hayatı sözlük olmuş agır işsizlerden biri işte. şöyle güzel böyle güzel yazacak kadar zamanı nerden bulduğunu merak etmekteyiz. zira bizim işimiz gücümüz oldugundan sözlüğe onun kadar vakit ayıramıyoruz.
Sayesinde sozluge foto yuklendigini ogrendim. Morelim bozuktu ve abilerin ablalarin fotograflarini gorunce inanamadim. Bi acayip yani. Komik lan bildigin, kukla konulu alb yapinca daha bi sey olmus. Sey olmus iste. Eheheh.
Eline saglik kukla.
O eleştirdiği tiplerin arasına benim ilk zamanlar trollemek için gogıldan bulduğum fotoyu da iliştirmiş araya.
Ciddi ciddi inanıp bir de yorum yapmış o fotodakinin ben olduğuma dair Safım yaa.
Neyse dur bozmayalım baari yazık..
O kadar çok sevişme teklifi alıyordu ki kuki artık sevişme olayına balıklama atlama devrine son vermeye başlamak zorunda kaldı. https://galeri.uludagsozluk.com/r/846888/+
Bahane olarak da hiç desteklemediği ve avrupa'da başarısı olmayan fener'i seçmişti. Kuki bu saatten sonra kumandasını bekler olmuştu. https://galeri.uludagsozluk.com/r/846891/+
Ben şimdi buraya "yaaa pileye basmayın siz de" içerikli bir takım görseller yüklerim ama dua edin sözlük çok mutaassıp bir sözlük yoksa görürdünüz ebenizin memesini.
Yemin ediyorum şu an hala midem bulanıyor açtım henry cavill in götüne bakıyorum on dakkadır hala midem yatışması... Iyyyyy...
bizimkiler hep ekşinin ahlaksızlıklarını çalıyor. ya birazda bilgi içerikli başlık yürütün. ayrıca kuklaya verilen mesaj manidar. adamın alameti farikası bu videodakiler. sana sesleniyorum kuki: fotoğraf bekliyoruz reis.
sahur vakti, balkonda karpuz peynir keyfi yaparken gözüme ilişen karşı komşunun kızı çamaşıları asıyordu. renkliler ile beyazları bir yıkamış olmalı, babasının donu adeta kevgire dönmüş gibiydi, ne kadar da pratik bir hatundu... enfes...
sigaramı henüz söndürmüştüm ve bu manzara karşısında kayıtsız kalamazdım; tekelden aldığım çakma havana puromu zulamdan çıkarmış, şehvetle içime çekiyordum. duman da çıkmıyordu pezevenkten. neyse ki bunu dert etmemiştim. asıl mesele karşı komşuydu.
her komşu gibi o da ıslak donları en arkadaki ipe asıyordu ve ben gördükçe çıldırıyordum adeta, aman tanrım! babasının külodunun ağı yırtılmıştı resmen! ve ben hayretler içindeydim, demek ki sağlam salıyordu...
dudaklarımı kemirmeye başlamıştım, en sonunda dayanamayıp ayağa kalktım. o da ne! ayağıma karpuz çekirdeği yapışmıştı, sırası mıydı ki bunun?! eğilip çekirdeği çıkardığımda ise artık karşı komşu balkonda değildi, iri göbekli, atletinden taşan göğüs kıllarıyla, nöbet değişimini sanırım babasına bırakmıştı...
ne göbekti ama... balkondayken bir balkon daha vardı adeta;
balconception...
purom bitmek üzereyken, hala adamı izliyordum ve o an sütyen giymediğini farkettim... yoksa o kılları başka izahı yoktu.
ah arkadaş babadan zengin değiliz ki tercihlerimizi otomobillerden yana yapalım, gönül istiyor ama istemek yetmiyor...
günlerden bir gün lise yıllarımda, flört etmek denirse görüştüğüm bir hatun vardı. buluşmak üzere sözleşmiştik de kız bildiğin anasının nikahında oturuyordu. ben küçükçekmece, hatun ise gaziosmanpaşa idi.
tamam ulan, o zaman ergen motivasyonu ne var ki diyerek düştüm yollara, arşınladım tek tek...
ama arşınlamayı zike zike minibüsle yapmak zorundaydım. o zaman öyle cepte kafama esince şehir dışına gidicek paralar yok tabi. 20 lira ile buluşmanın peşindeyim. ulan 2. vesayit sonunda bari artık yürüyeyim, bir yandan da hesap yaparım dedim. yemin ediyorum o anki mental durumumu, üniversitede bir derse koy, 15 dk da doktora yapardı.
dönüşte yürüsem, kız bir şey isterse maksimumu şu kadar olsa, bana şu kadar yol parası kalsa falan falan derken bildiğin yardan değil serden geçtiğimi farkettim. kızın hesabını ödeyelim de analar taş yesin modu bize pek koymaz herhalde diye düşünüyorum o zamanlar.
mekana vardık, oturduk bir büfeye. tavuk döner söyledik, 1 tane. sen niye yemiyorsun dediğinde canımın istemediğini söylemiştim. ama gel gör ki masaya gelen tavuk döner öyle bir kokmuştu ki korkusuz korkak filmindeki mülayim gibi olmuştum. içimden de geçiriyorum ulan parayı bulursam bi acılı bi acılı daha... yok be oğlum. hayaller bile sefalet içinde. tavuk döner yer, yanına içecek istemezdim o haldeyim.
hatun bir yandan döneri ısırıyor, bir yandan da muhabbet etmeye çalışıyordu. hani derin göğüs dekoltesi görürsün de konuşmaya odaklanamazsın ya, yok humuna koyim keşke o etki gibi olsa. bildiğin sanki ellerimi kollarımı bağlamışlar hatunun birisi bana özel striptiz yapıyor. adeta an be an iq um düşüyor, idiotlar gibi salya akıttığımı farkediyordum. neyse o da halimden anlamış olacak ki al ısır diye uzattı. ayıldığımda kağıtların arasından et ayıkladığımı hatırlıyorum. yememiş, bildiğin mideme smaç diye basmıştım döneri resmen...
neyse biraz laflayıp dolaştıktan sonra vedalaşmaya geldi sıra, zaten o günden sonra da hiç görmedim kendisini...
yol parasında 1.5 lira eksik çıkmıştı dönerken, minibüsçüye ağız bükmüştüm, o da sağolsun kırmamıştı.
bak yine sinirim bozuldu, neymiş efendim tatlı niyetineymiş... bak sen!
ramazan ın ilk günlerindeyken henüz, iftarı beraber yaptığım hatun kişi evine davet edip, bana sunduğu teklif karşısında ne yapacağımı bilememekteydim...
ya neden iftar sonraki hem? kuşluk vaktinde yapsak ne olurdu yani. hayır anlatıyorum, bak iskender şişirdi, göbeğim çıktı gidip gelirken plap plap ses çıkacak ve keyfimiz kaçacak dedim ama dinletemedim. o dinlemek yerine dillemeyi yeğliyordu adeta.
pelin oldukça şirin ve iri bir şivavaya sahip, orta seviye yer yer bronz yer yer silver a oynayan oyuncu tipindeydi.
yer yer feedlenmiş olmasının da etkisiyle, zaman zaman semirmiş danalar gibi nefsine hakim olamayıp, istediği her şeye sahip olmak isteyen bir kadındı.
bu şartlar altında, kendisiyle sevişmek yerine şivavayı tercih ederdim, ancak zoofili olmak fıtratımda yok idi. zaten lgbt yürüyüşüne katılıp "ibneliğin lüzumu yok" diyerek oradan hızlıca kaçmıştım, tükürdüğümü yalamak olmazdı.
zaten muhtemelen istediğini yapsam bile en sonunda galeyana gelip,
"sikejem yapacağın işi, hayvan gibi şiy yapıyorsun" diyip basıp gidecektim. tabii önce donumu giymem gerekirdi...
varsayımlara göre hareket ederek, kibarca kendisini reddettim ve en yakın iddaa bayisine girip kupon yapıp, yatırmadım.
tutmamasını dilediğin kuponun aksiyonunu yaşamak, sevişmekten daha keyifliydi.
sahi sizce de bilal kısa uykusunu alamamış amatör lig topçusu tipinde değil mi?...
ferhat bir kuku için dağları delerken bense evin perdelerini astım sözlük...
uzun süre beraber yaşadığım bir hatun vardı, birlikte uyurduk kimi zaman ama ona hiçbir zaman dokunmadım. o da bunu pek istemiyordu keza. ender gelişen osasuna atağı gibi arada yoklasam da kaleye şutum yoktu henüz...
her istediğini yapar, onu mutlu etmeye çalışır ve sürekli şımartırdım. talepleri neredeyse sınırsızdı. bildiğiniz gibi değil ama; resmen boxerdan fırlayan lastik gibi sonu çek çek gelmiyordu. bir gün o kadar uğraştan sonra ufak bir jest yapacağını söylemişti;
perdeleri asmak.
hiç düşünmeden evet diyen dillerimi züksünler. sazan değil aynalı kefal gibi atladım direkt. perdeleri de bana yıkatmıştı ve ıslak ıslak asmamı istiyordu, kıramadım. her ne kadar gavur ölüsünün tezahürü gibi olsa da başladım. kolda derman kalmadığı gibi kalkmak için seferini bekleyen pilotum otomatik pilota geçmiş bu sefer de havalanmadan kuleden iniş izni istiyordu.
en sonunda tüm perdeleri astığımda kan ter içinde kalmıştım. ben duşa giriyorum dedi. ulan halbuki ben yorulmuştum. 5 dakika geçmeden duştan seslendi, sen de gel diye. aman allah ım rüyalarım gerçek oluyordu. çorapları bile çıkarmadan direkt banyoya daldım.
beklemediği bir giriş olsa da ses etmedi, yaklaşmamı istedi. usulca yaklaştım yanına ve arkasını döndü! evet evet evet! rüyalarım gerçek oluyordu.
ve ansızın yerle yeksan edecek o cümle döküldü dudaklarından.
-canım sırtıma kese atar mısın?
+?!
elimde lifle kalakalmıştım. hınçla hamamda master yapmış tellak gibi sırtına sırtına vurmaya başladım lifi, hayvansın diyerek banyodan kovdu.
bense ıslak çoraplarıyla kalakalmış bir mecnundum. o günden sonra ne zaman duşa girsem lifle os1 çekerim sırtına değmesinin yüzü hürmetine o da...