hoşuma giden ama abartıldığını düşündüğüm kitaptır. ondan güzel çok fazla kitap var. popüler olunca bir şey isnanlar bilip bilmeden hemen peşinden koşuyor sanırım.
Yazarı aynı zamanda 2. Dünya savaşında kaybolan bir uçak pilotuydu hatırladığım kadarıyla.
Çocuklar için ilgi çekebilecek bi kitaptır. Büyükler için de okunması öneriliyor ama içimdeki çocuğun ölmemesine rağmen çok ilgimi çekmemişti benim. aynı zamanda da okutuyor kendini, can sıkmıyor. Okuyup bitirmiştim 3-4 sene önce. Gene de bu kadar büyütülecek ne var bu romanda hiç anlamış değilim. Enteller gelmiş diyor ki illa küçük prens de küçük prens. Neyse okuyun okutturun.
Animasyon filmi çekilecekti. Noldu malum yerlere düştü mü acaba?
Güzel bir kıssadan hisse. Hatta bir kaç ay önce tekrar okudum, sanki daha çok etkiledi evvelki okumalarımdan.
Animasyonu Fransız sitelerde bulmak mümkün olmakla beraber Türkçe dublajı henüz çıkmamış filmdir.abartmaya gerek yok tabiiki ama gayet yalın ve bir çocuğun dünyaya bakışını anlatan güzel bir kitap.
Kitabın hemen bitmesi beni hep üzmüştür. Keşke ansiklopedi kalınlığında olsa da bitecek korkusu olmadan okusaydım. Ve ansiklopedi konusunda ciddiyim. Zaten ansiklopedi okumayı da severim ne ise. Beni her seferinde tekrar tekrar duygulandıran kitap ve bir kanalda animasyonu vardı, izliyordum. çok seviyorum böyle tatlı tatlı masal anlatır gibi dersler vermesi çok etkileyici.
Çocuk kitabı olmasına rağmen yetişkin bir insanın da okuması gereken kitaptır.
Ben bu kitaba hayranım. Ve bu kitap bana yol gösteriyor. Üzgün olduğum zaman açar ve birkaç sayfasını okurum.
"büyükler sayılara bayılırlar. diyelim, onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız; asıl sorulacak şeyleri sormazlar. sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile. kaç yaşında, derler, kaç kardeşi var? kaç kilo? babası kaç para kazanıyor? bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar.
deseniz ki: "kırmızı kiremitli, güzel bir ev gördüm. pencerelerde saksılar, çatısında kumrular vardı." bir türlü gözlerinin önüne getiremezler bu evi. ama "yüzbin liralık bir ev gördüm" deyin, bakın nasıl: "aman ne güzel ev" diye haykıracaklardır."
diyerek gerçekleri yüzümüze vuran kitap.. hala en sevdiğim..
"bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin.."
önce kitabı okuyup sonra filmi de izlemenizi tavsiye ederim. çünkü filmde birçok şey eksik. ayrıca kitabı okuduktan sonra yazarın hayatını da okumak kitabı benim için daha da ilginç kıldı. çünkü yazar bir pilot ve uçak kazasında ölüyor. bu da hikayesini daha da gerçekçi kılıyor. insan tüm bunlar gerçekten oldu mu acaba diye şüpheye düşüyor bir nevi.
ben filmi de beğendim. filmin kurgusu asıl hikayeden biraz farklı ama ilginç ve bana çekici geldi.kısacası küçük prensi film olarak da izlemek hoşuma gitti, tavsiye ederim.
Milyonlarca, ama milyonlarca yıldızdan yalnızca birinde bulunan eşsiz bir çiçeği seven bir insan varsa bu insanın yıldızlara bakarken mutlu olması yeterlidir.