Mizahi bos espiriye degil,halkin gozunu acacak,biliclendirecek guncel ve genel konulara dayanirdi.
Kendisi bu turun son temsilcisiydi ki efsane programi Olacak o kadar yayindan kaldirildi.
Mekani cennet olsun turk tarihinin en buyuk komdeyenlerinden biriydi kuskusuz.keske daha fazla filmde izleyebilseydik bu degerli sanatciyi.
Her zaman dogruyu soylemeye calistigi icin sevmeyenlerinin cok olmasi gayet dogal,canli yayinda bir sunucuya "sen yalakasin" diyebilmis cesur bir insandi kendisi.
Keske daha cok izleyebilseydik onu...
Gerçek bir vatansever ve gerçek bir tiyatrocudur. Başımızdakiler ülkeye musallat olmadan önce bir çok siyasiyi hicvetmiştir ancak hiçbirinden böyle tepkiler alıp ötekileştirilmemiş, hain ilan
Yandaş medyalarının ölüm haberini "sarhoş öldü" şeklinde vermeleri de ne kadar Allahsız kitapsız olduklarının apaçık göstergesidir. Kaldı ki kendisi hayatı boyunca hiç içki içmemiş, sarhoş rollerini çok iyi oynamıştır. Oyunculuğunun büyüklüğünün ispatını yapmıştır.
ölümü ile bir kez daha memlekette Allah'a şirk koşma meraklısı ne kadar adam olduğunu göstermiş sanatçıdır.
Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "1Beni israil'de birbirine zıd maksad güden iki kişi vardı: Biri günahkardı, diğeri de ibadette gayret gösteriyordu. Abid olan diğerine günah işlerken rastlardı da: "Vazgeç!" derdi. Bir gün, yine onu günah üzerinde yakaladı. Yine, "vazgeç" dedi. Öbürü:
"Beni Allah'la başbaşa bırak. Sen benim başıma müfettiş misin?" dedi. Öbürü: "Vallahi Allah seni mağfiret etmez. Veya: "Allah seni cennetine koymaz!" dedi. Bunun üzerine Allah ikisinin de ruhlarını kabzetti. Bunlar Rabülâleminin huzurunda bir araya geldiler. Allah Teâla Hazretleri ibadette gayret edene: "Sen benim elimdekine kadir misin?" dedi. Günahkara da dönerek: "Git, rahmetimle cennete gir!" buyurdu. Diğeri için de: "Bunu ateşe götürün!" emretti."
Ebu Hüreyre radıyallahu anh der ki: "(Adamcağız Allah'ın gadabına dokunan münasebetsiz) bir kelime konuştu, bu kelime dünyasını da, ahiretini de heba etti." Ebu Davud, Edeb 51, (4901).
bir kimsenin cehennemlik ya da cennetlik olduğuna dair tek takdir sahibi Allah'tır, bir insan ömrü boyunca günahkar yaşayıp, son nefesinde Allah'ın takdir ettiği bir sebeple, tüm günahları affolup, cennetlik olabilir, ya da tam tersi tüm ömrü boyunca, tüm kurallara uygun yaşayıp, son nefesinde bir nedenler imanını kaybetmiş şekilde göçebilir öte tarafa.
ama maşallah bakıyorum, levent kırca için burada, kafir diyenler, imansız ateist diyenler, hatta kesin cehennemlik diyenler...
yani tek kudreti ve takdiri Allah'a ait olan bir hakkında, ben de Allah'ın takdir ettiğini edebilirim, onun vereceği kararı ben de verebilirim demekten hiçbir farkı yoktur, yani bir şekilde kendinin Allah ile bir tutmak, yani kelime anlamıyla şirk!!
allah ayetlerinde tartışmasız en büyük günah olarak şirk'i bildirmiştir.
ve bunu yapan arkadaşlar, çok dindar olduklarını düşünerek, bunu da dindarlık adına yaptıklarını sanmaktadır ne yazık. Aman dikkat dindarlık yapacağız zannederken, Allah'ın bildirdiği en büyük günaha bulaşıyor olmayasınız.
Zatı muhterem. islamiyeti yaşayıp yaşamadığını en iyi kendisi bilir. Fakat arkasından iyi konuşmayan insanların bu adamın ekmeğine yağ sürdüğünü bilmesi gerekir. Ahirette hesap gününde yaptıkları hayırlı ne iş varsa kötü konuştukları nispette bu insana verilecektir. Allah korusun belki de müflis duruma düşeceklerdir. Ölünün arkasından kötü konuşulmaması gerektiğini insanların bilmesi faydalarına olacaktır. Bu sadece levent Kırca için değil, ölen her insan için.
Büyük ustadır, ölümü derinden üzmüştü sevenlerini. Ölümünden sonra yandaş medyanın attığı manşet ne kadar usta bir oyuncu olduğunu göstermiştir, zira manşet şudur: "Ünlü alkolik sanatçı Levent Kırca kanserden öldü!..". Ancak atladıkları bir nokta vardır, Levent Kırca hiç alkol kullanmamıştır!
Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.