüz toplumunda mahremin hiç bir anlamı kalmamıştır.bunun nedeni ülkemizdeki batılılaşma çılgınlığıdır.
    2 ...
  14. 33.
  15. bazen öyle ayrıntılara takılıp uzatılmış bir kitap ki insanı sıkabiliyor, ama aynı zamanda ne olacak diye de merak ettirebiliyor.
    2 ...
  16. 34.
  17. nazar sözlüğü,samur kız,La Belle Anabelle,Keramet Mumi Keşke Memiş Efendi,Be-Ce,vişne rengi çadır,hayalifener apartmanı..sonunda üzüldüm.Be-Ce ye dargınım sanırım.. 'Mahremiyetin gitti mi elden,sen de gitmelisin tez elden!'
    0 ...
  18. 35.
  19. yeni okuduğum; gece yarısına kadar duraksamadan okuyarak bitirdiğim, bitirdikten sonra kendimi bunalımda hissettiğim, hatta sebepsiz yere oturup ağladığım kitap. ama gerçekten güzeldi. tavsiye edilir.
    0 ...
  20. 36.
  21. ilginç bir kitap olup görünen ve görünmeyen üzerinedir, mahremdir.
    1 ...
  22. 37.
  23. elif şafak'ın aynı zamanda bir sözlük olan kitabı.

    zühre: derler ki, aşk da unutulurmuş her şey gibi. hem de yaşanıp bittikten, soğuyup küllendikten sonra değil, tam da doludizgin devam ederken unutulurmuş aşk.
    neyse ki, zühre yıldızı varmış göğün üçüncü katında. halen âşık olup olmadıklarını ve eğer âşıklarsa kime âşık olduklarını hatırlayamayanlar, göğün üçüncü katına çıkıp, zühre yıldızının elindeki aşk aynasına bakarlarmış. baktıklarında gördükleri yüz, âşık oldukları kişinin yüzü olurmuş.derler ki, bazıları sadece zifiri karanlık görürmüş aynada. böylelerinin hafızalarından şüphe etmeleri yersizmiş. çünkü tekleyen hafızaları değil, yürekleriymiş.
    ayçiçeği: ay çiçeği güneşe âşık olunca, gülmekten kırılmış bütün bitkiler. "güneş gökyüzündeki tahtından bir an bile aynlmaz. kudretli ve ulaşılmazdır. sen kim, o kim. vazgeç bu sevdadan," demişler hep bir ağızdan. ay çiçeği sesini çıkarmamış. sevdalı gözlerini dikmiş güneşe; bakmış bakmış bakmış. uzun müddet hiçbir şeyin farkına varmayan güneş, nihayet bir gün, ay çiçeğinin bakışlarını hissetmiş üzerinde. önce geçici bir heves sanmış ama zamanla yanıldığını anlamış. ay çiçeği öyle inatçıymış ki, güneş tahtını nereye taşıdıysa, yılmadan usanmadan o yöne çevirmiş başını.
    derken bir öğleden sonra, artık bu takipten bıkan güneş sapsarı gazabıyla kavurmuş ay çiçeğini. daha ay çiçeğinin üzerinde simsiyah duman tüterken, insanlar akın etmişler olay mahaline. "yaşasın!" demiş içlerinden biri."şimdi ne güzel çitleriz bu aşkı."
    aynı gece televizyonun karşısında acıklı bir aşk filmine gözyaşı dökerken, çitlemişler ayçekirdeklerini.
    0 ...
  24. 38.
  25. Elif Şafak;

    "BAZEN TEPETAKLAK OLUR YÜREK.AHESTE REVAN GiDERKEN KENDi YOLUNDA,GÖĞÜS KAFESiNE TOSLAR KÜTTEDEK.YÜZÜSTÜ KAPAKLANIVERiR YERE.BiR YERLERiNiN FENA HALDE KIRILDIĞINI HiSSEDER KALKMAYA YELTENiP DE KALKAMADIĞI GÖRÜLDÜĞÜNDE."
    0 ...
  26. 39.
  27. --spoiler--
    Gözbebeği; insanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan... gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. Yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.
    Aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki aşık olunan hep uzaktadır. Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için, maşuka ''gözbebeğim!'' diye hitap edilir.
    --spoiler--
    4 ...
  28. 40.
  29. Bazen tepetaklak olur yürek. Aheste revan giderken kendi yolunda, göğüs kafesine toslar küttedek. Yüzüstü kapaklanıverir yere. Bir yerlerinin fena halde kırıldığını hisseder kalkmaya yeltenip de kalkamadığını gördüğünde. Üzerini yoklar ama dışarıdan belli olan bir yara filan bulamaz. Haykırır vargücüyle:Derhal çıkmam gerek. Çıkmam gerek! Zar zor doğrulur, ağlaya sızlaya saldırır kafesinin demirlerine. Ve nihayet göğüs kafesinden kurtulmayı başardığında, ne yöne gideceğini kestiremeden bakakalır önüsıra uzanan yollara; daha evvel ayak basmadığı topraklara. Yollar yollara karışır. Sular bulanır. Elmas bir gözdür yürek. Ve çizilmeyegörsün bir kere, artık hep sedefsi bir yırtıkla bakacaktır cümle âleme.
    ELiF ŞAFAK- MAHREM
    2 ...
  30. 41.
  31. --spoiler--
    ''merak ediyorum arka bahçelerde sırlanmış sırlar, işlenmiş kabahatler, yarım kalmış satırlar kaydediliyor mu satır satır, kelime kelime? bilmek istiyorum bir mahremiyeti var mı insanoğlu-insankızının, insan olmanın? ara sıra da olsa, gözlerden kaçabileceğimiz, görülmekten kurtulabileceğimiz gececil bir an, karanlık bir nokta kadid bir boşluk, belirsiz bir yırtık, ufacık bir çatlak, önemsiz bir kaçak... hani sanki, bit ısırmış, kene yapışmış, tırtıl kemirmiş, sülük emmiş, güve yemiş, gökten düşen üç elmanın birinden kurt çıkıvermiş kadar küçük, küçücük bir mahremiyet var mı bu seyirlik dünyada.''
    --spoiler--

    en iyi elif şafak romanıdır.
    1 ...
  32. 42.
  33. 43.
  34. acaba elif şafak,'la belle anabelle'i ballandıra ballandıra anlatırken, 'biz hatunları hiç mi düşünmedi de; kitabı okurken anabelle'e olan kıskançlığımıza bizi öldürttü?' diye kendi kendime sormama sebep olan harikalar ötesi elif şafak romanı.

    (bkz: 'hayatınızı değiştiren yazarlar')
    (bkz: 'hayatınızı değiştiren romanlar')
    1 ...
  35. 44.
  36. bitmesine şaşırmadığınız, içinde hissetmediğiniz arkasından pek düşünmediğiniz bir kitap. ama ağzınızda hoş bir tat ve gözünüzde yeni bir perde bırakıyor mahrem. farklı açılardan bakıyorsunuz şu seyirlik dünyaya, seyredilen, seyretmek için varolan dünyaya
    bitiyor üzmeden, üzülmeden...

    'görmemek lazım mahrem olanı, gözden saklananı. böylesi görmemek bir erdem.'
    0 ...
  37. 45.
  38. elif şafak keşke sözlük'te yazsa dedirten kitap.*
    zehir: kendini göstermeden ölüme sebebiyet veren madde.

    adem ile havva: adem ile havva, yasak elmanın tadına varınca, farklılıklarını gördüler ilk defa. utanp, incir yapraklarıyla örtmek istediler çıplaklıklarını. ama birinde bir, ötekinde üç incir yaprağı vardı. sayı saymayı da öğrenince, bir daha hiç aynı olmadılar.

    basilisk: bakışları zehirli, zehiri öldrücü hayvan. basilisk bilinmeyen diyarlara yelken açan seyyahların korkulu rüyasıydı. seyyahlar onun zehirli bakışlarından kurtulmak için envai çeşit koruyucu nesne taşırdı. ama en zeki olanlar, aynadan başka bir şeye gerek duymazdı.

    şu hayyatta basilisk'i kendi görüntüsünden başka ne durdurabilirdi ki?

    ceviz ağacı: gördüğü her şeyi cevizlerinin kabuklarına resmedermiş ceviz ağacı. kimse bu ağacın altında sevişmek istemezmiş bu yüzden.
    1 ...
  39. 46.
  40. "mahremiyetin gitti mi elden sen de gitmelisin tez elden"...

    kitabı okuyalı kaç zaman oldu hatırlamam tıpkı bu sözü hiç unutamadığım gibi..
    0 ...
  41. 47.
  42. --spoiler--
    Öyle güzel ki uçmak... Öyle güzel ki tüyden hafif, uçurtmadan serseri, buhardan oynak, toz zerresinden kıvrak, kar tanesinden savruk olabilmek gökkubbede. Niyetim daha , daha da yükseklere çıkmak. Niyetim gıpgri gökyüzünde fersah fersah yükselip sapsarı güneşin gölgesine değerek, bembeyaz bulutların üzerine çıkıp bağdaş kurmak ve bir de oradan bakmak dünyaya. Çünkü bilmek istiyorum aşağıda olup biten herşey görülüyor mu buradan bakıldığında? Merak ediyorum arka bahçelerde sırlanmış sırlar, işlenmiş kabahatler,yarım kalmış oyunlar kaydediliyor mu satır satır, kelime kelime? Bilmek istiyorum bir mahremiyeti var mı insanoğlu-insankızının, insan olmanın? Ara sıra da olsa gözlerden kaçabileceğimiz, görülmekten kurtulabileceğimiz gececil bir an, karanlık bir nokta, kadid bir boşluk, belirsiz bir yırtık, ufacık bir çatlak, önemsiz bir kaçak... hani sanki, bit ısırmış, kene yapışmış, tırtıl kemirmiş, sülük emmiş, güve yemiş,gökten düşen üç elmanın birinden kurt çıkıvermiş kadar küçük, küçükcük bir mahremiyet var mı bu seyirlik dünyada.
    --spoiler--
    0 ...
  43. 48.
  44. özellikle genç kızlarımızın hep gizledikleri bir mahremiyetleri vardır.
    gizlemeyenlere orospu deniliyor.
    0 ...
  45. 49.
  46. elif şafak'ın açık ara farkla en iyi romanı. her romanında olduğu gibi bu romanında da toplumun öngörmediği, görmek istemediği, dışladığı özellikleri gözler önüne seren, görülmeye ve görmeye değer kılan haline getiriyor. keramet mumi keşke memiş efendi ile balmumu renginde görüyoruz dünyayı, be-ce ile de kameranın matrajından. şişkonun neden 3'e kadar sayamadığını öğrendiğimde o sayfayı ağlayarak okudum. neden şişko olduğunu anlamak ise bi kitabı böle haşince bitirmeme neden oldu. nefret ettim, haykırdım hıçkırıklarla, ama sesimi duyan olmadı. bi elif duydu sesimi pera'dan, pera'ya. yemek yedi- ağzını çalkaladı. kustu- ağzını çalkaladı. nefes aldı- ağzını çalkaladı. mahrem esasta buydu. 1,2...1,2...
    5 ...
  47. 50.
© 2026 uludağ sözlük