yine bazılarının işine geldiği gibi kullandığı atatürk ilkesi. başbakan erdoğan maşallah der aha laikliğe aykırı konuştu diyenler nedense ana muhalefet lideri deniz baykal'ın cemevi merkezinin temel atma törenine katılmasına bir şey demezler. anlıyoruz sizi.
şu sıralar laikliği şuursuzca savunan gerçek vatansever(!) arkadaşlar, acaba atatürk'ün diğer ilkelerine de aynı değeri veriyor musunuz? o kadar önemsiyor musunuz? bir düşünün bakalım. düşünebildiyseniz bile büyük başarı. biravo biravo.
yeniden tanımlanması gerektiğini savunan rte ve bülent arınç gibi değer(!)lerin hedefi olmuş cumhuriyetin değişmez ilkesidir.
''evladım laiklik bilinen birşeydir sen kimsin ki tekrar tanımlayacaksın, aç sözlüğe bak... laiklik (secularism) bir tanıma değil senin gibi yobazların tanımasına ihtiyaç duymaktadır, çünkü kaderin bir cilvesiyle demokratik yoldan (az buçuk hile de katılarak) yüksek yerlere gelmiş senin gibi tipler bölünmez bütünlüğümüzü tehlikeye sokmuştur.'' demek isterim duvara karşı.
deniz baykal ise laikliği dilinden düşürmez çünkü tehlikeye girmiş bu atatürk ilkesi çok ciddi bir meseledir önümüzde ve bu meseleyi yaratan da deniz baykal değil bülent arınç gibi tiplerdir. deniz baykal'ın bir muhalefet partisi olarak ayrıca iktidara karşı en büyük silahı da budur, bu şekilde milletin iktidarın nasıl laikliği hedef aldığını anlayacağını sanmaktadır. oysa millet (en azından %47) laiklik nedir bilmez, bilmek istemez , ya da bir torba kömürden daha değerli görmez.
edit : amma eksilenmiş beah, sözlüğü mollalar bastı kaçın!
deniz baykal'ın ağzından düşürmediği kelime. çok fazla tekrar edilen konular artık önemsenmemeye ve kaale alınmamaya başlar. işte laikliğin ayağa düşmesinin en büyük sebebi deniz baykal gibi insanlardır. meclise getirilen tarım konusunda bile laiklik elden gidiyor diye muhalefet yaparsan, gerçekten laikliğe zarar verecek konuda muhalefet yapmaya çalışınca kimse laikliği sikine takmaz.
herkesin kendi tarafına yonttuğu bir kavram deyince, ekşi oy müstehak oluyor anlaşılan. bülent arınç'ın ve ilhan selçuk'un laiklik anlayışları birbiriyle örtüşmüyor ki.
ulu önder'in** devletimizi güçlü devletlerden biri haline getirmek için kurduğu sistemdir.ayrıca hükümet olduktan sonra adalet ve kalkınma partisi'nin* bozmaya çalıştığı sistemdir.
sekularizm ile arasındaki farkı bilmeyen insanlarca hakkında, ülkemizde hiçbir zaman uygulanmadığı, insana yakıştırılabilecek bir sıfat olmadığı şeklinde yorumlar yapılan atatürk ilkelerinden bir tanesidir.
ülkemizde hiç tecrübe edilmemiş sistemdir. devlet yönetenlerin dini kontrol etme gayretine kılıf olarak kullanılmaktadır. aksi takdirde laik devlette resmi ideolojiye uygun görev yapmakla sorumlu bir devlet dairesi olan diyanet işleri başkanlığı bulunur muydu?
laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.
birey laik, laikçi, anti laik,,, vb sıfatları kullanamaz. laik insan yoktur laik sistem vardır. sadece laikliğin savunucusu yada laikliğin düşmanı olabilirsin.
"ben laikim" diyen insan daha laikliğin ne anlama geldiğini bilmemektedir.
allahını seven laik olsun başlığı moderasyon tarafından silindiği, oraya yazdığım yazılar öksüz kaldığı ve derdim var dediğimde de derdime çare bulmak yerine yazınızı başka başlıklara yazınız biçiminde ikiyüzlü bir formül önerildiği için konu ile ilgili düşüncelerim laiklik başlığı altına alınmıştır:
laikliği gerçekten kavramış dindar kişilerin kendileriyle tutarlı kalarak kullanabileceği slogan;
laikliğin, devletin dinler, mezhepler arasında tarafsızlığını koruduğu, hakem pozisyonunda kaldığı, dinin devlete, devletin de dine karıştırılmadığı bir sistem olduğunun bilincinde olan, allah'a inanan, müslüman olan ve bin yıldır bu coğrafyada devletin dini yönlendirmesindan bıkmış bünyenin, müslümanlara yaptığı çağrıdır;
yani demek istiyor ki, sakın hizbullahçılara, iran yorumlu devletçi dincilere, müslüman kardeşlere, talibancılara kanmayın çünkü onların bazı yönlerden laikçilerden bir farkı yoktur. kimileri din ile devleti yönetmeye soyunur kimileri de laikçiler gibi devlet olarak dini yönetir, üstelik bir çok resmi eğitimle şaşırtılmış bünyeye, de adı devletçi laiklik olduğu halde bunu laiklik diye yutturur; bu iki taraf da hakem değildir ve bir biçimde nasıl müslüman olunacağını en iyi kendisinin bildiğini varsayıp müslümanlara müslümanlık dayatır; özetle bu sloganı söyleyenlerin gözünde ikisi de makbul değildir.
ayrıca gayri müslim tüm türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının içindeki allaha inanan kesimlerin de şevkle söyleyeceği sözlerdir; çünkü ancak böylesi bir gerçek laiklik onları devletçi laiklerin sünni baskısından koruyacaktır.
yani tanrıya inanmanın özgür düşünceli olmak ile çelişmeyebileceği anlamında yorumlanabilecek sözlerdir bunlar;
başlığı açan, ilk girdiyi yazan kişi tanrı fikrine klasik olmayan biçimde yaklaşan, dinleri kültürel ve sosyolojik olarak önemseyen, islamiyet'in her zaman geriliğe, gerilemeye denk geldiği ön kabulunu avrupa merkezci ve oryantalist bulan ancak mevcut dinler içinde de kendini tanımlamakta zorlanan bir kişidir;
buna rağmen özgürlükçü duruşa özen gösteren, konuya kafa yormayı fikir üretmeyi ilke edinen bu kişinin, başlığa katkıda bulunmadan eksiye boğulması manidardır. ardından konunun ve başlığın orijinalitesinin, sözlüğe yapacağı olumlu katkıyı fark etmeden onu uçuran moderasyon düzeyi ise sözlük adına ancak üzüntü verici olmuştur.
yazının laiklik konusuna katkı olması umuduyla...
not: bu yazı, bu başlığı bkz yapıp, kendince olayda bir çelişki var sanıp dalga geçtiğini sanan zihniyete ithafen, kapak olsun diye yazılmıştı.
Başkan Bush'un her konuda dini referanslar kullandığını biliyoruz. Bunda, alkolizm tedavisi görürken sıkça dini telkinler almasının rol oynadığını da tahmin edebiliyoruz.
Ancak "Müslüman demokrat" vurgusunun asıl nedeni, demokrasi ile Müslümanlığı bir arada yaşatabilen Türkiye gibi "fantastik bir örnek" olmaması...
Peki bu mucizeyi neye borçluyuz?
Bu topraklarda inancın, Arap coğrafyasından hayli farklı yaşanabilmesine...
Sofuluğun gündelik hayattan dışlanabilmesine...
Ve tabii ki laikliğe...
Türkiye'nin asıl ayırt edici niteliği bu...
Aslında din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.Fakat günümüzde artık kendilerini elit kesim zannedenler tarafından boku çıkarılmış ve herkezin kendine göre bir tanım ürettiği olgudur.Artık öyle bir hale geldiki namaza giden yobaz,din kitabı okuyan dikkat çeker oldu. (bkz: Laikliği yeniden tanımlamak)
kimileri tarafından yalnızca insanın dinini özgürce yaşaması olarak algıladığı ilke. hani diyorlar ya herkes istediği gibi okuyor bu ilkeyi bu da bu durumun en baş örneğidir.
bazıları bu ilkeye dinsizlik yaftası yapıştırırlar ve buradan oy tahvil ederler.
türkiye nin olmazsa olmazi. söyle bir etrafa bakildiginda, dünyada müslüman olarak en rahat ibadet türkiyede yapilmaktadir. bazi arap ülkelerindeki gibi ramazan ayinda lokantalar kapali degildir gündüz. isteyen oruc tutar, istemeyen tutmaz. cuma günü isteyen camiye gider, istemeyen kiz arkadasiyla dolasir. isteyen istedigini yapiyorsa, laikligin ne kadar lazim oldugu daha iyi anlasilacaktir. dinde zorlama yoktur ilkesi en rahat türkiyede yasaniyorsa, cuma günleri türk polisi arap bedevilerinin elinde degneklerle kendi halkini koyun sürer gibi yaptigini yapmayip, sizi camide namaz kilmaya zorlamiyorsa bunu laiklige ve atatürk e borclu oldugumuz ortaya cikar.