yazları öyle bir havası vardır ki mest etmişti beni.
sabah kalkıyorsun serin serin. güneş yeni doğmuş. gökyüzü pırıl pırıl mavi. nem neredeyse yok.
mis gibi taze hava hissi. öülene doğru sıcak basmaya başlıyor ama caddelerde terlemeden geziyorsun.
sonra o gece havası. muazzam ya. çık evinin balkonuna terlemeden serin serin otur. 1 e kadar durursan üşümeye bile başlarsın.
sonra koş yatağına çek üzerine yorganı ohh. yazın yorganla yatardım.
bilmiyorum hala öylemidir. yoksa iklim değişmişmidir.
türkiye, ne kadar yobaz diye adlandırılan insan oranına sahipse konya da da o oran mevcut. asla daha fazlası değil.
80 lerde 7 sene kaldım. ne bana ne de başkasına karışanı, onu yapma bunu yapma diyeni gördüm.
şahane arkadaşlıklar kurdum. eğlencemi de yaptım, biramı da içtim. kızıyla da çıktım.
hakkında kötü yazanlar acaba hangi semtlerinde yaşıyorlar bilemedim. kenar mahellenin de kenarında yaşıyorlarsa bilmem.
öğrenci ve bekar evine kızıyla börek gönderen çok komşumuz oldu. hamile eşini "aman ben 3 gün göreve gidiyorum, göz kulak oluverin" diye bize emanet eden de oldu.
hakkat biri de çıkıp yav şu yobazlıklarını gördüm desin.
düşün bi de istanbul çoçuğuyuz, nişantaşı, şişli falan.
atmayın oğlum atmayın.
oraya gidip işe girecek insan var, evlenecek olanı var, üniversiteye gidecek olanı var.