kendini türk olarak değerlendirenlerin çoğu uzun yıllardır "yaşasın türklük, kahraman ordumuz, ölümsüz şehitlerimiz" edebiyatı yapmaktan bıkmadı. işte leyla zana'nın bu sözü de hamaset edebiyatından zevk alan zihniyetin yansıması. gurur duyun panpalar.
halkı alenen teröre ve şiddete teşvik eden, daha fazla kan dökülmesi için elinden geleni ardına koymayan gaddar kişi. herhangi bir avrupa birliği ülkesinde, bir milletvekili kendi halkını eşkiyalığa yöneltse ve silahlı mücadeleyi savunsa, kendisine bir saniye daha vekillik yaptırırlar mıydı acaba? hani orada demokrasi var ya onun için!
silah kürtlerin sigortasıdır sözüyle nobel barış ödülüne layık görülecekti ki yapılan baskınla barış ödülü alması engellenen vekil. yoksa ödül cepteydi aga valla bak. belki barış ödülü değil ama sevgi pıtırcığı gibi görünmesinden dolayı şu ödülü verebiliriz kendisine: and the oscaaarrrr goesss tooooooo.
kürt siyasetinin tek bir programının ve çizgisi olmadığının bir kanıtıdır aynı zamanda.
kürt sorunu gibi hem ulusal hem de sınıfsal nedenlere dayanan bir meselede Tayyip erdoğan ve hükumetinden medet ummak için ya saf ya da dilim varmıyor ama "satılmış" olmak gerekir. umarım ikincisi değildir, göreceğiz.
altında hangi sebep olursa olsun, kimlerin oyuncağı olursa olsun, bazılarının kuklası olursa olsun barış için, silahların susması için fırsat verilmesi gereken şahsiyet. belki bu gibi hamleler de gözlerimizi boyamak adına yapılıyor olabilir, belki boşa çırpınışlardır, belki de iyi polis, kötü polisten iyisi rolüne girmiş birisi olabilir. beni bu sebepler ilgilendirmiyor. ilgilendiren tek şey bunun gibi hamleler sonrasında tetiklerden ellerin çekilmesi ve bir annenin daha şehit gözyaşı dökmemesidir. gerisi teferruat.
belkileri, amaları kenara koyun ve savaşsız günlerin özlemine bir şans verin.
peşinen bir not; leyla zana yada tayyip erdoğan ı sevip sevmemek konu dışıdır. nefret duygularını, sırf yine yeniden analar ağlamasın diye içinize gömün. tony blair in dediği gibi "silahı bırakıyorsa şeytanla bile masaya otururum".