çoğu kişinin bilinç altında korku olarak yer almış kuruyemiştir. küçükken teyzeler boğazına kaçarsa ölürsün, burnundan genzine kaçarsa ölürsün gibi korkutucu şeyler söylerlerdi.
antep fıstığının kabuğunu ayırırken üşenilmez.
kolanın yanında genelde çekirdek tercih edilir.
birayla da fıstık tüketilir.
içeceğe bakılarak duruma bağlı olarak bazen kaju yenir.
çavuşu kaldırmak için fındık yenir.
badem candır zaten.
Kuruyemiş kokteyllerinin olmazsa olmazı, mazbut yemişidir.
Küçük çocukların, boğulma tehlikesi geçirmelerine neden olma yeteneği de vardır.
Avuca alınıp, löp diye ağıza atılması, tek tek diş marifetiyle kırılması da ayrı bir güzeldir. Ağız dolu iken diksiyon ve harfler antin kuntindir elbette.
- Ne yiyorsun?
-vebvebi...
geçen belgeselini izlediğim kuruyemiş. bunu külün içinde kavuruyorlarmış ya zor gözüküyordu yapımı. çiğnerken ağızda ısınır insanın dilini yakar kaşındırır bi acayip eder hiç sevmem
Leblebici Horhor – Dikran Çuhacıyan Dikran Çuhacıyan’ın opereti. Librettosunu Takfur Nalyan yazdı. ilk defa Beyoğlu Fransız tiyatrosunda Dikran Çuhacıyan, Dikran Kılıçyan ve ortaklarının kurduğu Osmanlı operası tarafından oynandı (1875); büyük başarı kazandı.
Leblebici Horhor Opereti
Temsiller, kısa bir süre sonra Nalyan yararına tekrarlandı (1876). Daha sonra da değişik topluluklarca çeşitli yerlerde, bu arada Raşit Rıza tarafından Yunanistan’da yunan sanatçılarıyla birlikte (1951) ve Devlet tiyatrosu tarafından Ankara Gençlik parkında (1965) oynandı.
Leblebici Horhor (1923) ve Leblebici Horhor Ağa (1934) adlarıyla Muhsin Ertuğrul yönetiminde iki defa filme alındı.