kızıldere'de katledilen fidanımız. devrimci dayanışmanın, oportünizme karşı mücadelenin, sosyalizmin türkiye'deki en büyük sembolüdür efendim. hapisten kaçtıktan sonra ''ne kadar aynı görüşü paylaşmadıkları için siyaseten ayrılmış olsalar da'' denizlerin idamını durdurmak için ingiliz askerlerini kaçırmış ve buna karşılık, 72 saat içerisinde, hapiste zulmedilen tüm devrimcilerin salıverilmesini isteyen sosyalist kişidir.
hakkında bir şeyler söyleyebilmek için en azından ilkokulun bitirilmesi gereken politik şahsiyet.
ne kadarı doğru ne kadarı yanlış bilinmez ama, inandığı doğrular için fiziksel varlığını feda etmekten çekinmeyen birisi için saygısızca cümleler kurulduğunu görünce üzülüyor insan. her şeyi bir kenara bıraksak bile, bu insan ölmüş. hayatta değil. ölen birinin arkasından bilip bilmeden konuşmak hiç güzel bir davranış olmasa gerek. üstelik yaptıklarının ve düşündüklerinin ne olduğu hakkında fikrimiz bile yokken, fikir edinmek için çaba bile harcamamışken.
Kızıldere'de katledilmiş devrimci önder. Sanıldığı gibi yoldaşlarıyla sibel erken olayında sibele kötü davranmamışlar, kendileri için değil ama sibel'in bir şeyler isteyebileceğini söylemişlerdir. Sibel erkan'nın çok sonradan yaptığı açıklamalardan da devlet kayıtlarında da sibel hakkında kötü olabilecek hiç bir şey söylenmediği ortadadır. Aynı zaman da bir teorisyen olan Mahir çayan yaşına da rağmen büyük sorumluluk üstlenmiştir. Türkiye tahlili yaparak bu tahliller doğrultusunda devrimci savaş stratejisi geliştirmişlerdir. Kendi bir gün bu yolda öleceklerini bilmekteydi önemli olan yarın için devrimci bir gelenek bırakabilme isteğidir. Bugün onun devrimciliği anadolu devrim tarihine altın harflerle işlenmiştir.
büyük adamdır. koskoca israil büyükelçisini kaçırdı ve infaz etti. benzerini islamcılar bile yapamadı hala...
solcuları zaten saymıyorum. evrim geçirip evrimci oldular şimdi. amerikalı bilim adamlarının iki dudağı arasında çıkacak sözlere bakıyorlar. başka konuları yok...
sanılanın aksine apo ile ilgisi olmayan, ayrı kürt devletini savunmayan ve türk ve kürt proletaryasının türkiye devrimi için eylem birliğini savunan kişidir. öcalan ise kürdistan ulusal demokratik devrimini savunan ve bağımsız sosyalist ve birleşik bir kürdistan devletini hedefleyen, yakalandıktan sonra tasfiye sürecine giren pkk'ye "demokratik konfederalizmi" öneren bir kişi. buna karşılık mahir elbette, revizyonist ve küçük-burjuva devrimcisidir. pkk, mahir'e göre (kürdistan açısından ele aldığımızda) çok daha marksist leninist bir örgüttür.
yaşamını adadığı kapitalizm ve emperyalizmle mücadele canına malolsa da, bu düzen onu hala "marka" haline getiremediyse, o hala sosyalist iktidar mücadelesi veren işçilerin emekçilerin bayraklarında, sloganlarında yaşıyor demektir.
eskinin azılı bir arnavutluk emek partisi taraftarı olan benim, devrimcilik döneminde hiç yıldızımın barışmadığı bir kişidir. kendisi marksçı-leninci teoriyi revizyona uğratmış, politikleştirilmiş askeri savaş stratejisini yani öncü savaşı savunmuştur.
dhkp-c bu adamın izleyicisidir. 12 mart darbesi ile thkp-c'nin kızılderede tasfiye edilmesi sonucu, bölünme gerçekleşmiş, dev-yol, acilciler, üçüncü yol, mlspb gibi gruplar meydana gelmiştir. dev-yol'un istanbul komitesi koparak dursun karataş liderliğinde dev-sol'u kurmuştur. bu dev-sol 1994'te bedri yağan'ın ihracı ile dhkp-c haline geldi bildiğim kadarıyla. bedri yağan'ı izleyen merkez ise 2009'da devrimci karargah ile birleştiler. bahsi geçen bütün örgütler, yani parti-cepheyi savunan tüm gruplar, ayrıca yayınorganlarında "kurtuluş" kelimesi geçen bütün sol fraksiyonlar mahir çayan'ın geleneğinden gelir.
"işte kendisiyle küçük burjuva radikalleri arasında hiçbir fark görmeyen, "Hep dostluk, mücadele yok" diyen sağ oportünizm! Bizim partimiz ne milli cephe partisidir, ne de bizim partimizin komutanlığı küçük burjuva radikallerine aittir. Biz sosyalistlerin partisi, Marksist bir partidir ve partimizin de eylem kılavuzu kemalizm değil, bilimsel sosyalizmdir!" mahir çayan
Yeni Oportünizmin Niteliği Üzerine adlı makaleden alıntıdır.
--spoiler--
Taş duvar, demir karyola ve yerde sayısız izmaritler
helanın pis kokusu, rutubetli, sıkıntılı, nikotinli
insanı serseme çeviren kurşun gibi ağır bir hava
Duvarlar sanki soğuk dalgaları imal ediyor.
istediğiniz kadar üzerinize kalın şeyler giyin
Oligarşinin hücresinde soğuğu yenmek imkânsız.
Ranzanın karşısında kafesli demir kapı, arkasında Mehmet.
Görevi dakikası dakikasına beni denetlemek
Mehmedim utanıyor, kahroluyor
Askerlik ağam naparsın diyor.
Aslında o da tutsak
Ben hücremde, o hücrenin önünde
...