leon: the professional izlemeyin sübyancı olursunuz... ağlamamak, veya gözlerin dolmaması... hayır, elde değil... ayrıca bu zamana kadar izlemeyen aklımı sikeyim ahali.
-uyku umrumda değil leon. ben aşk istiyorum ya da ölüm-
sinema tarihinin en kaliteli yapımlarından biri. başladığı andan beri sizi içine çeker. hep koltukta oturur gibi uyuyan leon'un yatakta uyumasına sevinirsiniz. hatta bir seri katil olan leon operasyonu başarıyla tamamladığında bile sevinirsiniz. yeri gelir üzülürsünüz. anlatılmaz, sadece izlenir bu film. film boyunca duygu seli yaşarsınız ve finalde shape of my heart eşliğinde gözyaşlarınız akar hafiften. öyle bir filmdir.
filmde herşey harikadır.herşeye ölüp bitersiniz yalnız gary oldman a ayrı ölürsünüz. 'you dont like beethoven' deyişi, mimikleri kısaca bütünü müthiş bir karakterdir. (bkz: hakkını vermek)
natalie portman'ın ne olacağını belli ettiği filmdir. jean reno ve gary oldman ile birlikte döktürmüşlerdir oyunculuk olarak. birkaç quote yazıcaktım ama film replikleri komple güzel. son olarak natalie portman sen ne tatlı bişeysin öle.
havalandırma boşluğu sahnesiyle bir başlar gözleriniz akmaya aman diyim. geç izlenildiği için hayıflanılan filmdir. iç burkar, güldürür, ağlatır vs vs...
i hope you're not lying, leon.
i really hope that down deep inside there's no love in you.
cause if there is, just you had a little bit of love in you for me.
i think that in a few minutes you're gonna regret you never said anything.
i love you, leon.
bir de şu vardır ki,
beni kaybetmeyeceksin mathilda bana yaşama sevinci verdin, mutlu olmak yatakta kalmak kök salmak istiyorum tekrar yalnız kalmayacaksın, lütfen şimdi git bebeğim git aşağı doğru in seni seviyorum mathilda.
-ben de seni seviyorum.
çok iyi filmdi be. yıllar geçse de üstünden etkisi hiç geçmez üzerimden.
bundan 5 yil önce arkadasimin tüm yalvarmalarina karsi izlemeyi reddetigim, bugune kadarda hic rastgelip izlemedigim hayatimin ilk 5 filmi arasina girecek kadar güzel olan film. ayrica filmde olumsuz yönden elestirecek hic bisi bulamiyorum.
*en can alici sahne son sahnedeki patlama ve leon un mathilda yi bosluktan asagi göndermeye calisirken aralarinda gecen konusma.
*müzikleri harika.
*kizin ailesi öldürüldükten sonra geri döndügünde kapiyi acmasi icin leon a yalvarmasi.
*leon un sürekli süt icmesi.
*leon un sürekli koltukta uyumasi ve yataga ilk yatmaya calistigi sahne.
*sakizla kapi deligini kapamak.
*ayrica bana hatirlattiklari icin : (bkz: behzat ç.) ve (bkz: şule ç.)
Jean Reno ve yanı sıra Natalie portman'ın kendini gösterdiği, imdb'den 10 üzerinden 8.6 almayı başaran, hayatımda izlediğim en kral filmlerdendir, izlenmesi gerekir. Soundtracki de ayrı bir başyapıttır.
film başlığı andan itibaren yaşlandıran bi senaryo..
her şey leon'un kapıyı mathilda'ya açmasıyla başlar, mathilda'nın sevgisi için savaşmasıyla devam eder..
polisler tarafından öldürülmese bile ilerde kinden, öfkeden öldürülecek bi aile.. şamar oğlanı yapılmış 18 yaşında mathilda.
sığınacağı tek kişi leon iken sonrasında dünyasının leon olması. leon'a her şeye razı olacağını söylerken, leon'u kendine benzetmesi ve kaybetme korkusu, ciddi anlamda birliktelik tutkusu..
18 yaşındaki gencin, olgun yahut yaşlı bir nişancının duygu dünyasını değiştirebilecek, kesinlikle masum hisleri barındıran film.
son sahnede mathilda'nın leon'u yaşatma metaforu muazzamdı. leon çiceğini çok sevdiğini söylediğinde ''onu anca toprağa ekersen yaşatırsın'' demesi ve bunu kendinin uygulaması..
sevgiliden kalan son hatırayı, sevgilinin bütün yaşamı boyunca koruduğunu, benimsemenin tanımıydı.
eğer seni sevdiğimi söyleseydim bi şeylerin yanlış gittiğini düşünebilirdin...