ali adlı karakterin diyalog kurduğu ayşe isimli kıza: "du bist nicht ein junge du bist ein mädchen!" yani,"ayşe sen bir kadınsın, erkek değilsin" diye çıkıştığı saçma ve bir o kadar deli hikayeyi içerisinde barındıran kitaptır.
genç nesillere almanca öğretmek için kullanıldı bu kitap. ve ilk okul sonrası anadolu lisesine giren koca bir nesil bu kitapla telef oldu, yazık.*
esas karakteri koko adlı papağan olan harika olay örgüsüyle hem eğlendirici hem öğretici olmayı başarabilen başyapıt niteliğindeki eserdir.
(bkz: koko ist ein papagei)
bu kitapla ilgili ilginç bir durum ise ; kendisini hem orta okulda hem de lisede kullanmış olmamızdır.
her konunun arkasında bilinmeyen kelimelerin türkçesi olmasıyla beğenimi kazanmış bir şey öğretememesine rağmen nedense "almanca bilmiyorum." demeyi öğrendiğim ders kitabıdır. **
ilkokul için hazırlanmış olsa da, ülkemizde ortaokullarda almanca öğretmek için kullanılan garip kitap. mesela türkler aralarında almanca konuşuyor falan filan...
lisede okuduğum almanca kitatıbı. 4 sene okumama rağmen neredeyse hiçbir şey aklımda kalmamıştır. renklerde hep kayma vardır. hans adından nefret etmemi sağmalıştır. ek olarak almanyaya giden türklerin de bazı maceralarını anlatır , türk dedeyle türk torunu aralarında almanca konuşur bazı bölümlerinde.
koko adlı papagay(evet papagai), bu kitabın her sayfasında farklı renklerde çıkardı. ayrıca bir papağana bile bıyık çizebilmeme olanak sağlayan milli eğitim bakanlığı büyüklerime de selam ederim.
ayrıca vaktinde iki alman kıza "ich liebe am kiosk"(anlamını halen bilmiyorum ama güldülerdi buna) dememe sebep olmuş ve beni sempati yuvası haline getirmiş kitaptır.
edit: anlamını öğrendim efendim, ich liebe am kiosk diyerek "büfede seviyorum" demişim. güler tabi kızlar. e be milli eğitim, bize almanca o kadar kelime varken öğrete öğrete büfe'yi mi öğrettin? öpüyorum milli eğitim.