ingiltere'nin en saçma şehridir. zira ingilizler azınlıkta...
eğer ingilizce eğitimi falan istiyorsanız sakın gitmeyin lan. leeds'e gidin newcastle'a gidin, manchester'a gidin ama londra olmaz. hem daha ucuz diğerleri.
kırmızı otobüslerin, siyah taksilerin, gri bulutların şehri.
işte tam da böyle bir ortamda bir de sürekli hareketli bir kalabalığın ordan oraya gittiğini düşünün, arada şemsiyeleri düşünün, metroları düşünün. metroda sürekli "mind the gap" gibi tuhaf anonslar yapıldığı bir yer düşünün. sokaklara da biraz "curry" kokusu katın. işte orası londra.
uçağı kaçırdığım hava limanında sabaha kadar rezzan kirazla yanyana oturduğum ve beni çıldırtan sen yengeç değilsin sen kesilikle ikizlersinn yorumlarını sabaha kadar dinlediğim yer ayrıca paketlerimi de kaybetmiştim. en büyük hava alanı bizim antalya otogarı gibi.
tarihin en büyük yangınının gerçekleştiği şehirdir. şehrin büyük kısmı harap olmuş, zaten ahşap ve birbirine neredeyse bitişik olan evler kibrit kutusu gibi yanıvermişlerdir. yangın saraya ulaşamadan söndürülmüştür aynı zamanda çok büyük de can kaybı olmuştur. 3 gün süren yangın 2 eylül 1666'da başlayıp 5 eylül 1666'da sona ermiştir.
yeni yıla waterloo'da girenlere güzel bir fireworks gösterisi sunan güzide şehir. hayatımda bu kadar kalabalık insan topluluğu görmedim desem hiç abartı olmaz sanırım.
her daim semsiye ile gezilmelidir bu sehirde. siz bakmayin elinizdeki semsiyeyi gorup size gulenlere. cok degil yarim saat sonra siz de onlara gotunuzle gulebilirsiniz.
onun disinda yasanilabiliritesi* dusuktur bu sehrin. gezip gorulmek icin ise sahanedir
istanbul'un götünün kılı bile olmayabilecek şehir.
hiçbir numarası yok, varsa şart olsun. hyde park dedikleri yer dünyanın en fuzuli yeri belki de. ayrıca ingiliz göremezsiniz. belki bazı otobüs ve taksi şoförleri o da belki amına koyim.
sikerim britanya'nın güneyini. kuzey akar arkadaşlar.