ilk gittiğimde havası nedeniyle ısınamadığım ancak daha sonrasında beni içine çeken multi-kültürel şehir. ayrıca çok sayıda parka sahip ve her biri birbirinden yeşil. herhangi birine girdiğinizde şehir yaşamından sıyrılıp huzurlara gark olursunuz. döndüğünüzde de benim gibi özlersiniz.
4 yıldır yaşadığım kızlarının çok güzel oluğu bir kültür merkezidir.. opera, müzikal ve müze gezmek istiyenler içinde clublara, publara barlara akmak isteyenler içinde müthiş bir şehirdir.
central london heatrow en popüler mekandır şuan için.
ikinci dünya savaşı sırasında alman uçaklarının bombardımanı sonucu yerle bir olan. ama gelenekçi ingilizler tarafından savaş öncesi resimlere bakılarak tekrar aynısı inşa edilen şehir.
bazen kendinizi o kalabalığın içinde yalnız hissedersiniz. nereye gidiyor ne yapıyor bu insanlar diye düşünürsünüz.
köşe başında takım elbiseli iki adamı merdivende oturmuş sandvich yerken görür ve şaşırırsınız.
inanılmaz sade ama tarz giyinen kadınlara bakıp vay dersiniz.
metroların yoğunluktan dolayı kapılarını kapattığına şahit olup yok artık diye düşünürsünüz.
kırmızı kırmızı telefon klübeleri ve otobüsleri görüp çok şık yahu diye imrenirsiniz. hele ki hala eski o binalar. sırf o binalara içiniz gider.
yağmuru, gri puslu havası şanındandır.
hani ajda pekkan'ın şarkısında der ya "ağlarken içim güldü gözlerim" diye, işte londra tam da budur. o çok canlı ve şımarık görüntüsünün altında derin bir hüzün yatar.
seneye bu günlerde 2012 yaz olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak şehirdir. eğer orada olimpiyat var dediler geldik tişörtüyle bozbaykuşlar atkısı sallayan birini görürseniz, bilin ki o kişi öhö öhömm...
normal şartlarda sadece 6 bin polisin görev yaptığı şehirdir. bu bilgiyi duyduğumda baya şaşırmıştım. bi de bir maça o kadar polis görevlendiriliyor nerdeyse.
çakma devrimcilerin isyancı diye nitelendirdiği yağmacı ve çapulcular tarafından talan edilmekte olan kalbimin attığı yer. sırf o gri gökyüzü ve soğuk havası için yaşamak için can atığım şehir bugünlerde biraz fazla sıcak
milletin kafayı resmen yediği şehir. adamlar deli gibi yapma yapıyorlar. türklerin sahip olduğu dükkanlara sanırım bulaşamıyorlar. adam türk olm. sopa ile allah'ına kadar gider.
sokakları tabiri caizse yanan şehir. göstericiler günlerdir lüks tüketim sembolü olan mekanları adeta yağmalamaktadır. olayların fitilini ateşleyen gerekçe ise, bir siyahi vatandaşın polisler tarafından vurulmuş olmasıdır. işin şaşırtan tarafı öldüren polisi koruyan bir hükümetleri yok. insan hemen dalıyor düşencelere, acaba bizde olsa..