--spoiler--
iskender, ismail abi ve yavuz bakkalda gazeteden iş ilanına bakarken:
ismail: soft*!^+'#% ııı soft var
iskender: ne var?
ismail: soft soft masa başı herhalde çünkü daha soft gözüküyor. soft*!^+'#%
(bu kadar okuyamamasının üzerine) ya yabancı gazete mi verdin acaba sen burda yabancı gazete mi satıyorsun kimseye çaktırmadan, rusça mı bu allah aşkına erdal abi?
erdal: gazete satıyoruz işte, ya adamlara gazete de beğendiremiyoruz ya.
ismail: hay ben senin satacağın gazeteyi okuyim e mi erdal abi?
dedeler play station oynarken çakma dedenin kol bozuk hacı demesi ve mecnun'un şirin'in okula gidince kızı nasıl bulamayacağını bilemeyince beyaz tavşanı takip et diyerek alice harikalar diyarında'ya gönderme yapması da güzeldi.
--spoiler--
34.bölümde sedef'i uyandırmak için odasına giren anneannesinin leyla diye seslenmesinin kimsenin dikkatini çekmediği ya da nedense önemsemediği dizi. ulan deliricem neden böyle bişey oldu ? nedir yani ? ikinci adı falan mı ? öyleyse niye sadece böyle ölümüne detay bi şekilde işlendi. lost'taki fısıltıları bu kadar merak etmedim lan.
35.bölüm sonrası edit: evet sakinim. cevabımı aldım.
34. Bölümde Mecnun'un kızın kalbini dinlediği sahne ile ağlatmış muhteşem dizidir. Kalp Leyla'nın kalbi lakin o kız Leyla degil Mecnunum. Seviyorum seni.
az önce mecnun'un babası tarafından leyla'nın öldüğünü öğrendiği sahneyi izledim de, böyle mizah dizisine böyle duygusal sahne çeşitlilik açısından gerçekten çok iyi.