kendisine ait bir messenger clientı birden çok vardır. bunları hepsi de açıkça msn messengerdan çok çok daha iyidirler. bunlara ek olarak sadece msn değil im client tabir edilen ve tüm instant messeging accountlarını tek liste olarak gösteren aynı anda, icq, msn, yahoo messenger, google talk vs çalıştırmaya gerek kalmayan im clientları da vardır ve hatta digsby diye muhteşem bir im client da mevcuttur.
oyun konusunda ise eksiği yok fazlası çoktur. wine emulatoru vasıtası ile "performans kaybı yaratmadan" oynatamadığı hiç bir windows oyunu yoktur.
piyasada yaygınlaşmasının önündeki engel bilgisayar kursuna gidiyorum diyip bilgisayar biliyorum diyenlerin, bilgisayar satanların, bilgisayar destek verenlerin hepsinin aslında sadece ve sadece bilgisayar sandıkları şeyi windowstan ibaret ya da windows sanlamalarıdır .
windowstan yani nt/ntfs den farklı olarak fileları isimleri ile değil bir kod ile saklar. sen ne isim verirsen ver o bir referans kodu yaratıp o kudun karşısına dosya bilgilerini yazdırır oradan okutur. o sebeple aynı klasörde aynı isimli dosyalar bulunmasına engel yoktur.
sanıldığının aksine iyi ayarlanmış bir sistemde linux dahil olmak üzere hiçbir şekilde internete çıkamazsınız. Bu linux un bir özelliği değil yönetilen sistemin bir hatasıdır.
Ne için kullandığınıza bağlı olarak kimi zaman hayat kurtarırken kimi zaman bi boka yaramaz.
linux bir işletim sistemi değildir, yazılım ile donanım arasında kaynak kullanımlarını düzenleyen çekirdektir; yani işletim sisteminin kendisi değil, bir parçasıdır. richard stallman tarafından başlatılan özgür yazılım hareketi ile bir işletim sistemi yazılmaya başlanmış ve linus torvalds'ın da bu harekete katılımı ile sisteme dahil edilmiş parçasıdır, işletim sisteminin asıl adı gnu/linux'tur. ancak gündelik hayatta daha çok linux diye bilinir. bir de sunduğu araçlar ve default programlar açısından farklılık gösteren sürümleri vardır, bunlara da dağıtım denir: ubuntu, pardus, fedora gibi.
gnu/linux, kullanmayanların hakkında fikir sahibi olduklarını düşünmeleri ve isabetsiz önyargıları nedeniyle uzak durduğu bir işletim sistemidir. kesinlikle zor değildir, sadece windows'tan farklıdır. windows, işletim sistemi olarak gnu/linux ile yarışamayacak kadar zayıf olmasına rağmen third party denilen microsoft dışı yazılım firmalarından aldığı destekler/yazılımlar ile ayakta durabilmektedir...
linux'un en önemli eksiği donanım sektöründen çok fazla destek görmemesidir; ancak intel, nvidia, ati gibi büyük şirketler desteklerini eksik etmezler. ati'nin bu konuda yine de çok da destekçisi olduğu da söylenemez gerçi.
playstation 3 e yellow dog sürümünü büyük bi hevesle kurduktan sonra ekran çözünürlüğünü bile değiştiremedeğim, masa üstüne dosya sürüklediğimde masa üstünün aslında çöp kutusu gibi işlevi olduğunu anladığım ve küfür ederek silmek zorunda kaldığım işletim sistemi..
(bkz: oysa benim ne hayallerim vardı)
kullanıcı dostu olmadığı eleştirisi pek geçerli bir arguman değildir artık. zira fool proof kullanıcı bugün sistemi ansıl çalışır eder pek umursamadan attığını kapmak istiyor. linuxta da bu daha fazlası ile var. driver sorunu da yaşatmıyor ama bu linuxun üstün olmasından değil sadece bir tasarım tercihi meselesi.
ama işte şu kullanıcı dostu meselesi çok garipleşti artık. sanıyorum kullanıcı dostu ile yavşaklık arasında geniş bir alan bıraklımalı. kimsenin buradan sonra nereye gitmek istersiniz diye soran bir sisteme dost demeyeceği ortada.
linux distrolarında özellikle popüler olanlarında depo denen bir olay vardır. mesela ubuntuda girersin program ekle kaldıra listede her iş için 2-3 program vardır. yanına işaret koydukların otomatik yüklenip kurulur. işaretini kaldırdıkların da hemen kalkar sistemden. bazı çok önemli işletim sistemi parçalarını kaldırmak için bir kaç kod çalıştırmak gerekebilir elbette ama bu windowsu daha yapmaz keza windowsta da her progam uninstall edildiğinde yüklediği herşeyi kaldırmaz. registry de falan dolanmak gerekebilir. bu depo mantığı tabi ki linuxun teknik açıdan windowstan iyi olduğunu göstermez. sadece microsoft cephesinde bana kalırsa çok büyük eksiklik olan bir şeydir. bir program deposu microsoftun hala kullanmıyor oluşu.
öte yandan bilgisayar üzerine takılı ramleri işletim sisteminin az kullanıyor olması da o işletim sisteminin iyi olduğunu göstermez ya da çok kullananın kötü olduğunu. kimse hiç bir iş yapmıyor iken arka tarafta başka işler yaptığını gösterir sadece ve doğrusu da budur.
öncelikle kullanıcı dostu değil veya program yüklmek için kod yazmak gerekiyor gibi saçma sapan bilgisizlik içeren yorumlarda bulunulmaması gereken işletim sistemidir.
kullanıcı dostu olup olmadığının konuşulması için öncelikle hangi distrosunun kullanıldıgı konuşulmalıdır.
pardus gibi veya ubuntu gibi bir distro kullanılırsa gayet kullanıcı dostudur.
edit: windows vista 1.2 gb a yakın ram yiyerek programları çalıştırırken linux ubuntu distrosu denk programları(bazıları aynı programın linux sürümü) 400 mb a yakın ram yemektedir. harikadır. şahanedir. daha ne deyim.
işletim sistemi olarak bilinmesine rağmen işletim sistemi olmayan, gnu/linux işletim sisteminin çekirdeğinin adı olan kodlar bütünü. pek çok kişi nasıl telaffuz edildiği konusunda farklı iddialarda bulunmasına rağmen gerçek okunuşu linukstur.-yazıldığı gibi okuyun, kasmayın.- hemen belirtelim bu bir iddia değil gerçeğin ta kendisidir, hemen her dağıtımın içerisinde linus torvaldsın kendisine belki de linux hakkında en fazla sorulan bu sorunun cevabını verdiği bir ses kaydı mevcuttur.
açık kodlu bir işletim sistemidir, en güzel yani kilitlenmeyişi ve sistemin ciddi bir hataya düşmemesidir. bir zenci tarafından bulunduğu söylenir. ücretsiz olma sebebi, teknik destek sağlanamaması ve üretici & dağıtıcı firmayı zarara sokmasıdır. önceleri ücretlidir, ama teknik destek problem olmuştur.
bir coder ın kendi egosunu tatmin etmek için geliştirdiği ,kullanıcı dostu olmayan işletim sistemi.
bir program yüklemek için
programı belli bir dizine koyarsınız
./configure
make
make install
gibi bazı kodlardan sonra anca kurulum ekranı gelir,
şunu 2 kere tıklayarak yapması çok mu zor? dedirten işletim sistemi.
insanlar ücretsiz diyemi bu kadar ilgi gösteriyor anlamadım, programlar çok stabil hikayelerinede kanmayın.
98 civarıydı, en başta slackware'di hevesim. o dönemlerde zengindim, çok da umrumda değildi ikinci bilgisayarımda linux kullanmak.
kurulumu zor, network ayarlarının kurulması neredeyse imkansız, oyunlar yok seviyedeydi.
99'da halen kullandığım bilgisayarımı aldım.
bu bilgisayarı 2002'ye kadar kullandım; sonrasında "tükenmesi noktasında" suse, ardından yoper, ardından debian, ardından gentoo, ardından ubuntu, ardından pardus, ardından tekrar ubuntu ...
salak salak programları salakça koşullarda kullanabilmeyi artık bir marifet olarak sayamayacak noktaya geldim. şöyle güzel gözükebilir şöyle kullanırsan, şöyle özellikleri vardır şöyle kullanırsan vs.vs.
yahu aynı emeği, hevesi windows'a verdiğinde şu an elde ettiğinin 10 katını elde edersin. apple da aynı şekilde.
artık hiç mi hiç zevk alamadığım, bana fakir olduğumu ve yeni bir bilgisayar alacak paramın olmadığını hatırlatan; bunca yıl sonunda habire eziyet çektiğimi hatırlatan işletim sistemim.