"din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" şeklinde tanımlanır hatta ulu önderimizin bunu "yüce dinimiz islamı daha güzel bir şekilde yaşamak için en iyi yaşam tarzı cumhuriyettir ve bunun için de laiklik ilkesi önemlidir" şeklinde resmi bir tanımlama yaptığıda söylenir aslında ama bunun resmi olmayan tanımı aslında şudur:
"kardeşim ben tek tek herkesin ne düşündüğü ile neye taptığı ile ilgilenemem, kim ne dine inanıyorsa, neye tapıyorsa tapsın, herkes mutlu mesut olsun da hukuğa uyacak şekilde nasıl davranırsa davransın" dır.
ulu önderimiz aslında bu ilke ile dini falan vurgulamamıştır, tam tersine "bireyselciliği" vurgulamıştır, yani "herkesin aklı fikri var, ben ayrıca niye akıl vereyim" mantığıdır. bugün bakın günümüze din işleri sadece devlette değil, her yere karımış durumda ve daha da kötüsü herkes herkese karışıyor. bugünkü yaşadığımız sorunlar bundan kaynaklanıyor...
yaşar nuri öztürk'ü düşman gören sözde dindar ezberci kesimin karşı çıktığı din ve devlet işlerini birbirinden ayıran kavram. dine düşman bir kavram değildir. tek düşmanı dini siyasi güç elde etmek için kullananlardır. Bugün insanların oy kullandığı ya da kullanmadığı için burnu , kulağı kesilmiyorsa laiklik sayesindedir.
laiklik tehlikeye düştüğünde sincan da tank yürüten ordunun, bugünlerde sessiz kaldığı için yapılan bir hatırlatmadır.
türk silahlı kuvvetleri anayasal olarak ; her türlü iç ve dış tehdit ile savaşmak için görevlendirilmiştir.
bugün türkiye cumhuriyetinin temel dinamiği olan türk anayasası tehlikededir.
anayasa der ki;
"türk vatanı ve milletinin ebedî varlığını ve yüce türk devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu anayasa, türkiye cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman atatürkün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda"
"hiçbir faaliyetin türk millî menfaatlerinin, türk varlığının, devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği"
"türk milleti tarafindan, demokrasiye âşık türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur."
türkiye'de en çok tartışılan kavramlardan bir tanesi. basit tanımı; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması iken uygulamada bu tanım değişebiliyor. sorun da buradan çıkıyor aslında. yoksa laikliğin tanımından rahatsız değil.
Laiklik en genel tanımı ile din ile devlet işlerinin ayrılmasıdır. Toplum ve devlet yaşamının akla ve bilime dayatılmasıdır. Toplumun "din" adına ve binlerce yıl önce konmuş, o günün sorunlarına çözüm getiren kurallara göre yönetilme zorunluluğunun kaldırılmasıdır. "Aklın iman karşısında özgürleştirilmesidir". Laiklik toplum düzeni, bütün din ve inançtan insanların, eşit koşullarla aynı kurallara uymak durumunda bulundukları, hiç kimseye dinsel ayrıcalık ve üstünlük tanımayan bir toplum düzenidir
devlet inanan ,inanmayan herkesin ortak devleti olduğu için herkese eşit mesefede olmak zorundadır.
bu yüzden uygar devletin alt yapısı din kurallarıyla değil hukukla düzenlenir.
devlet hukuki olduğu kadar siyasi de bir yapıdır.
devletin alt yapısına hukuk yerine dini sokarsanız devlet hem tarafsızlığını kaybeder, hem de dini direk siyasete sokmuş olursunuz. her siyasi yapı da kendi muhalefetini yaratır. din devleti dediğimiz siyasi yapı o dine de güçlü bir muhalefet yaratmış olur.
hakkında atıp tutmadan önce mutlaka araştırılması, iyi kavranması gereken, muhafazakar toplumlarda demokrasinin temelini oluşturan, olmazsa olmaz rejim özelliğidir. fransız ihtilalinin dünyaya yaptığı en güzel kıyaktır.
tüm dünyada hristiyan ülkeler başarabilirken , müslüman ülkelerin başaramadığı olgu .
sebebi basittir ; islamiyet laiklikle bağdaşamayacak bir dindir.islamiyet ,günlük hayata dair sayısız kurallar koyar.devlet yönetimine , kadın erkek ilişkilerine vs. kısaca hayatın her alanındadır.bu da islamın kendisinden kaynaklıdır.islam hükümlerinin birazını alıp birazını almamak veya dünyevi- uhrevi diye ayırmak imkanzıdır.
hristiyan ülkelerde bunun gayet güzel işlediği görülmektedir.çünkü , hristiyanlık dünyevi olmaktan uzak bir dindir.her ne kadar vatikan bir dünya imparatorluğu kursa da , bunun altı boştur , dini dayanaktan yoksundur.
dini hükümlere ve sözlere bakarsak,hristiyanlık , "benim hakkımı bana verin ,sezarın hakkını sezara verin. " diyerek , laikliğin kapısını açmış , dünyevi işlerle bağdaşmayacağını açıklamıştır.
oysa, hz.muhammet , bir peygamber olduğu kadar , devlet yöneticisidir.devlet yöneticiliğini de tek eline almıştır.öldükten sonra da siyasi vasıfarını halifeye devretmiştir.
islam devletleri,islam esaslarına göre yönetilmiştir.
bunlar , ülkemizde laikliği kabullenememenin ve laiklik düşmanlarının önemli çıkış noktalarından biridir.
kemalist yılmaz bekçileri tarafından ülkenin bölünmez bütünlüğünden bile daha fazla savunulan cumhuriyet ilkesi. emin olun ki osmanlı imparatorluğu da laikti. laiklik devletin her bireye din ayrımı gözetmeksizin eşit şartlarda davranmasıdır. osmanlıda her din için ayrı mahkemeler kuruluyordu, hemde kendi din adamları tarafından yargılanmaları sağlanıyordu. laiklik kanımca din işleri ile devlet işlerini ayırmak değildir. eğer böyle bir kavram olsaydı ilahiyat fakülteleri olmazdı, imamlar devlet memuru olmazdı ve diyanet işleri başkanlığı olmazdı.
hemen hemen bahse konu tüm ülkelerde farklı yorum ve uygulamalara tabi olan ve de kullanıldığı her ülkede çok şişirildiğinde patlayan, nereye çekersen oraya giden fransız lastiği.
tanımının, dinleri ve ritüelleri yasaklamak ya da onlara yasal haklar vermek değil, anayasal düzende tanımamak ve salt kişisel fikirler olarak algılamak gerektiğini düşündüğüm devlet düzeni.
uygulanmadığı için ne olduğunu pek bilmediğimiz. türk halkının cahil %90 ının sadece "din ve devlet işlerini birbirinden ayırır" tanımını yaptığı ilke.