"gemiye bindikleri zaman, dini yalnız o'na has kılarak allah'a yalvarırlar. fakat onları salimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (allah'a) ortak koşmaktadırlar."
"insanların başlarına bir sıkıntı gelince rablerine yönelerek o'na yalvarırlar. sonra allah, katından onlara bir rahmet tattırınca, bakarsınız ki onlardan bir grup yine rablerine ortak koşuyorlar."
(rûm suresi ayet 33)
"dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir."
öncelikle, inançlı bir insanım ya da öyleydim, kuran'ı okuma aşamasındayım ve gerçekten, tam olarak inanabilmek istiyorum. yani önyargılarla okumuyorum.
beni en çok rahatsız eden şeylerden biri kuran'ın gözünden kadınlara bakmak oldu. içindeki çoğu tabir, erkeklere hitaben yazılmış gibi hissettirdi.
mesela bakara suresi 223. ayet ve elmalılı tefsiri;
"kadınlar sizin ekinliğinizdir, siz onlara insan ve müslüman tohumları ekip ürün olarak nesil, döl yetiştireceksiniz. öyle ise tarlanıza (tarla anlamı unutulmamak ve ekin yerinden olmak şartıyla) dilediğiniz taraftan, hangi pozisyonda isterseniz gidiniz. ve bununla birlikte kendiniz için ilerisini gözetip ona göre ihtiyatlı bulununuz, sadece şehvetinizi söndürmekle meşgul olmayıp geleceğiniz için salih ameller ile hazırlık görünüz. ve allah'a isyandan sakınınız da eğri yola gitmeyiniz. ve biliniz ki, siz mutlaka allah'a kavuşacak, o'nun huzuruna çıkacaksınız. dolayısıyla yüzünüzü güldürecek şeyler kazanın da rezil olacağınız şeylerden kaçının."
ekinlik? "ekin yeri"nden olması şartıyla dilenen taraftan varmak? pozisyon? sadece erkeklerde var olan şehvet? ve kutsal kitapta bundan bahsedilmesi?
çok meşhur nisa suresi 34. ayetin de buradaki mantıktan pek farkı yok. "dövün" kelimesinin aslında "evden çıkartın" ya da başka bir anlama gelmesinin önemi yok. hepsi aynı kapıya çıkıyor; itaat etmesi gereken kadınlar ve kadınlar üzerinde yaptırıma sahip erkekler. itaat etmeyen erkeği yatağında yalnız bırakmasına izin verilen kadınlar yok.
ya da allah'ın çok eşliliği güzel bir şeymiş gibi göstermemesinin de önemi yok benim için. çok eşliliğe verilen izin var.
ali imran suresi 14-15. ayetler, diyanetten;
"Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle
arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel
yer ancak Allahın katındadır.
De ki: Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allaha karşı gelmekten sakınanlar için
Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allahın
rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla görendir. "
kadınlardan nefsin şiddetle arzuladığı bir şey olarak bahsedilmesi? normal şartlarda kadınlar kadınları arzulamayacağına göre erkeklere yönelik olduğu açık bir ayet gibi duruyor. cennetteki eşlerin temizliği derken de neden bahsedildiğini anlmadım.
cennetteki eşler demişken, kuran'daki huri tarifi de ciddi şekilde kafa karıştırıcı gelmekte bana. tomurcuklanmış/yeni çıkmış/turunç meme olayı özellikle. cennette hurilerin çocuk doğurması gibi bir olay olmayacağına göre, fonksiyonu çocuk beslemek olan meme neden kuran'da geçiyor? benim inandığım yaratıcının memeyi bir cinsel obje olarak gördüğüne inanmak istemiyorum.
ve hurilerin beyazlıklarıyla yumurta gibi olmaları? (saffat 49)
beyaz tenli, tomurcuklanmış memeli bakire huriler? benim inandığım yaratıcının bu tarifi yaptığına gerçekten inanmak istemiyorum.
bunun üzerine kadınlara neden bir şey yok sorusuna cevabı şöyle vermekte islami siteler; "cennette kadınlar hurilerden daha güzel olacaktır."
kuran'ı okumaya başlamadan önce düşündüğüm cennet tanımı, sonsuz huzur bulanacak, herkesin sevdiği insanlarla ve allah'a yakın olarak yaşayacağı sonsuz bir hayattı en kısa tabirle.
ben cennete gidebildikten sonra güzelliği ne yapayım? hurilerden daha güzelim diye mutlu mu olayım? bunun bana çekici mi gelmesi gerekiyor? ya da biz daha güzel olacaksak huriler ne yapacak? cennette birbirinden daha güzel olmak diye bir şey var mı cidden?
diğer bir konu ise, yine meşhur, azhab suresi ile alakalı. surenin 4. ayetinde, evlatlıkları öz çocuk gibi görme geleneği kaldırılıyor. benim sınırlı aklım, evlatlıkları öz çocuk gibi görmekte bir kötülük göremiyor, aksine, olması gereken bir şeymiş gibi geliyor.
aynı surenin 37. ayetinde ise müminlere evlatlıklarının eşleriyle evlenmelerinde zorluk olmaması gerekçesiyle hz muhammed, evlatlığının karısıyla evlendiriliyor. çok ciddiyim, hala nedenini anlayamadım.
yine aynı surenin 53. ayetinde peygamberin evine gelenlere yemekten sonra hemen kalkmaları, sohbet için beklememeleri çünkü peygamberin bundan rahatsız olduğu söyleniyor. yol gösterici kitapta böyle bir ayet olmasında bir mantıksızlık yok mu? bunu savunmak için kullanılan argümanlardan biri de; "senin evine sürekli misafir gelse sıkılmaz mısın?" oluyor.
evet, sıkılırım ama ben ne peygamberim ne de bir dini yaymakla uğraşıyorum. örnek insan olarak gösterilen peygamberimizin ümmetinden sıkılması ile benim, evime sürekli gelen misafirden sıkılmam aynı şey mi?
"hz. muhammed onları sevdiği için gitmelerini söyleyemiyor, kırmak istemiyor." savunması da açıklayıcı gelmiyor çünkü ben o misafirlerden biri olsaydım ve bana bunu söyleyen bir ayet gelseydi daha çok kırılırdım, peygamberin uygun bir dille bunu söylemiş olmasını diler, "yani o kadar çok sıkmışım ki koskoca kuran'da yer almış bu konu." diye düşünürdüm.
evet, koskoca kuran'ın, benim kutsal kitabımın beni, erkeklerin kadını, onların ekinliği, onların nefislerinin arzuladığı şey olarak tarif etmesi, itaat etmezsem, fiziksel olarak benden daha güçlü olanlar tarafından dövülmeme ya da evden kovulmama izin vermesi, fuhuş yaparsam yine onlar tarafından eve kapatılmam gerektiğini söylemesi (insan psikolojisi?), vücudumu cinsel obje olarak görmesi beni rahatsız etti ama rahatsız etmekten çok, üzdü ciddi anlamda.
bu örnekler çoğaltılabilir, en çok tartışılanlar ve benim de en çok dikkatimi çekenler bunlar olduğu için bunların üzerinden gittim. arapçayla uzaktan yakından ilgim yok, alim falan da değilim. kuran'ı anlamak için bunlara sahip olunması gerektiğini düşünenlere katılmıyorum. aksine, sade bir insan okuduğunda da anlaşılması gereken bir kitap olması gerekiyor bence.
bir yaratıcım olduğuna dair bir şüphem yok ama yaratıcımın bunları söyleyip söylemediği konusunda emin olamıyorum. eğer kafama takılanların gerçekten mantıklı açıklamaları varsa öğrenmeyi çok istiyorum çünkü insanın yıllarca inandığı, güvendiği bir duygunun, inancını sağlamlaştırmak için okuduğu, kutsal saydığı kitap yüzünden sarsılması hiç iyi hissettirmiyor.
ayrıca, ayetleri cımbızlamadan da okudum ama değişen bir şey olmadı.
Bozulmadan günümüze kadar gelen islamın en büyük delili!Ayetlerin akustiği nesir olmayıp şiir aksanı ile ifade ettiği büyük eser ; -Gücünüz yetiyorsa 10 süre benzerini siz getiriniz Şayet iddanızda doğruysanız??? (Hüd 13) diye insanlığa meydan okuyan kutsal kitap!!!!!!Kurban olayım ben o kitabı mukaddese!!!
Dinozorlar ile ilgili bir bulgu olmaması çok gariptir. bina boyundaki kemikleri olan hayvanlar neden kitapta geçmemektedir ? tatlı su ile tuzlu suyun birbirine karışmadan aktığını dahi yazan kutsal kitap ta neden bir önceki cihan sakinleri hakkında bir bilgi geçmemektedir ?
cahil bir kesim var ki hiç okumadığı halde evinde yüksek bir yere asar bu kitabı. neden? çünkü evdeki dolabın çekmecesine konmaz çok günah. lan aç bir oku anlayabilirsen. bir bak ne anlatıyor o kitap ona göre evinde yer belirle.
allah tarafından, cebrail adlı melek vasıtasıyla, islam peygamberine, ayetler şeklinde gönderildiği iddia edilen kitap;
her müslümanın kendi dilinde okuyup, anladıktan sonra sorgulayacağı kitap!
islam alimlerinin aktardığına göre:
ayetler geldiğinde islam peygamberi hır-hır sesler çıkarır.
terler,
ağzından köpükler gelir,
bazen hava sıcak olmasına rağmen ''üstümü örtün. üşüyorum'' der.
ayet inmesi bittiğinde peygamber yorgun ve bitkindir!
allah'ın mesajları ne hikmetse hep o günün olaylarına göre iner!
hatta, ''ol'' diyerek binlerce galaksi yaratan yüce tanrı'nın hiç işi-gücü yoktur; peygamberin hangi eşiyle hangi zamanlarda birlikte olacağını bildiren- peygamberin hoşuna giden evlatlığa, karısını boşamasını emreden ayetleri bile gönderir!
resul'a '' yahudilerle savaş '' filan der, savaşcı melekler yollar.
peygamber'e inanmayan ona ''deli'' diyen amcalarının ceza şeklini bildiren mesajlar da gökten iner!
kuran'ın göklerde oturan, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten tanrısı, hatalı insanlar yaratıp, sonra onları bu hatalarından dolayı suçlar. '' cehennemi sizlerle dolduracağım'' diye tehdit eder!
Yahudi ve hristiyanlardan dost edinmeyin der: din ırkçılığı yapar.
''Onlar birbirinin dostudur-onlardan dost edinmeyin, kovalayın-gördüğünüz yerde öldürün'' diye insanları katliama teşvik eder!
kuran'ın tanrısı'nın amerika, kutuplar, avustralya, çin, japonya, vs. ülkelerden pek haberi de yoktur. Bütün ayetler arap-ortadoğu insanına göredir.
nahl 63:
''allah'a and olsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi, o bugün de onların dostudur. ve onlar için elem dolu bir azap vardır''!!!!
Rad: 33:
''inkar edenlere hileleri güzel gösterildi. ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola itecek yoktur.''!!!!!!!!
insanları saptıran şeytan mı yoksa kuran'ın allah'ı mıdır?
sonuç: islam peygamberi olduğunu iddia eden kişi, 13 sene boyunca mekke'li halkın dini inaçlarına-atalarına küfür etmiş, mekke'deki 360 puttan, el ilah putunu kendisine tanrı seçerek, diğerlerini parçalatmış, tanrı'nın kendisine ayetler halinde kuran'ı gönderdiğini söyleyerek, dini ve allah'ı korku aracı olarak kullanmış kişiler üzerinde yetki sahibi olmak istemiştir.
islam peygamberi tanrı sözü olduğunu iddia ettiği ayetleri hafızlara, keçi derisi veya tahtalara yazdırtmış-ezberletmiştir.
kuran'ın aslı yakılmış-toplatılmış-parçalanmış- derilere yazılan bazı ayetleri keçiler yemiş-ayet ezberleyen hafızlar, kuran yazılana kadar ya çok yaşlanmış ya savaşlarda ölmüş olduğundan; kuran karmaşık bir şekilde ve kureyş lehçesiyle yazıldığından bugün araplar bile anlamakta zorlanmaktadırlar!
türkiye'deki müslümanların %80 ni (belki de daha fazlası) kuran'ın türkçesini okumamıştır. ayetlerin anlamını-kuran'ın içeriğini bilmez! onları müslüman yapan; cennet-cehennem efsanesi ve kulaktan dolma-güzel-metheden-olağanüstü-mucizevi-korkutucu-cezalandırıcı hurafelerdir.