klasik ispanyol dizisidir.** soygun felan geçiyormuş.
La casa de papel (Uluslararası ismi: Money Heist, tam çevirisi: Kağıt Ev) Álex Pina tarafından ispanya'daki Antena 3 kanalı için yaratılan bir soygun dizisi. 2 parça halinde yayınlanan tek sezonluk bir dizidir. 2 Mayıs 2017'de ilk kez yayınlanmış, 23 Kasım 2017'de sona ermiştir. Úrsula Corberó, Paco Tous ve Alba Flores gibi oyuncular oynamaktadır. iki sezondan oluşan dizinin ilk sezonunun süreleri yeniden düzenlenerek 9 bölümden 13 bölüme çıkartılmıştır ve 25 Aralık 2017'de Netflix'e eklenmiştir.
umut ettiğim gibi mutlu sonla biten dizi. nairobi,tokyo ve diğerlerininin de nerelerde olduklarını göstermiş olsalardı daha makbule geçerdi ama olsundu el profesör ve milf müfettiş mutlu olsunlar yeterdi.
öncelikle avrupa sinema-dizi, iran(asya) sineması ve alternatif ülke sinemalarına oldukça aşina biriyim. cannes a gitmişliğim, yurt dışında sinema festivallerini izlemişliğim var. arkadaş çevresinde "gizli kalmış filmlerin kaşifi" derler. neyse kendimi övecek değilim bu başlıkta. izlemediğim bir sürü şey de var.
yalnız bu diziye hayran olanlar ilk defa ispanyol gerilimi izliyorlardır. açıkçası 1.5 saatlik "el cuerpo" filminde aldığım sürükleyici duygusunu bu dizide hissedemedim,bu filmde ayrıca aynı oyuncular da vardı dizidekiyle."celda 211" aynı şekilde. "la migliera offerta" filmi de benzer konuydu(soygun olduğundan diyorum) biraz daha farklıydı. onların yanından geçemez.
haa kötü mü asla değil. emek var. kurgu var. ama bi dizi-filmde en çok dikkat ettiğim şey senaryo ve kurgu kitlendiği anda o bölümü boşa geçmek yerine mantık hatası dolu bi sona bağlamak. hayır ona göre yaz o zaman, çok sırıtıyo, çok eğreti duruyo. bu filmde zibilyon tane var.
boşlukta dizi arayışında olanlar izlesin. ama öyle tekerleğin icadı gibi davranmayın şu diziye o kadar abartılacak bi dizi değil.
Kendisinin dizi kültürü yoktur. Daha çok kitap okuyarak falan vakit geçirir. internet ve televizyona sempati beslemez. Bana la casa de papel diye bir dizi varmış ya çok övdüler. Sen bilirsin başlamamak ne kaybettirir dedi. Bende kazandığından fazlasını kaybettirmez dedim.
Olay bu kadar bu dizide. izlemek, kazandığından fazlasını kaybettirmez..
Spagetti saçlı karı ilk bölümlerde beyaz donla gezinirken birden iç çamaşırı neden siyah oluverdi?
El profesör müfettişle seks yapana dek bakire miydi?
En son gülbeyaz dizisinden Nejat işler’ e aşık olmuştum, yatma vaktinden yaklaşık yarım saat erken yatağa girip kendisiyle alakalı tesadüfi tanışarak başlayan aşk hikayemizin hayallerini kurardım. birkaç gündür ise ezik ve asosyal el profesörün hayalini kuruyorum. Çekici olmasının sebebi asosyal gibi davranıp detaycı olması galiba. Müfettişle olan ilk sevişme sahnesinde kendimi aldatılmış hissettim. Koduğumun el profesörü.
Nairobi’ yi yıldız tilbe’ ye benzeten bi tek ben miyim?
izlemedim ve izlemeyi düşünmüyorum. dizi kültürüme güvenirim. çoğu diziyi de izlemişimdir piyasada ki. bu çok gündem oldu, bi fragmanına bakim dedim. aga yok ya normal bildiğin suç-polisiye dizisi neyini abartıyorlar anlamadım.
bi kaç kendini ünlü sanan sikko diziyi paylaştı sağda solda o yüzden bu kadar gündem oldu yoksa baya balon dizi. izlemeyin gerçekten bir sike yaramaz popüler kültür sıçmığı bu da.
sürükleyici bişeyler arıyorsanız; dark izleyin bak efsaneler efsanesi bir dizi. 12 monkeys, chosen, stranger things, black mirror izleyin. ama böyle kendini ünlü fame sanan iki üç sikkonun tweet attığı dizileri izlemeyin gerek yok.
Bu dizi çok büyük mesajlar veriyor. öncelikle dali maskeleri sıradan bir seçim değil. dali toplum ahlakına ve genel geçer adetlerine aykırı yaşamayı adet edinmiş dahi bir ressamdır. hiç bir şekilde toplumdan gelen dayatmaları ve doğru yanlış ahlak kurallarını kabul etmemiştir. maskeler bu aykırılığı temsil ediyor.
kırmızı tulumlar sosyalizmi (komünizmi) temsil ediyor. giyenler sosyalist yoldaşlar ve mücadele veriyorlar.
darphane ve polisler kapitalizmi temsil ediyor. kapitalizmde para her şeyi belirler. ahlakı bile para belirler. yani birileri paraya saldırdığında o kişiler kötü ilan edilir. işte para saldırıyorlar. paraya saldırınca silahlı ve görüntülü mekanizmalarıyla kapitalizm saldıranlara savaş açıyor.
profesör bilimsel bakış açısını ve hesapçılığı sembolize ediyor. sonuçta bilimsel düşünmek ve hesap yapmak her türlü sorunu yeniyor. ama aşka yenik düşüyor.
uzun zamandır böyle anlamlı bir sosyalizm teması görmedim. üstelik dizide salvador dali’nin taktiği kullanılmış. siz olayları izliyorsunuz sanıyorsunuz ama her izlediğiniz şeyin derin bir anlamı ve mesajı var.
berlin’in ölüm sahnesindeki birlikte direneceğiz sözü ve kadınını yanına alıp onla el ele mücadele etmesi de bir çeşit sosyalist mücadele geleneği. zaten dizinin teması olan ciao bella şarkısı da sosyalizmin sembolüdür. muhteşem bir yapıt. sadece film ve senaryo olarak değil. felsefe olarak da muhteşem bir yapıt. kapitalist sisteme müthiş bir tokat var.
yani korkarım ki üçüncü sezonu olmayacak. bu diziyi böyle tasarlayanlar kimse mesaj vermek istemişler ve mesajı verip kapatmışlar konuyu. para için diziyi devam ettireceklerine imkan vermiyorum.
merakıma yenik düştüm ve izlemeye başladım. pişman mıyım? evet...
keşke ''üfff popüler kültürü sevmiyorum ve dayattıklarına karşı çıkacağım!!!'' diyen marjinal bi tip olmaya devam etseydim.. üzülerek söylemeliyim ki çok sevdim...
ya akla gelmedikçe insan delirmiyor değil. öncelikle
- ya sen professör denen adam. hayvan gibi zekisin, kafan her boka çalışıyor, her değişkeni hesaba katıp inanılmaz bir soygun planı yapıyosun, ama bu soygunda güvendiğin insanlar tokyo, rio gibi duygularıyla hareket eden 2 tane andaval, bu mudur yani? dizinin bana göre en büyük mantıksızlığı olabilir. allahtan berlin reyiz vardı, o da olmasa halleri yaman...
- şu arturo mudur ne anasının amıdır, abi çekin vurun şu adamı yada siktir edin polise. şu adama gösterilen töleransa bakarmısın, "soygun ortasında kalmış götü kalkan rehine" olabilir mi allah aşkına, dizide bunu da gördük. benim elimde olacak, ibret olsun diye kırbaçlarım rehinelerin gözü önünde. sonra bak bakayım bir daha tenezzül ederler mi plan yapmaya falan.
- bu raquel, profesör olayına geç uyandı. "o kadar kezbanlık yaptım, bu adam hala götümden ayrılmıyor, ne ayak lan?" falan der insan bi. istersen scarlett johansson falan ol, abi mümkün değil kaldıramazsın o derece kezbanlığı. 2 defa silah çekmeler, randevulaşıp 40 dakka erken gidip nerde kaldın diye adama çemkirmeler falan. ananı sikeyimmm, tahtaya vurası geliyor insanın...
final sahnesinde profesör avrupa merkez bankasının hiç yoktan 145 milyar euro bastığını ve bu paraların zenginlerin kasasına nasıl gittiğini anlattıgı sahne yaptıkları şeyin soygun olmadığı tıpkı avrupa merkez bankasının yaptığını yaptıklarını. sadece kendi paralarını bastıklarını. sadece para için yapılmış basit bir eylem olmadığını söylediği sahne. dizinin ideolojik olarakta boş olmadığı, içinde ki nüveleride incelediğimizde az çok sosyalizm propagandası yaptığını göreceğiz. kimseyi vurmamaları sözlerinde durup rehineleri bırakmaları. başlarına oldukça iş açan darphane patronunu bile öldürmediler. kızıl tulumlar dali maskeleri müzikler direniş kelimesine yüklenen anlam vs.
bu diziye çok kırgınım ve bir daha izlememeye karar verdim. sen kalk o kadar şehir isimlerini takma adın olarak olarak ama birisi de güzel ülkemin şehirlerini almak istemesin.
hayır ne olurdu yani tokyo'nun adı şırnak, moskova'nın adı yozgat, oslo'nun adı diyarbakır falan olsaydı? ayıp be!
batı ülkeleri bizi gerçekten kıskanıyor, bunu anladım.
herkes biliyor, sorsan herkes izliyor. herkes tokyo'ya aşık. herkesin kanısı rio mal.
bir dizinin ancak bu kadar suyu çıkarılabilir, sanırsın bir lost, bir got, bir spartacus....... sıra uzar gider. inside man çakması film, tamam bazı noktalar çok iyi ama dizinin akıcılığı, mantığınıza yatmayan senaryo hataları ile örtüşünce izleme keyfi gelmiyor, bir süre sonra ileri sarıyorsunuz.
izlemeyenler için tavsiye, tatildeyseniz ve zaman öldürmek istiyorsanız birebir.
işten çıkıp da, akşam iki bölüm dizi izleyeyim diyenler için zaman kaybı.