nefret edilesi insanlardır. günümüzde eskisi gibi ne bir samimiyet ne bir hoş görü olmadığından çekilmez yaratıklar olmuşlardır. eğer yeni evli bir komşunuz varsa ki ve henüz bekarsanız üstüne üstlük öğrenciyseniz porno dinletisine ortak olursunuz.
çocuğu olan nerden geldiği belli olmayan evden her çıktığımda bağrışmaların olduğu kapanın karşısındaki topluluk ama bazen işe yararlar haklarını yememek gerek.
söz konusu komşu komşunun külüne muhtaçtır atasözünü çok yanlış anlayıp üst kattan sigara külünü savuran insan ise gecenin bir vakti kavga edilebilecek kişi.
insanı sinir hastası edebilecek bir tür tanıdık.
alt kat komşum her sabah ben kahvaltı ederken bizde. ay yeter!
bu sabah başka bir komşu daha gelmişti, o gelsin bak, başımın üstünde yeri var. ama ben öbürüne günaydın bile demeyince... sevdiğim komşu da üstüne alındı. yapacak bir şey yok.
ayar olduğum kitledir. bilmem kaçıncı evim hepsinde aynı tantana...
mesela her kalabalık olduğumuz gecede gülüp eğlendiğimiz de polisi arar komşular, polis gelir uyarır gider. Acaba sen karını döverken benim polisi aramamın nedeni 'erkektir yapar' falan mı sanıyorsun? Yada gece boyunca inleme sesi duyduğumda 'müzik dinleyerek' uyumamın nedeni 'evli olman mı' sanıyorsun? Bu tahammülsüzlüğü nedeni nedir abiciğim? Aynı şekilde toplu taşıma aracında birisi ağlarken kimse ses etmez, ama birileri gülüyorsa hemen bir amcam uyarır... Kıskanıyor musunuz lan? Öğrenci diye piç muamelesine gerek yok ki, ben zaten ağzını burnunu kıracak olsam bu yaşta, babam evde değil diye seni dövmeyecek değilim....
2 yıldır yaşadığım binada bir allahın kulu da bir gelip siz öğrencisiniz demedi halimizi hatırımızı sormadı selam vermezsek selam vermedi. ama öğrenci halimizle gelip bizden kavanoz isteyecek kadar yüzsüz, kışın kombi yakmıyorsunuz evi ısıtamıyoruz diye şikayet edecek kadar düşüncesiz (ulan biz ne yapalım donduk ulan paramız yok işte sen don diye yakmıyoruz zaten mal ya bak yine sinirlendim) en ufak seste gelip şikayet edecek kadar tahammülsüz, merdivende duran bisikletin frenlerini boşaltacak kadar insafsızlardır**.
insana cinnet geçirttirip katil etme potansiyeli yüksek varlıklar.
alt katınızdaki 2 dairenin de sahibi olan gerizekalının, son 20 yıldır kaba inşaat haliyle duran daireyi tam da bugün, yani benim sinirlerimin en harap olduğu gün eve çevirmeye karar vermesine ne denir? tahlil vermişim, neyim var bilmiyorum. beni bu halimde delirttiniz! sabahtan beri matkap sesinden nevrim döndü. daha bunun mermer kesmesi var, camı var, döşemesi var, sıvası boyası var...
ulan bizim evin altı yıllardır su topluyor alt kat açık olduğu için. kaç kere konuştuk yanaşmadın göt! şimdi mi aklına geldi? hayır adam dedemin kardeşi olmasa daha ağır küfür ediicem de dua etsin küs de olsak akrabayız.
ben bunu bilir bunu söylerim: akraba komşunuz olmasın, ebenizi... bak çok sinirlendim yine. tansiyonum çıktı. hırrr...
Yıllarca komşuda pişti.
Kokuları buram buram geldi burnumuza.
O zamanlar babamın hastalığının ilk yıllarıydı.
Annem ise felçliydi.
Ben henüz 4 yaşındaydım.
Annemin neden yataktan hiç kalkmadığına babamın nasıl bir anda bu kadar yaşlandığına hiç mi hiç anlam veremediğim yaşlardaydım.
Komşuda pişiyordu.
Bizde pişmiyordu.
Ve komşuda pişen bize hiç düşmüyordu.
Bekleyen de yoktu zaten.
Ama çocuktum.
Mutsuzdum.
Müzik ruhumu dinlendiren, beni benden alandı.
Onunla uğraşmak istiyordum.
Muhafazakar bir aileydik, hoş karşılanmadı.
Mutfakta bulaşık yıkarken mırıldanmalardı bana tek müsade edilen.
Mutsuzdum.
Masa başında geçireceğim her iş günümde müziğimin önüne geçenleri sevgiyle anacaktım.
Bir gün evde yalnızdım.
işte bu benim son günlerdeki en özgür anımdı.
Fırsat bu fırsattı.
Ruhumu serbest bıraktım.
Avaz avaz söylüyordum sevdiğim tüm şarkıları.
Mutluydum.
Şimdi de komşular rahatsızdı.
16 yaşındaydım.
Aşıktım.
Sevdiğimle görülmüştüm komşumuz tarafından.
Babama şikayet etmişti.
Ölesiye dayak yediğimde, kafam duvardan duvara vurulduğunda, kanım babamın eline bulaştığında, babamın tek kaygısı vardı.
Bağırmamalıydım, komşulara rezil olmamalıydık.
işte böyle mühim insanlardır komşular.
Ama yoook.
Ev almayalım komşu alalım biz.
Dertsiz başa dert alalım.