şu diziyi izliyorum da tokyo mudur ne halttır o kevAŞenin kafasına sıkılması gereken biri olduğu konusunda herhalde tüm milletimiz mutabık kalır. bu konu oylamaya sunulsa, milletçe aynı oyu verdiğimiz ender kararlardan biri olurdu hatta küresel ölçütte bir mutabıklık ortaya çıkardı.
berlin konusuna gelince; bu adama neden hayranlık duyuluyor anlamadım. kasıntı ve anlamsız repliklerle dolu bir karakter. bu dizide esas hayranlık duyulması gereken kişi soygun planını hazırlayan kişi bana kalırsa.
neyse bakalım ikinci sezonun 2. bölümünü izleyeceğim birazdan. tokyo kevaşesine sövmeden izlemeye çalışacağım diziyi.
soyguncular kaçarken yanıltma taktiği uyguladı. aslında 3. kasadan kaçacaklardı ama bodrumdan kaçıyormuş izlenimi verdiler. ayrıca bir part rehineyi de kanazilasyondan yolladılar. iki şaşırtma vardı yani. bodruma giden koridora bombalar yerleştirdiler. özel tim bombaları etkisiz hale getirene kadar onlar çoktan gitmiş olacaktı. ama hesap etmedikleri bir şey oldu. 3. kasanın içinden kaçacaklarını öğrendi polis ve oraya da ekip yolladı. işte burada yapmaları gereken şey tüm parayı yolladıktan sonra 3. kasaya da bomba yerleştirmek ve onları aktif hALe getirmekti. özel tim lazerli bombaları etkisiz hale getirene kadar çooktan uçup gitmişlerdi. böylece berlin arkada kalmamış olurdu.berlin, gelen özel timi oyalamak için çatışmaya girdi bildiğiniz üzere.
tabii senaristler benim gibi sıradan bir izleyicinin düşündüğünü düşünmemiş olamaz. onlar berlin'i orada bırakarak izleyiciyi etkilemek istemiş olabilirler. lakin berlin'i orada bırakmak bir çok izleyiciye küfür ettirmiştir.
3. sezon fragmanında berlin var evet ama muhtemelen profesörün bir anısını anlatıyorlar orada. o yüzden berlin sadece anı olarak yer alıyor bana göre. berlinciler boşuna sevinmesin. öldü o hahahahaha
edit: bu arada profesörün komiser raquel e avrupa merkez bankasının milyarlarca euro basması ile kendilerinin darphanede para basması olayını bir tutmasını anlattığını hatırlarsınız. profesörün kurduğu benzetmenin hatalı olduğunu düşünüyorum.
"bankalar para basıyor, eh ben de silahlarımla girer darphanede para basarım " demekle olmuyor o işler.hukuk ve hukuksuzluk eşit olamaz. birinde hukuksuzluk var açıkça. ikinci olarak avrupa merkez bankasında basılan paraların zenginlere gittiği tamamen uydurma. 2008 küresel krizinden sonra önce fed ve sonra ab merkez bankası trilyonlarca dolar ve euro bastı. krizden böyle kurtuldu dünya. küreselleşmenin getirdiği lojistik avantajıyla ve ucuz işgücü pazarı olan asyanın üretimde hız kesmemesiyle büyük bir enflasyon olmadı. üretilen ürün hızlı bir şekilde pazarda yerini aldı. basılan para enflasyon yaratmadı. ve ekonomiler iyileşmeye başladı. faizler düştü. bu da bizlere fayda sağladı. 2013 yılına dönün bakın. 950 milyar dolarlık bir ekonomik boyuta ulaştık. sadece biz değil birçok ülke ekonomisi gelişti.
. ab yatırım bankasından 22.8 milyar euro aldık 9 yıl içinde. neyse daha geniş bir zamanda detaylı yazarım. dizinin soygun planı, aksiyon sahneleri olmuş ama soygunun dayandığı felsefi temeli beğenmedim.
netflix'te 1. sezonu öyle bir yerde bırakmışlar ki... küfretmemek için kendimi zor tutuyorum. izlemek istemiyorum çünkü çok fazla zorlanıyorum. izlemek istiyorum çünkü çok merak ediyorum. aranızda bir gönüllü varsa bana 2. sezonu anlatsın, lütfen.
edit: düzeltiyorum. 2. sezonu tamamlamış biri bana ulaşsın lütfen. öyle saçma bir spoiller yedim ki 'yok artık' diyorum. gerçek olup olmadığını öğrenmem lazım. o kadar insansınız burada mutlaka çıkar bir kişi.
edit2: arkadaşlar artı yada eksi oy vermek bir işe yaramıyor. az çeneniz ve eliniz çalışsın. lütfen!
beni anksiyete krizinin sırat köprüsünde defalarca yürütmüş olsa da mükemmeldi. senaristi kutlamak gerek. bu planı uygulamak yerine yasal yoldan aynı parayı kazanmış olmak kesinlikle takdire şayan. ben senarist olsam kesin düşünürdüm, sonrasında yazmaya karar verirdim ama buna karar vermek o kadar da kolay olmasa gerek. profesörün ve naorobi'nin detaycılığı, berlin'in psikopatlığı, denver'in bir anda gülüvermesi, tokyo'nun fevriliğinin yanında sadakati... kesinlikle çok iyiydi. Allah affetsin helsinki'ye çok güldüm.
aklıma takılan tek şey; niçin en başta anksiyete uyarısı yok? ben bendeki arızayı biliyorum da yırttım ama yüksek anksiyetesi olan birisi için özellikle netflix 1. sezonda fazla detaylı bir anlatım var. kan tutmasıymış, silah sesiymiş, yaralanma sahneleri, iğneler, ameliyatlar vs. vs. baştan uyarıyorum. ilacınızı alın, yanınızda buzunuzu bulundurun, arada durdurup evi falan şöyle bi turlayın. başımıza iş açmayın.
çok abartılmıştır. Fringe'in (Özellikle ilk bölümlerini kıyaslarsak) yanından geçemez. popülerlik etkisi diye düşünüyorum. evet bazı sahneleri iyi düşünülmüş ancak devamında bekletileri bozguna uğratmış alelade sahnelerle dolmuştur. popüler mi nasılsa izlenir rahatlığıyla devamında iyice saçmalamışlardır.
3.sezonu izleyip izlememe konusunda kararsız kaldım ama izlemeyeceğim bir karakter öldüğü halde tekrar diriltiliyorsa kaliteyi falan önemsemiyolar demektir nasılsa izlenir ayağına 10 sezon yaparlar diziyi izledik bitti daha fazla uzatmayın bir prison break vakası daha yaşanmasın.