Mizahi bos espiriye degil,halkin gozunu acacak,biliclendirecek guncel ve genel konulara dayanirdi.
Kendisi bu turun son temsilcisiydi ki efsane programi Olacak o kadar yayindan kaldirildi.
Mekani cennet olsun turk tarihinin en buyuk komdeyenlerinden biriydi kuskusuz.keske daha fazla filmde izleyebilseydik bu degerli sanatciyi.
Her zaman dogruyu soylemeye calistigi icin sevmeyenlerinin cok olmasi gayet dogal,canli yayinda bir sunucuya "sen yalakasin" diyebilmis cesur bir insandi kendisi.
Keske daha cok izleyebilseydik onu...
Burada kendini bilmez ahlaksızlar da yazar olmuş, yahu bari ölmüş insana saygı duyun da peşinden sallayıp durmayın! Biri demiş ki hükumete karşıydı, bu yüzden de dinsizdi... Tövbe estağfurullah! Ne kadar örümcek beyinlisiniz, sizin din anlayışınız ile bu insanların din anlayışı uyuşmuyor diye bu güzelim insanlara laf etmek ne haddinize! Bir rahmet etmeyi bile bilmezsiniz, dindarız dersiniz.
Her neyse, konu çığrından çıkacak, çok iyi bir tiyatrocuydu, Allah mekanını cennet etsin.
Harika bir insandı tek kelimeyle. Hem oyunculuğu olsun hem de kişiliği olsun o kalplerimize taht kuran koca yürekli bir şahıstı. Hala da güleriz onun skeçlerine. Bize tebessümü ve insanca duyguları bırakmıştır ardında.
Bu yazı, sözlük yazarlarından mustf'nin yazısı olup, tek bir cümlesini bırakın, virgülüne bile dokunulmadan aynen aşağıya alınmıştır. mustf'ye bu anı - yazısı için ayrıca teşekkür ediyorum.
"2010 yılıydı.
bursa stadının karşısında kırcı hotelin yanında "bomonti" isminde küçük şirin bir birahane vardı. aylardan ya temmuz veya ağustostu oldukça da sıcak bir gündü. bomontinin önünden geçerken baktım kapılar kapalı içeride klima çalışıyor. "gireyim de birkaç bira içip serinleyeyim" dedim.
ilk biranın yarısında kapıdan içeriye tanıdık bir sima girdi. rahmetli baykal kent... herkes kalkıp "hoşgeldiniz" dedi tokaşlaştık filan. hani şu kemal sunal filmlerinden ferhan şensoy tiyatrosundan tanıdığımız baykal kenti karşımda görünce ayrı bir neşe geldi. adam konuşuyor biz ağzımızı açmış dinliyoruz ya. adam da hakikaten ne güzel konuşuyor be kardeşim.
kemal sunalı soruyorlar " çok baba güzel iyi adamdı " diyor. ferhan şensoyu öve öve bitiremiyor. neden sonra abilerden biri şu soruyu soruyor; " baykal abi bütün ünlülerle filmleriniz dizileriniz oyunlarınız var biliyoruz. hemen hemen tamamıyla çalıştınız. bunların içinde hiç mi kötü yaramaz insan yoktu? "
baykal kent öfkeyle sesini yükseltti; " levent kırca denen adam var ya yetmez mi? " hayretle dikkat kesiliyoruz biri soruyor; " hayırdır abi biz levent kırcayı solcu işçi yanlısı filan biliriz. " baykal kent öfkeden resmen kıpkırmızı kesildi;
" yahu ne solcusu işçisi kardeşim. en beter kapitalistten kötüdür o. bu adam trilyon kazanıp setinde figüranının parasını kesip gariban tokatlayan adam. bu adam setine yemek yemeye gelen gariban figüranları tekmeyle kovalar. onun kadar kötüsü sanat camiasında görülmemiştir. bu adam çalışanının parasını keser vermez. benim bile paramı kesiyorsa düşün gerisini... " deyip belki yarım saat öyle şeyler anlattı ki levent kırcaya bakışımızı değiştirdi.
levent kırca için, her devirde dik durmuş diyenler var ya, anımsatayım.
1974'te trt'ye nasıl girdiğini bilen var mı? bülent ecevit başbakan, ismail cem ipekçi trt genel müdürüydü.
solcu(!) kadrosundan, devlete kıçı dayayıp yıllarca maaş almamış mıydı?
adam, usta değildi. Kimseye katkısı olmamıştır.
"tiyatrosunda azıcık öne çıkan birisi olsa, hayatı ona zindan ederdi." diye duymuşluğum var...
kaldı ki, beş para etmez esprileri vardı.
asıl soruyu, hiç sormazdı.
geçinemeyen memur esprisi yapardı, değil mi? ama asıl soruyu, bir insanın neden memur olduğu sorusunu sormazdı.
çalışamaz hale geldiğinde, - ki bunda alkolikliğinin çok büyük payı vardır. - birileri kendisinden bahsetsin diye, ona buna saldırırdı.
en son, şuan chp'nin başındaki adam, bunun katıldığı bir toplantıya geç gelecek diye anons yapılınca, o zavallıya bile saldırmıştı.
her insan gibi yanlışları olmuştur ama belki çok iyi yanları da vardır bunu biz bilemeyiz her insan günahıyla sevabıyla hayat sahnesinden geçip gidiyor bir şekilde. bence ölmüş birinin arkasından kötü konuşmamalıyız, kendisini iyi bir tiyatrocu olarak anmalıyız zira küçük hüsamettin, bestami balta, bestaminin kemancısı gibi birbirinden güzel tiplemeleriyle hepimizi eğlendirmişliği vardır, özel hayatı yada siyasi görüşü kendisini bağlar bizi değil. allah taksiratını affetsin.
hala unutulmayan efsane komedyen, sanatçı. biz onu ilk olacak o kadar'da tanıdık daha sonra tiyatrolarına gittik. her skeci hem komik, hem de insanın ufkunu açar, çok iyi modernizm eleştirileri, toplumsal tespitler yapardı levent kırca. ki hükümet karşıtlığı, göte göt diyebilmesi, diğer ünlüler gibi belli siyasi kişilere yaltaklanmaması ile her devrin adamı değil de, bir dava adamıdır kendisi. allah gani gani rahmet eylesin..
Olacak okadar, yada deve kuşu kabare nin yayınlandığı ve siyasilerin eleştirildiği dönemde siyasilerin hiçbir gücü yoktu ki! O zamanın siyasileri belediye başkanı statüsündeydı. Valilık yapanlar ise ordu, yargı ve sermaye idi. O dönemlerde rahmetli Turgut Özal Musul ve kerkuk ü ülke topraklarına katmak için orduya harbe hazırlanın emri veriyor, adamlar bizim böyle bir savaşla işimiz olmaz diye cevap veriyorlar, malum şu 91 körfez savaşı sırasında.
Levent kırca, zeki alasya ve metin Akpınar eleştirecekse ordunun, yargının, sermayenin siyasileri şamar oğlanına cevırmelerını eleştireydıde goreydık. Ama yapmadılar, zaten yapmak ısteselerde yaptırmazlardı.
Bu ülkede bir başbakanın muhalif bir partinin genel başkanına " sen onbaşı bile olamazsın " dediği için yargılandıgına şahidiz, o dönem sıyasetcılerının ülke yönetiminde söz sahibi olduklarını kimse söyleyemez. Devlet içinde bir mesele olsa hemen omuzlarına işaret ederlerdi. Anlamı; yani asker izin vermiyor demek.
Onun için olacak okadar, deve kuşu kabare de aynen askeriye, yargı, medya, sermaye gibi halkın seçmiş olduğu siyasileri degersızlestırmek için kullanılmış pıyeslerdır.