leylasız olmasada mecnunun onu özleyen tavırları herkesin yüreğine yer etmiştir. Burak aksak nabız yoklayarak mecnunu sedefe yada şirine kaydırmaya çalışıyor olsada filmin sonunda mecnun, kalbi mecnun diye atan şirine değilde sedefe giderek izleyenleri ters köşe yapacaktır. Birde leylanın mezar taşındaki ölüm tarihi, 2013 ü kutlama çalışmaları vs. var bunda da bir bit yeniği ama çözemedim. Gülmekten yanaklarımın ağrımasına vesile olan bu dizinin bitmemesini ve kesinlikle popüler bir kanala geçerek sıradanlaşmamasını temenni ediyorum efenim.
38. bölüm benim için eksik bir bölüm oldu. ismail abi ve mecnun sahilde selamlaşmadılar, konuşmadılar. havaların soğuk olmasına bağlıyorum (belgeselde sahilin çok soğuk olduğunu söylemişti set ekibinden biri) diziyi dizi yapan sahneleri göremiyoruz artık.
onur ünlü dönsen mi artık acaba?
fragmanına bakılırsa önümüzdeki bölümde noel baba'yı ağırlamıştır efenim. epey bir ilginç olacak. beyaz sakallı dede, çakma sakallı dede ve noel baba...
kimse yazmamış sanırım ama 38.bölümün son sahnesi dizinin en efsanevi sahnelerinden birisi olmakla kalmamış tüm zamanların en efsanevi sahnelerinden biri olmuştur. bu sahneyi nasıl tanımlayabilirsiniz ki.. ben bu sahnenin başında zırıl zırıl ağlarken sonunda kahkaha atarken buldum kendimi. işte tanımlaması böyle zordur bu diziyi, böyle bir dizidir leyla ile mecnun..
kendi çölünde kaybolanların hikayesi..
asla gelmeyecek bir gemiyi bekleyenlerin, derya denize karşı el sallayanların hikayesi. sevdiğinin kalbinin peşinde koşanların, sevdiğinin kalbini dinleyince kendi ismini duyanların, aynaya baktığında kendisini değil sevdiğini görenlerin hikayesi..
sevdiğine saatlerce bıkmadan kitap okuyanların, o üşümesin diye ceket yakanların hikayesi.. denizi saatlerce izleyenlerin hikayesi, göz önünde değil kapı kilitliyken ağlayanların hikayesi.
leyla ile mecnun'u niye bu kadar sevdik biliyor musunuz?
aslında onlar bizleriz, bunlar tam kalbinden bizim hikayelerimiz..
Ak sakallı dededen yeni güzel inciler.. kimse vurgu yapmamış ama bence çok güzeldi.
''Eğer bir sırrın varsa onu mümkün olduğunca derinlere gömmek istersin. Ama o sır bir gün mutlaka gömüldüğü yerden çıkar. Yine de sırrını kimseler bilmesin istersin. Eğer bunu başarırsan onu sonsuza kadar unutabileceğini sanırsın. Ama en yakındakileri kandırsa bile insan kendini kandıramaz. Ve çoğu zaman üzerine kilitler vurduğun bir sırrın ortaya çıkınca anlamsız bir şekilde rahatlarsın, belki eğer şanslıysan hayat daha kolay bir hale bile gelebilir.''
yayınlanan 39. bölüm fragmanında mecnun ile sedef'in yakınlaşmasına, şirin'in ise biraz sinirli, biraz hüzünlü gözlerle onları izlemesine tanıklık edeceğiz. güzel bir bölüm daha bizi bekliyor.
madem nostalji yaptık biraz devam edelim..
ismail'den..
--spoiler--
ismail: ben de üzülüyorum bazen çok üzülüyorum ama sonra biraz zaman geçince geçiyor işte.
mecnun: nasıl geçiyor ya ?
i: mesela şekerpareyi özlüyorum. sonra çok üzülüyorum. ondan sonra gelmeyeceğini bildiğim için sonra üzülmüyorum geçiyor.
m: gelmeyeceğini nasıl ya? olur mu öyle şey. ceketin onda.
i: işte ceketim onda ama ben de o kadar aptal bi adam değilim ama mecnun.
m: estağfurullah abi.
i: çünkü gelmeyeceğim dedi. eğer geleceğim deseydi belki döner diye beklerdim ama gelmeyeceğim bekleme beni dedi. ben de o yüzden beklemiyorum. bir de bana sen çok iyi bi adamsın dedi. bir de çok güzel gözleri vardı değil mi?
m: hee. kocaman kocaman.
i: işte ben de o yüzden keşke diyorum ona sadece onu sevebildiğimi söyleseydim. ben ona hiç çünkü onu sevdiğimi hiç söyleyemedim ya. o hiç benim onu sevdiğimi bilmiyor. bir de keşke ona anlatacağım birkaç, bir sürü şeyler vardı. onları da anlatabilseydim keşke diye. ama anlatamadım işte. en çok da ona üzülüyorum..
--spoiler--
Türkiye'deki o kadar yersiz yerli komedi dizilerinin arasından sıyrılıp çıkmayı başarmış izlenilmesi gereken eşsiz bir dizidir. Bazı esprileri anlamak için de iyi bir kültüre sahip olması gerekiyor izleyenin. akasya durağı ezel arka sokaklar gibi saçma sapan dizlerle de iyi dalga geçmiştir.