bu allahın salağı kızımız ** bir başka sahnede süpermarkette annesiyle gezmektedir. ** market arabasını annesi itmekte **, kızcağızımızda o şirin, sevimli, içaçıcı * şarkısı la la li la eşliğinde raflara bakmaktadır. bir ara fedakar ve anaç ruhlu annesi hani şu kasesi değirmen taşı gibi olan canım dergilere bakmak için , cici kızımızdan uzaklaşır. tam o esnada bir reçel rafının orada bir hareketlilik olur. gerilim her saniye artar.. rafın arkasından tuhaf sesler gelmektedir. küçük şirin ve cici kızımız deli gibi tırsar. ** başını yukarıya doğru uzatarak reçel kavanozlarının olduğu rafın aralığından olan biteni görmek isteyen kızımız, hayatının sürpriziyle karşılaşrı.. allahın belası sapık abisi bütün ponpon kızları rafın arasına yatırmış, soymuş ve reçel dökmüştür zavallı ve bir o kadar da taş gibi kızların üstüne. **
sevimli, şeker ve cici kızımız * küçük kardeşi hensel' in vaftiz törenindedir bu defa da.. ** kilise de çok sayıda davetli vardır. piyanodan kutsal ve ürpertici melodiler kilisenin muhteşem akustiğinin de etkisiyle kulaklarda derin izler bırakmaktadır.. cici, şeker ve minik kızımız * kardeşi hensel' in eteğinden tutarak bir nevi nedimelik yapmaktadır. biraz canı sıkkındır. çünkü piyanoda ilahi çalan papazdan na na ni na isimli parçayı istek olarak istemiş fakat karşılık bulamamıştır. *bana faydası olmayan kilisenin papazını mikeyim diye söylenerek kürsüye doğru ilerlerken, hazır gelmişken iki günah çıkarayım diye düşünür ve günah çıkarma kabinine doğru yaklaşır. fakat kabinin içinde bir hareketlilik varıdr. zatn duvarlardaki ikonlara, camlardaki vitraylardaki ürkütücülük, ve deli gibi tuşlara basarak piyanoda jaws' ın jeneriğini çalan papaz * sinirlerini bozmuştur. günah çıkarma kabinindeki hareketlilik artmaktadır.kabin adeta sallanmaktadır. alla* ve kızızmız müziğin temposuna da ayak uydurarak yavaş hareketlerle kabinin kapısını açar. bir de ne görür; sapık ruhlu kadın budalası abisi ve bütün ponpon ekibi ve iki rahibe kabinde alem yapmaktadır. **
her zaman aptalca hareket edip korku zincirini oluşturur. burnunu sokmaması gereken her yere sokar. kahramanı zor durumda bırakır. salak kahraman da onu kurtarmak için çabalar ve onca zorluğa rağmen kurtarır. Belki de bu kız kahramanın başına yine bela açar.... böyle devam eder gider.
küçük kızımız haftasonunda annesi, babası ve * ablasıyla pikniğe gider.. hava güneşli ve açıktır. güzel bir gün olacak gibidir. ama orman tehlikelerle doludur ve hayat sürprizlere açıktır. * neyse piknik yerine varılır. az ilerde şelalenin uğultusu ve kuşların tatlı sesi insanı büyülemekteydi. cici sevimli şeker * kızımız, aptallığını ispat etmek istercesine hemen gruptan kopar ve en az kendisi kadar salak olan köpeğini de peşine takarak şelaleye doğru yaklaşır.. **** şelalenin yanına kadar seke seke vara bu iki sevimli yaratık * güneşin ışıklarının şelaleye yansımasını izlerken, suyun altında bir hareketlilik göze çarpar. * ormanda birden bir sessizlik oluşur. kuşların sesi kaybolur. gerilim had safhadadır. kamera bütün o alanı geniş açıyla ve sinir bozucu bir şekilde çekerken suların altından ıslak tşörtleri ve dalgalanan saçlarıyla belden aşağısı çıplak ponpon kızlar çıkar..hemen arkalarından da ereksiyon halinde cici sevimli kızımızın uçkur manyağı abisi ve ütülü gömleğini başına geçirmiş sapığımız çıkar.. * ve hemen arkalarından da artık ne alaksı varsa çizgi film kahramanı roadrunner çıkar. hem de jartiyer giymiş olarak.. *
az sonra başına geleceklerden habersizce, çocukluğun vermiş olduğu naiflikle, gıygıdı gıygıdı ip sallayan sevimli pıtırcık. ama bilmez ki, freddy abisi kendisini içine atmış olduğu, değişik rüya versiyonlarına yem yapabilirmiş, ya da myers adlı soluk benizli maymun, bıçağını anlamsızca kullanabilirmiş diye.
bu kız daha sonra sırasıyla karanlıkta sallanan salıncakta sallanmaya çalışacak ve daha sonra açık unuttuğu penceresi rüzgardan vuracak kızdır. korkup bütün aileyi film boyunca korku filmi tadında oynatacağı bilinmektedir. halbuki korkmasa film belkide başka bir konuya sahip olacaktır.
bu allahın belası, ancuk beyinli cici ve de altın kalpli, muşmula akıllı kızımız bir seferinde okulda kilitli kalır. herkes eve dönmüştür ve o kocaman, karanlık okulda tek başınadır. korkusunu gizlemek ve unutmak için o harika ve sevgi dolu şarkıyı sölemeye başlar. ** fakat okulun her yerinden gerilim amareleri baş göstermek üzeredir. uzun ve ıssız koridorda ortaya çıkan ve ayak tıpırtıları insanı deli eden fareler, bir yanıp bir sönen dış bahçedeki aydınlatma lambası, tuvaletten gelen sürekli boşalıp tekrar dolan sifon sesi ve alt merdivenlerde görünen hizmetlinin süpürgesinin yerleri okşayan gıcırtılı sesi. ** bütün bu seslerin yarattığı korkudan uzaklaşmak için sevimli ve cici * kızımız; okulun revirine doğru ilerler. çünkü oradan az da olsa bir ışık sızmaktadır. arkasında süpürge, fare ve sifon sesleri çıldırtıcı birşekilde artarak yaklaşırken kızımız da * hızla revire yaklaşmaktadır. bütün korkusu revirin kapısının kilitli olmasıdır. * allahtan revirin kapısı aralıktır. ve içerisi aydınlıktır. içeriye giren kızımız korku dolu gecenin son bulduğunu düşünürken, odadaki ahsta sedyesini örten perdenin ardından garip sesler gelir. bu kadarı da fazla diyen cici kızımız, cesaretini toplayıp korkuyla yüzleşmek için perdeyi bir anda çeker. o da ne; cici ve iyi bir aileden gelmiş kızımızın dümbük abisi sedye üstüne iki tane ponpon kızı hemşire kıyafetleriyle yatırmış, serumlu, tendürdiyotlu fantezi yapmaktadır. ** allah belasını versin hepsinin. yuh be kardeşim. edebi kalemimi bu sapık ailenin maceralarına alet ettiğime inananmıyorum. gitti
gül gibi nobel edebiyat ödülü. *
-abi uzaklaşalım, kötü bi şeyler oalcak.
+korkma lan korkma.
-abi şurda kız ip atlıyo, bak bu meşhur bi kız. ben diyom bi şey olacak.
+len n'olacak heh heh, ilahi neceti... ana hsskkttrrr uzaylı..
uzaylı:ben dost...aahhhh, lannn...
+kaçma laaaaaan ipneeee..
-abi naptın yaaaaaa?
+ney naptın, bıraksaydım alsaydı bizi gemiye di mi?
-ne bilim ben abi.
salak kelimesi kesinlikle yersizdir. hepimizin bildiği üzere, bunlar ne zaman ip atlayacak olsa birisi ölür, o yüzden şakaya gelmez. ayrıca, çocuk simgesinin rüyada yol gösteren kişi olarak karşımıza çıktığını düşündüğümüzde de ilginç bir ironi ortaya çıkar.
"-anne, clara ile ip atlayabilir miyim?
-kızım katiyen! ipe karşıyım ben! biri ölür!" cem yılmaz
bütün arıza kızların adının clara , bütün şişko gözlüklü oğlanların adının norman, bütün kolej montuyla gezen piç veletlerin adının jack ve bütün erken olgunlaşmış romantik çocukların adının daniel olduğu bir dünyadan başka ne beklenir ki.