ilk yarım saat yarım yarım yardı sonra ise göndermeleri ile götürdü. açık söylemek gerekirse bu hafta herkes
sedef -şirin-mecnun cephesinden hikayeler bekliyordu. godfather esprileri kendileri oldukları kadar güldürmedi.
hele geçen haftaki efsane trt ye giydirme bölümünden sonra bu hafta daha cılızdı . duygusallık ismail abinin sahilde mecnun olduğu
yerde etkileyiciydi...
çok sevdiğimiz canımız dizimizdir. bi aksilik olmadığı sürece ve dizi bitmediği sürece biz izlemeyi bırakmayız. bugüne kadar tek bi olumsuz eleştiri yapmadım yine de olumsuz eleştiri olarak algılamayın, çünkü bu dizi hakkındaki hislerimi kelimelerle ifade edemem. ama malesef son haftalarda bir eksiklik var. evet yine gülüyoruz ama bu gülme nerdeyse her replikte abartı derecesinde bi yerleri yumruklama düzeyindeyken son bikaç bölümdür tebessüme dönüştü. sesli güldüğümüz sahneler sadece 1 veya 2yi geçmez oldu koca bölümde. bu eksiklik leyla'nın ve arda'nın olmayışıyla alakalı bir eksiklik değil. hatta muhteşem 32. bölümü hatırlayalım, 33. bölümü hatırlayalım, 34. bölümü, 36. bölümü hatta 38. bölümü hatırlayalım. 34. bölüm (bölüm sonu ali atay'ın şirin'in kalbine başını yasladığı ve istersen i söylediği bölüm) dizinin gelmiş geçmiş en efsanevi bölümlerinden biriydi belkide. peki niye bu kadar efsanevi bi bölümdü? fazla birşey aramıyoruz, mükemmel bir bölümde olmazsa olmazlar:
-mecnun'un şirinle ve sedefle olan inanılmaz komik ve bir o kadarda tatlı diyalogları (evet son bölümlerde şirin ve sedef koca bir bölümde 1 veya 2 kez gözüküyorlar nerdeyse, olaya bir türlü dahil olamıyolar. unutmayalım ki mecnun'un kızlarla olan diyalogları(leya da dahil) ilk bölümden itibaren en çok güldüğümüz sahnelerin başında)
-mecnun yavuz ismail abi erdal bakkal ve iskender'in erdal bakkal önünde toplanmaları ve diyalogları(erdal bakkal ve çırakları)
-her zamanki gibi sahil konuşmaları (o konuda bir eksiklik yok)
-ve bölümün sonunda veya herhangi bir yerinde çok güzel bir şarkı (gerek yavuz'un yeniden'i tadında, gerek bölüm sonunda bu kıza kadar tadında, gerek duygusal bi şarkı, gerek ferdi tayfur, gerek sevdalılar beni anlar gibi bir serenat farketmez)
konunun işlenişine senaryoya olay örgüsüne en ufak bi sözüm yok haddim de değil zaten. ama mükemmel bölüm için olmazsa olmaz şeyler çok basit ve önümüzde sayısız örneği var. ama şirin ve sedef'in özellikle mecnunla olan hem komik hem de duygusal sahneleri artsa biz de daha fazla gülsek, komik olayların arasında aşkı da daha yoğun yaşasak daha güzel olmaz mı? sonrası zaten olaylar olaylar..
not: 41. bölümün en güzel şeyi tartışmasız müge bozdu.
orjinal leyla ile mecnun hikayesinde leyla güzel değildir. yani bu dizide de şirinin sedefin güzel olmamasının sebebi bu. vay anasını yeni anladım ben olayı.*
--spoiler--
- Korma kaan korkma
+ Kormuyorum abi.
- Nasıl korkmuyosun
- ben bur da aklımı sıçrattım.
--spoiler--
tam hatırlamıyorum ama bunu yakın bişey di.
--spoiler--
+ araba çalalım.
- hayır olmaz!
+ banka soyalım.
- o da yetmez!
+ adam öldürelim.
- daha büyük bir suç işlemeliyiz...
+ o zaman kitap yazalım!
--spoiler--
son 3-4 bölümdür yukarı taşınan performansını bu hafta da devam ettiren dizi.
daha ilk sahne de şirin'in "sorun ne?" demesine, mecnun'un "akü galiba" demesiyle yardırmaya başlamıştır. ismail abi'nin yavuz'u kurtarma operasyonu çerçevesinde tek başına kalması neticesinde sahilde sağlı sollu yardırması hüzünlendirse de, mecnun'un özür dilemesi ve sarkozy küfürünü alıp gitmesi yine uçta yer alan 2 duyguyu aynı sahnede yaşatmayı başarmıştır. akabinde ve detayında kötü suçlar işlemeye kafasına koyan ekibimiz ne yapıp ne edip hapisaneye giremeyince, kitap yazmaktan adam kaçırmaya, kumar oynatmaktan mafya olmaya kadar bir sürü seçenek arasında gidip gelmişler, kitap yazma dışındaki seçenekleri gerçekleştirmiş, ancak temel konu olan yavuz'u kurtarma seçeneğini göz ardı etmişlerdir. yine dede gelip hepsini şöyle bir kendine getirmiş uğradıkları silahlı saldırılarda erdal mafya'nın aklını sıçramasına neden olmuştur. yavuz'un hapisten çıkması neticesinde mutlu sonla biten dizimizin tek eksiği şirin ve sedef'in çok az sahnede yer alması olarak tespit edilmiştir.
--spoiler--
yavuz ismail'e köşke gidip gerçekleri anlat dediğinde ismail'in bunu şifre sanıp erdal bakkal anlaması ve yavuz'a karşı önce mesafeli duran erdal'ın yavuz'un bakkalına köşk dediğini öğrenince verdiği tepki ağzın çeksin erdal bakkal dedirtmiştir, sen ne tatlı bir adamsın öyle.
--spoiler--
--spoiler--
iSMAiL ABi iLE MECNUN TÜNEL KAZARLAR HAPiSHANENiN ÖNÜNDE, iSMAiL ABi MECNUNA "KAZ MECNUN KAZ, NE YAPIYORSUNUZ DiYE SORAN OLURSA, BENiM DEDEM KAZICIYDI"DERiZ
--spoiler--
ABi BURDA KOPTUM. MÜTHiŞSiNiZ LAN SiZ. EKiP HAFTALARDIR iLK DEFA BiR ARAYA GELDi.
erdal bakkalın mahellenin çay yükünü çekmesine rağmen hala tamahkar bir insan gibi gösterildiği dizi. halbuki özünde çok iyi bir insan. erdal bakkallar ölmez...
arada sırada iyi espiriler yapılan dizi. bazıları bu diziyi "anlamak" için derin sinema kültürüne sahip olmak gerekir diyor ya. 24 adlı dizinin neresi derin sinema kültürü gerektiriyor? popüler kültürün en büyük dizilerinden biri.
ancak şu espriye bittim
"öperek uyandırılsa, biz öperiz"
kimse yazdı mı bilmiyorum ama içeri girmek için plan yaparlarken çocuğun "kitap yazalım" göndermesi muhteşemdi. pek üzerinde durulmadı dizide de zaten. ayarı verip olayı kapattılar. ülke gerçeğini ülkenin kanalında gösterdiler. muhteşemdi.