kuran-ı kerim'in hangi sayfasında saygısızlık edenleri diri diri yakın yazıyor bana gösterir misiniz? böyle bir şeyin yazmadığını olayların tamamen yapan insanların cehaletinden geldiğini bile bile kuran'ı sorumlu göstermek nasıl bir zihniyetin ürünüdür?
milyarlarca yıl önce sonsuz büyüklükteki bir evreni ve içindeki trilyonlarca yıldızı yarattıkran hemen sonra "ihtiyacı olmadığı halde" yarattığı insanları; kendisi için savaştırdıktan sonra, öldürülenlerin ve yenilen tarafın mallarının yeni sahibinin kim olması gerektiğine karışan bir tanrının; allahın yazdırdığı kitap.
enfal: 1:
"sana savaş ganimetlerini soruyorlar. de ki: ganimetler allah ve peygamber'e aittir..."
inananlarının tevrat ve incilin değiştirilmiş olduğunu iddia ettikleri oysa içinde, yazıldığı tarih itibari ile; incil ve tevratı doğrulayan, doğru olduğunu ısrarla vurgulayan, kaynak olarak gerektiğinde değiştirildiği iddia edilen incil ve tevratı sunan, varlığı için kanıt olarak incil ve tevratı gösteren allahın bulunduğu kutsal kitap. ya da inananlarının rabbinin adı ile okumadıkları götlerinden salladıkları; sonra varsayıp en çok kendilerinin inandığı diğerleri gibi değişmedi dedikleri, oysa diğerlerini kendi yazıldığı tarih itibari ile doğrulayan, kaynak verip, kanıt gösteren kitap.
tevbe/111
"allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. çünkü onlar allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (bu), tevrat'ta, incil'de ve kur'an'da allah üzerine hak bir vaaddir. allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! o halde o'nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. işte bu, (gerçekten) büyük kazançtır."
ali imran /3
"(resûlüm!) o, sana kitab'ı hak ve önceki kitapları tasdik edici olarak indirdi, tevrat ile incil'i ve furkan'ı indirmişti."
ali imran/93
"tevrat'ın indirilmesinden önce, israil'in (ya'kub'un) kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü israiloğullarına helâl idi. de ki: eğer doğru sözlü iseniz o zaman tevrat'ı getirip onu okuyun."
maide/43
"içinde allah'ın hükmü bulunan tevrat yanlarında olduğu halde nasıl seni hakem kılıyorlar da sonra, bunun arkasından yüz çevirip gidiyorlar? onlar inanmış kimseler değildir."
maide/44
"biz, içinde doğruya rehberlik ve nur olduğu halde tevrat'ı indirdik. kendilerini (allah'a) vermiş peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. allah'ın kitab'ını korumaları kendilerinden istendiği için rablerine teslim olmuş zâhidler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi). hepsi ona (hak olduğuna) şahitlerdi. şu halde (ey yahudiler ve hakimler!) insanlardan korkmayın, benden korkun. ayetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. kim allah'ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir."
maide/68
"ey kitap ehli! siz, tevrat'ı, incil'i ve rabbinizden size indirileni hakkıyle uygulamadıkça, (doğru) bir şey (yol) üzerinde değilsinizdir" de. rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun küfür ve azgınlığını elbette artıracaktır. kâfirler topluluğuna üzülme."
bakara/41
"elinizdekini (tevrat'ın aslını) tasdik edici olarak indirdiğime (kur'an'a) iman edin. sakın onu inkâr edenlerin ilki olmayın! âyetlerimi az bir karşılık ile satmayın, yalnız benden (benim azabımdan) korkun. "
"içlerinde bir takım ümmîler vardır ki, kitab'ı (tevrat'ı) bilmezler. bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir. onlar sadece zan ve tahminde bulunuyorlar. "
bakara/89
"daha önce kâfirlere karşı zafer isterlerken kendilerine allah katından ellerindeki (tevrat'ı) doğrulayan bir kitap gelip de (tevrat'tan) bilip öğrendikleri gerçekler karşılarına dikilince onu inkâr ettiler. işte allah'ın lâneti böyle inkârcılaradır."
bakara/91
"kendilerine: allah'ın indirdiğine iman edin, denilince: biz sadece bize indirilene (tevrat'a) inanırız, derler ve ondan başkasını inkâr ederler. halbuki o kur'an kendi ellerinde bulunan tevrat'ı doğrulayıcı olarak gelmiş hak kitaptır. (ey muhammed!) onlara: şayet siz gerçekten inanıyor idiyseniz daha önce allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz? deyiver."
bakara/113
"hepsi de kitabı (tevrat ve incil'i) okumakta oldukları halde yahudiler: hıristiyanlar doğru yolda değillerdir, dediler. hıristiyanlar da: yahudiler doğru yolda değillerdir, dediler. kitabı bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini söylediler. allah, ihtilâfa düştükleri hususlarda kıyamet günü onlar hakkında hükmünü verecektir. "
müslümanların çok sevdiğini iddia ettiği fakat aslında terkettikleri kitap:
Furkan Suresi-25/30 "elçi de: "ya rabbi, kavmim, bu kur'an'ı terk edilmiş bıraktılar" demiştir. "
hakkında çok konuşulan, çok tartışılan, bu yüzden çok az bilgi sahibi olunan kitap.
örnek olarak Kıyamet kehanetinde bulunanlar Kuran'ı örnek gösteriyor fakat Kuran kehanetleri tamamen yalanlıyor.
peygamberin bile bunu bilemeyeceğini anlatan bu ayetler varken kıyamet kehanetleri bile yapılabiliyorsa, bu kitabın anlaşılmadan tartışıldığı kanaati doğru olmaktadır.
Naziat suresi : (http://www.diyanet.gov.tr/kuran/meal.asp?page_id=583 )
42.sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.
43.onu bilip söylemek nerede, sen nerede?
44.onun nihai bilgisi yalnız rabbine âittir.
45.sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın.
46.kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.
--spoiler--
okudum kitabı, ama açıkçası pek beğenemedim. oldukça başarısız bulduğumu söylemeliyim. klişe dolu. başları biraz sürükleyici yine, ama ortalara doğru iyice bayıyor. o şeytanın isyan etme bölümü mesela, her şeyi biliyosun, her şeye gücün yetiyor, süper iyisin filan ama senin yarattığın şey sana isyan ediyor, hırs yapıp kötülüğü yayıyor. hadi insanları sınamak için yaptın diyelim niye böyle senaryolara ihtiyaç duyuluyor? direk öyle yarat şeytanı. hem onu, kötülüğü sen yaratmışın işte. tanrı o kadar da iyi bi rolde değil bence. hem tanrının insan ürünü olduğu çok belli olmuş. sevmeler, kızmalar, ona inanmayınca böyle sonsuza kadar yakmalar, tek sefer de din göndermeyi beceremeyip bak bu son şansınız diye son bi peygamber göndermeler filan. melekler var misal insana secde ediyolar yaratılınca, onlardan yüksekler mi, alçaklar mı anlamadım.
kitabından film çekilse imdb puanı beşi geçmez, gösterimde de bi hafta filan kalır en fazla. senaryoda çok boşluk var, çok...
ha bu yapılır, devamı da çekilirse, üstüne bi de israfil gelip de sur'a üfler ve kıyamet koparsa çok fena göt olurum tabii orası ayrı.
--spoiler--
belli belirsiz adamlar tarafından yazılmış, kitleler tarafından hala kutsal kabul edilen bir kitaptır. kahvede anlattığınız pozisyon hikayelerini mustafan abilerin kafalarından yazması gibidir.
Peygamber efendimiz demiştir ki birisi öldüğünde akrabaları cenaze işleriyle meşgul iken,
son derece güzel bir kişi gelir mevtanın başının yanında durur.
Kefenlendiğinde kefen ile merhumun göğsü arasına girer. Definden sonra herkes evine döner.
Münker ve Nekir adlı iki özel melek gelir, öleni kişisel mahremiyet içerisinde imanı hakkında sorgulayabilmek
üzere göğsünde duran güzel kişiyi ayırmaya çalışır.
Güzel kişi der ki "O benim refakatim, O benim dostumdur, hiçbir şekilde Onu yalnız bırakmam.
Eğer siz sorgulama için görevlendirildiyseniz, görevinizi yapınız. Onun cennete girmesini kabul ettirinceye kadar terk edemem.
Sonra ölmüş arkadaşına döner der ki, "Ben, bazen yüksek sesle bazen de kısık sesle okuduğun Kuranım.
Endişe etme, Münker ve Nekirin sorgusundan sonra üzüntü duymayacaksın.
Sorgulama bitince güzel kişi Onun için Meleul Aladan (semadaki meleklerden) misk kokusuyla bezenmiş bir döşek hazırlar.
Allahın Resulu (SAV) demiştir ki:
Hesap gününde ne bir Peygamber, ne de bir melek, Allahın indinde Kurandan daha imtiyazlı bir şefaatçi olamayacaktır.
her inananın hatta inanmayanın da okuması gereken kitaptır. malum okunmadan çamur atan insan sayısı okuyup kabullenmeyen insandan daha çoktur. direk meal değil tefsiri okunması anlaşılmasına daha çok yardımcı olur.
dinden çıkmasını istediğim insanlara; turan dursun, ilhan arsel, dawkins, vs. yerine önerdiğim; "peygamberin evinde fazla oturmamamızı" salık vererek beni benden alan evrensel kara mizah örneği.
allah'ın kullarına hem kendi varlığından hem de yarattığı dünyadaki nimetlerin varlığından kullarını haberdar etmek ve sahip oldukları için kendisine şükretsinler diye cebrail aracılığıyla hz. muhammed (s.a.v.)'e yolladığı kutsal kitaptır.
alt not: gerçi allah bluetooth'la da yollayabilirdi ya da niyet ettim bugün kedilerin efendisine kutsal kitap götürmeye deyip düşebilirdi yollara değil mi?
''yoksa o'nu (ku'an'ı) kendisi uydurdu mu diyorlar? Deki:Eğer doğru iseniz Allah'tan başka çağırabildiklerinizi(yardıma) çağırın siz de o'nun gibi uydurulmuş on sure getirin. Eğer (onlar) size cevap veremiyorlarsa, bilin ki, o ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve o'ndan başka tanrı yoktur.artık siz müslüman oluyor musunuz?(hud 11/13)
buna benzer bir çok ayet var kur'an'ı kerimde, allahu teala kullarının bu şekilde inkar edeceğini önceden bildiğini bildiriyor. buna benzer bir çok şey de mevcuttur. kalpleri kararan bir insanın kuranı kerimdeki herhangi bir ayeti okumasıyla inanmış bir insanın ki çok farklıdır, iyi o zaman her meal okuyan müslüman olsun bu nasıl bir mantıktır? bu çağda her şeyin tesadüf eseri meydana geldiğini öylesine yaratıldığımızı ve toprak olacağımıza inanmak daha mı mantıklı? size göre bütün müslümanlar akılsız ama siz inanmayanlar olarak çok akıllısınız öyle mi? kuranı kerimde herhangi bir çelişki ya da v.s bir şeyler aramak ve bulduğunu idda etmek ayrıca komiktir. bütün ayetlerin emirlerin bir mantığı ve nedeni vardır aksi olması mümkün değildir ve birbirleriyle ilintilidir tabii ki bunu anlamak isteyen için böyledir. inanmak istemeyen inanmadığı bir şey üzerinden önyargılı olarak değerlendirme yapması ne derece sağlıklıdır orası da muamma.
her insanın eğer ki kendi diliyle okuyorsa okuduğu ve okuyacağı en anlamlı en özlü kitaptır. türkçeden okumak insanı mensup olduğu dine hayran bırakır. bu zamana kadar bu denli büyük bir dine mensup oluo bu kadar geri kalmanın ancak yobazlıkla mümkün olabileceğini anlar insan hemen. ayrıca bir takım kerameti kendinden menkul sakallıların adeta bir sihirbaz gibi anlattıkları allah yerine azametini bütün satırlara kazımış bambaşka bir allah'ın var olduğunu ve çok açık ve kısa bir mesaj verdiğini görürsünüz.
der ki özetle bütün o ayetlerde taratan yüce allah...
ben size vaktiyle cenneti verdim, şeytan sizi kandırdı ve dünyaya indirildiniz. şeytana sizi yine kandırabilmesi için izin verdim. ama sizi de başı boş bırakmadım, peygamberlerim aracılığıyla size kendimi hatırlattım, bildirdim. vaktiyle şeytana uyup kaybettiğiniz cennet yine sizi beklemektedir. ancak dünyada benim istediklerimi yerine getirir, beni bilir ve yalnız bana inanır, iyi ahlaklı adil ve dürüst kimseler olursanız hem içinde yaşadığınız dünyayı cennete çevirirsiniz, hem de size vadettiğim ebedi cenneti veririm. şeytan dünyanızı da ahiretinizi de mahveder. siz kendinizi mahvedersiniz. sözüme uyun, şeytana karşı çıkın.
işte böylesinse açık seçik bir mesajı olan kuran, yıllarca illa ki arapça okunacak, arapçadan başka dil okunmaz, yalanlarıyla üstü örtüldüğü içindir ki dünya kuran ineli 13 asır olmasına rağmen hala karanlıklar içindedir.
kuran'ın bir ayeti ne der biliyor musunuz?
kehf 109: De ki: "Rabbimin kelimeleri için deniz mürekkep olsa, Rabbimin kelimeleri tükenmeden önce deniz mutlaka biter. Bir o kadarını daha getirsek de yetmez."
Lokman 27: "Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, deniz de arkasında yedi deniz daha katılarak yardımcı olsa, Allah'ın kelimeleri tükenmez. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir."
allah'ın kitabı sadece arapça okunur, arapçadan başka türlü okunmaz, haşa, türkçe kuran mı olurmuş, ne dediğini bilmesen de arapça oku...diyenlere bu iki allah sözü yeter de artar bile.
arapça denen dil, allah'ı anlatmak için çok zayıf kalır.
" Kendileri ne bilgi verilenler, rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu, mutlak galip ve hamde layık (ALLAH)'ın yoluna ilettiğini görürler" (Sebe, 6)
" O (Kur'an) korunanlar için bir öğüttür" (Hakka, 48)
tüm insanlığa indirilmiş ve istenilmese bile sorumlu tutulacak olan mukaddes kitap;
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla
1. Elif. Lâm. Mîm. Sâd.
2. (Bu), kendisiyle insanları uyarman, inananlara öğüt vermen için sana indirilen bir kitaptır. Artık bu hususta kalbinde bir şüphe olmasın.
3. Rabbinizden size indirilene (Kur'an'a) uyun. O'nu bırakıp da başka dostların peşlerinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!
4. Nice memleketler var ki biz onları helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin yahut gündüz istirahat ederlerken geldi.
5. Azabımız onlara geldiğinde çağırışları, "Biz gerçekten zalim kişilermişiz" demelerinden başka bir şey olmadı.
6. Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de, gönderilen peygamberleri de mutlaka sorguya çekeceğiz!
7. Ve onlara (olup bitenleri) tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız. Biz, onlardan uzak değiliz.
8. O gün tartı haktır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
9. Kimin de tartıları hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize karşı haksızlık ettiklerinden dolayı kendilerini ziyana sokanlardır.
10. Doğrusu biz sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçim vasıtaları verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz! *
araf suresi 37. Allah'a iftira eden ya da O'nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir! Onların kitaptaki nasipleri kendilerine erişecektir. Sonunda elçilerimiz (melekler) gelip canlarını alırken "Allah'ı bırakıp da tapmakta olduğunuz tanrılar nerede?" derler. (Onlar da) "Bizden sıvışıp gittiler" derler. Ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.
araf suresi 38. Allah buyuracak ki: "Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe girin!" Her ümmet girdikçe yoldaşlarına lânet edecekler. Hepsi birbiri ardından orada (cehennemde) toplanınca, sonrakiler öncekiler için, "Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!" diyecekler. Allah da: Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz, diyecektir.
" allahım içimizdeki bir takım beyinsizler yüzünden bizi de helak etme"
tek suçu oku demek olan kitap. çalma demek suçunu işlemiş, mecburiyetten bedenini satan insanları kullanma demek suçunu işlemiş, içme insanlara sarma akıllı ol demek suçunu işlemiş kitap.
Kur'an-ı kerimdeki bilgiler üç kısmdır :
birincisini hiç bir kuluna bildirmemiştir. kendisini, isimlerini ve sıfatlarını kendinden başka kimse bilemez.
ikinci kısm bilgileri, yalnız Muhammed aleyhisselama bildirmişdir. bu yüce peygamberden ve onun varisi olan rasih alimlerden başka kimse bunları anlayamaz. müteşabih ayetler böyledir.
üçüncü kısm bilgileri, peygamberine bildirmiş ve ümmetine öğretmesini emr buyurmuşdur. bu ilmler de ikiye ayrılır : birinciler, geçmiş hallerini bildiren (kısas) ve dünyada, ahıretde yaratmış olduğu ve yaratacağı şeyleri bildiren haberler (ahbar)dır. bunlar, ancak resulullahın bildirmesi ile anlaşılır.