Her dönemin muhalifiydi. Kimseye yalakalık yapmadı. Her insan gibi hatalarıyla, doğrusuyla yaşayıp öldü. Önemli olan kubbede hoş bir seda bırakabilmek.
1976 yılında ecevit’i Makamında kendisi olarak değil; Nasrettin hoca figürüyle ziyaret etmişti. Bu kostümle Mizahçı olduğunu, muhalif olduğunu ön plana çıkarmıştı. Ki Bülent Ecevit en çok eleştirdiği, tiplemesini yaptığı kişilerden biridir.
Fatih altaylıyla ekranların önünde fena kapışmışlardı. Rahmetli eski karısıyla da atışırdı. Oya başarla Birgün Gazetecilerin önünde kapışırlarken kadın rahatça konuşamaz. Çapkınlıklarını söyleyemez. Rahmetli lafı dolaştırıp öyle bir noktaya getirir ki söylediği söz parlak mizahi zekasını ortaya koymaktadır:"ne yani sen şimdi beni teknik sebepler yüzünden mi boşadın?". Sözünü sakınmayan yiğit Mert adamdı rahmetli. Oyuncuydu ama oynamazdı. Olduğu gibi görünen içi dışı birdi. Olacak o kadar da bugüne kadar yapılan ve artık yapılamayan siyasi hicivlerin en güzel örneklerini sergiledi yıllarca. Sonra baskılara yıldırmalara engellemelere dayanamayıp bırakmak zorunda kaldı. Halkın içinden ama halkına tepeden bakmayan bir sanatçıydı. Allah rahmet eylesin..
ölümünden sorumlu olan şerefsizin hem levent kırca'ya, hem de diğer insanlara verdiği tüm acıları 'kendi meşrebine en uygun biçimde' tadarak yavaş yavaş ölmesini yürekten diliyoruz. bu demektir ki, işbu gözü doymak bilmeyen bir aç olduğu şüphesiz olan şahsın çekebileceği yegane acının da çaldıklarını geri vermek olduğunu bilenlerdeniz.
biz sadece şerefsiz diyoruz, o kendisini gayet iyi bilir.
doğrularıyla yanlışlarıyla göçüp gitmiş, sahte commie vatan hainleri tarafından etinden sütünden yararlanılarak günümüz türkiye'sini okumakta güçlük çektiği için kullanılmış bir adamdı.
2000 yılında lösemiye yakalanıp atlattığı iddia edilen rahmetli.
Fakat pek inanasım gelmedi, çünkü 2000li ve 2010lu yıllarda levent kırca ekranlarda hep dinç ve sağlıklı görünüyordu. Vefatından birkaç ay öncesine kadar hasta olduğunu da duymamıştım.
Olacak o kadar’ın eski bölümlerini ne zaman izlesem bu kadar sert muhalefet ve eleştiri yapmasına her seferinde hayret ederim. Hayretimin sebebi bu eleştiri ortamının günümüzde nasıl “Silivri soğuktur”a dönüştüğüdür.
Kendisi bir neslin çocukluğu demektir. Ruhu şâd olsun.
Acaba Canan Kaftancıoğlu'nun biz Atatürkçüler için önemi en büyük günlerden birinde, 30 ağustosta kutlamalara katılmak yerine dhkp-c'li birinin cenazesine gittiğini görse neler söylerdi?
Türkiye Cumhuriyeti'nin Azerbaycan'a işgal altındaki topraklarını kurtarması için yardım ettiğini "ne yazık ki Türkiye Azerbaycan'a yardım ediyor!" sözleriyle dile getiren Ünal Çeliköz'ü görse neler söylerdi?
6-7 ekim olaylarından, en az 50 kişinin ölümünden sorumlu, "Apo'nun heykelini dikeceğiz heykelini!" diyen Selahattin Demirtaş hakkında Kemal Kılıçdaroğlu'nun övgüler dizdiğini görse neler söylerdi?
Atatürk demekten kaçınan, Atatürk diyemeyen ama 23 nisanın kutlandığı gün twitter'da '23 nisandan bir gün sonrasını hatırlamak istemeyenlere hatırlatma: 1915' yazıp, ermeni soykırımı söylemini birçok kez ağzından düşürmeyen Kaftancıoğlu hakkında neler söylerdi?
CHP'nin desteğiyle Türk tabipler birliği başkanı olmuş töre sempatizanı, hendek operasyonlarında şehit olmuş askerlerimizin oraya "Katliam" yapmak için gittiklerini söyleyen, Ergenekon-Balyoz davaları savunucusu, Atatürk düşmanı, Abdullah Öcalan'ın Serbest bırakılması gerektiğini savunan, PKK'nın şuan kapatılmış gazetesinde yazmış olan Şebnem Korur'u görse neler söylerdi?
AKP'den "Dinci Kemalist olduğu için AKP'yi sevmiyorum." olarak söz eden, Ergenekon ve Balyoz davalarının azmettiricisi eski FETÖ gazetesi Taraf yazarı Yüksel Taşkın'ın CHP Genel Başkan yardımcısı yapıldığını görse neler söylerdi?
"Sarhoş takliti yapanı sarhoş zanneden, dindar taklidi yapanı da Müslüman sanırlar" diyen her geçen gün değeri daha çok anlaşılan akil insan. 90 lardaki Skeçleri bile günümüze ışık tutuyor. Hem komik, hem zeki, hem de sanatçı bir insandı.