her gece beş bölüm izleyerek uykusuz bir halde işe gelmeme neden olan dizi.
birinci sezon beşinci bölüm sal denize iner ama kamera karşıdan gemiyi farkedemez.*
--spoiler--
3. sezon finalinde karakterlerimizin medeniyette geçirdikleri hayatlarındaki flash backlerden sonra gelen flash forwardlarla son bulmasının ardından...
tabutun içinde kim var?
-sawyer'ın ta kendisi! bomboş bir cenaze kimsesi yok...
kate'in jack'e beni merak eder dediği şahıs kim?
-kate'in sawyerla adada kutup ayılarının kafesinde halvet oluşunun akabinde olan oğlu ...
--spoiler--
Hakkında bu kadar entry girilince lost'a dair aklımda bir bok kalmadığını anladığım dizi olmuştur. s03eözet tarzında bir özet bölüm çıkartsınlar arzusu tavandır.
3. sezon dvd lerini izlerken farkettiğim bir nokta daha var.
------ağır spoiler------
nikki ve paulo'yu konu alan bölümde paulo elmasları the pearl'ün tuvaletine saklıyor ve tam o sırada da ben ile juliet istasyona giriyorlar. ben, hatch'in kapağının açık olduğunu görünce aralarında şu konuşma geçiyor
ben: bunu kim açık bıraktı ?
juliet: tom birkaç gün önce burdaydı.
ben: peki, girişi uçakla gizleyelim.
hatırlayacaksınız bahse konu uçak boone'un düşüp öldüğü uçak. john locke uçağı rüyasında görmüş ve boone ile birlikte uçağa gitmişti akabinde de john un ayakları tutmadığından uçağa boone tırmanmış ve uçakla birlikte yere düşüp ölmüştü. daha sonra kardeşi mr eko'nun rüyasına girerek uçağa götürmüş ve uçağın altında gizlenen hatch'i bulmasını sağlamıştı.
------ağır spoiler------
demek ki bu others kişileri adadakilere istedikleri gibi hayal gördürterek, istediklerini yaptırma konusunda oldukça başarılı kişiler. jack'in babasını görmesi, kate'in atını, sayid'in kedisini, hugo'nun dave'ini görmesi de bunların işi gibi duruyor. bunlardan dolayı black smoke suçlanmıştı epey.
hakkında bir anda 4 entry girilince, internete yeni bir videosu mu düştü diye heyecan yaptıran dizi. ulan insan en azından ufak ufak teaser falan yayınlar. *
vincent'te bir numara var ama hadi hayırlısı. arayı baya uzun tuttular, olayları da unuttuk.* ancak yamulmuyorsam backgroundlarda vincent hiç gozukmemiştir.
--spoiler--
jin: "i'm sorry."
sawyer: ok. nice. keep it coming.
jin: "you were right."
sawyer: ok. that's two...hit me!
jin: "those pants don't make you look fat."
sawyer*: now you got it! only three things a woman needs to hear!
--spoiler--
3. sezonun finali sonunda bu da neydi şimdi diye ekrana bakakaldığım,4. sezon artık başlasa dediğim,izlemekten bıkmayıp usanmadığım,senaristine hayran olduğum dizi..
(ama şimdi bi de gerçekçi olmakta fayda var..uçak düşmüş tamam da..adadaki herhangi bir adam/kadın da çirkin olsun yaaaaa..)
bir bölümünü bile baştan sona izlemediğim hatta 10 dakka bile tahammül edemediğim dizi. gayet gerizekalı arkadaşlarımın günde 16 bölüm izleme seanslarından birinde bi olaya rast geldim ve neden izlemediğimi anladım. anlatayım efenim: şimdi bi gemi var millet gemiye yemek bulmak için gidiyo diye tahmin ediyorum adamın biri de arızalık yapıyo ben gelmem falan filan diye neyse içerdeki adamlar bi sandık patlayıcı buluyorlar ki bu dinamit onu dışarı çıkarıyorlar o arıza adam diyo ki çekilin lan bu dinamit çok bekleyince nitrogliserin sıvıya dönüşür en ufak harekette patlar falan filan diyo, buraya kadar herşey normal güzel ve mantıklı. ama olay nitrogliserin etkileşime girip bomba patladıktan sonra kopuyor yahu adamın elinde dünyanın en tehlikeli bombası patlıyor en fazla 3 adım ilerde olan adam sarsılmıyor bile (evde izleyenler daha çok zıpladı yerinden) ayrıca adam patlıyor da bilader toz mu oluyor kafası nereye gidiyor kolu nereye gidiyor niye kimsenin eline yüzüne kan sıçramıyor. adamın elinde bomba var, patlıyor, adam yok, adamdan iz bile yok. yahu ilerleyin artık ya.
dvdsini elime aldığımda 2 hafta beklektikten sonra bir gün ne yapıcağımı bilmediğim anda sıkıntıdan patlarken 1. sezon 1-15 bölüm aralığındaki dvdyi elime alıp ne kadar bağlıyabilir diye laptopuma takıp izlemeye başladığım ve sonunda uff be diyip 3 sezon bitirdiğim bir dizi.*