--spoiler--
komünistlerin diğer işci sınıfı partilerinden ayrıldığı nokta sunlardır;
1.farklı ülkelerden proleterlerin ulusal mücadelelerinde bütün proleterlerin milliyetlerinden bağımsız ortak cıkarlarını gösterir ve öne cıkarırlar.
2.işci sınıfının burjuvaziyle olan mücadelesinde gecmek zorunda olduğu cesitli gelişim evrelerinde her zaman ve her yerde hareketin bir bütün olarak cıkarlarını temsil ederler.
demek ki komünistler,bir yandan pratike,her ülkenn işci sınıfı partilewri arasında hepsini ileri götüren en gelişmiş ve kararlı olan kesimidir,öte yandan teoride,proleter hareketin nihai genel sonuçlarını acıkca anyabilme üstünlüğüne sahiptirler.
komünistlerin birincil hedefleri;diğer bütün proleter partilerininkiyle aynıdır:proletaryanın bir sınıf olarak sekillenmesi,burjuvazi hakimiyetinin devrilmesi ve siyasi gücün proletarya tarafından ele gecirilmesi.
komünistlerin vardığı teorik sonuçlar,hiçbir sekilde,sözde evrensel reformistlerin herhangi birinin icat ettiği ya da kesfettiği fikir ya da ilkelere dayanmamaktadır.söyledikleri yalnızca,var olan bir sınıf mücadelesinden,gözlerimizin önünde gercelesen tarihsel bir hareketten doğan ilişkilerin genel ifadeleridir.var olan mülkiyet ilişkilerinin ortadan kaldırılması,komünizmin hiç de ayırt edici bir özelliği değildir.
gecmisteki bütün mülkiyet ilişkileri tarihsel kosullardaki değişimlerin sonucu olarak,sürekli tarihsel değişimlere ugramıslardır.örneğin,fransız devrimi,burjuva mülkiyeti adına feodal mülkiyeti ortadan kaldırmıstır.
komünizmin ayırt edici özelliği genel olarak mülkiyetin değil,burjuva mülkiyetinin ortadan kaldırılmasıdır.ancak modern burjuva özel mülkiyeti üretim ve mülk edinmenin sınıf karsıtlığına ve coğunluğun azınlık tarafından sömürülmesine dayanan sistemin
nihai ve en katıksız ifadesidir.bu baglamda komünistlerin teorisi tek bir cümleyele özetlenebilir:
insanlığın belki de en önemli erdemi olan "paylaşmanın" ve "ortaklaşa yaşamanın" kötü bir şey olduğuna inanan ne kadar çok kişi varsa, o kadar öcü sanılan düşünce akımı.
Böyle hisseden, böyle algılayan komünizmi kötülesin dursun,dert değil.
kavramları ve bunların insanoğluna ne getirdiğini bilmeden, iktidarların vasat insan yetiştirme fabrikalarının ürünü olarak oksijen tüketenler, elbette komünizme bölük bölük hücum edeceklerdir boğarcasına! ama unuttukları bir şey var: bu "dava" insanı insanca yaşatma davasıdır, "efendiyi rahat ettirme" davasına benzemez!
--spoiler--
ATATÜRK: "KOMÜNiZM, HER YERDE EZiLMELiDiR"
Atatürk'ün demokrasiye olan bağlılığının önemli bir ifadesi, totaliter sistemlere karşı aldığı açık tavırdır. 1930'ların dünyası, Nasyonal Sosyalizm ve Komünizm gibi totaliter düzenlerin büyük popülarite kazandığı, bu sistemlerin pek çok ülke ve lider tarafından benimsendiği yıllardır. Almanya'nın, italya'nın ve Sovyetler Birliği'nin ekonomik atılımları, disiplinli toplum modelleri ve askeri güçleri, bu baskıcı sistemlerin örnek alınmasına yol açmıştır.
Ancak Atatürk hiçbir zaman bu düzenleri benimsememiş, aksine bunları Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı birer tehdit olarak değerlendirmiştir. Özellikle komünist ideolojinin zararı üzerinde durmuş ve komünizmi "ezilmesi gereken" bir unsur olarak tanımlamıştır.
1926 yılında gazetecilere verdiği bir demeçte söylediği "komünizm, Türk Dünyası'nın en büyük tehlikesidir. başı Her görüldüğü yerde ezilmesi gereken bir yılandır" şeklindeki sözleri, Atatürk'ün bu duyarlılığının bir ifadesidir. (Faruk Şükrü Yersel, Eskişehir Gazetesi, 1926)
Büyük Önder, 1935 yılındaki bir konuşmasında ise şöyle demiştir: "Türkiye hiç bir zaman komünist olmayacaktır. Çünkü Türk hükümetinin ilk amacı halka özgürlük ve mutluluk vermek, askerlerimize olduğu kadar sivil halka da iyi bakmaktır." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, S. 99)
1922 yılında yaptığı bir açıklama, Büyük Önder'in demokrasiye olan sadakatinin en iyi ifadesidir:
"Biz ne bolşevikiz, ne de komünist. Ne biri, ne diğeri olamayız. Çünkü biz milliyetperver ve dinimize hürmetkarız. Özetle, bizim hükümet şeklimiz tam bir demokrat hükümettir." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, S. 51)
insanları kandırmak,uyutmak için devlet böyööklerinin zamanında kullandıkları sözde akım, hiç bir zaman tam manasıyla yaşanmamıştır yaşanamayacaktırda.
hakkını savunduğunuz insanların bile sizden nefret etmesi demektir. umut varki, toplumlar bilinçleniyor. insanların daha fazla merak etmesi ve araştırması gereken bir ideoloji.
modern dünyada bugüne dek hiç bir toplumun geçemediği sistem eğer ilkel kabile komünizmini saymazsak ki o topluluklar da bile kabile reisi-büyücü-şaman liderliğinde hiyerşik bir düzen vardı.
bu durumda değillemek de pratik bir yöntemdir :
-sscb hiç bir zaman komünist bir ülke olmamıştır. Lenin'in önderliğinde komünizm öncesi bir proleterya diktatörlüğü olabilmiştir ancak ve stalin'in zorbalığını komünizme maletmek gerçek bir mallığa delaletir.
-çin bugün tam bir devlet kapitalizmiyle yönetilmektedir komünizmle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur ki abd'ye en çok borç verip onu ayakta tutan başlıca devlettir.
-küba sosyalist bir devlettir ki "devlet" ve toplumda hala varolan sınıflardan ötürü asla komünist bir ülke denilemez.
dinine, atalarına küfreden, içinde cinsel özgürlük gibi kavramları barındıran bir ideoloidir.
faşizmden korkuları ise aslında gayet açık.
komünizm başbuğ atatürk'ünde dediği gibi:'' dinimize ve kültürümüze ters bir ideolojidir, biz ne komünist ne bolşevikiz, biz dinimize bağlı vatanperveriz.''
türkiye'deki komünizm halkların kardeşliği gibi saçmalıkları savunması yüzünden türk düşmanı bir idolojidir. atatürk'ünde dediği gibi görüldüğü yerde ezilmelidir.
şimdi, bi topluluk düşün. ve bu toplulukta her bir bireyin boy uzunluklarını ölç. 150den 190a gider. 170 ortalamadır.
bu adamları eşitlicez. herkes eşit olcak. boyları aynı olacak. ama nasıl yapıcaz. düşüncez, düşüncez..
şöle bi sonuç çıkacak önünde sonunda, bu adamların uzun olanlarının boylarını kesmeliyiz ki eşitlensinler. yoksa sittiysen eşitleyemeyiz biz bunları diye bi yargıya varılırır karar merciinde.
komünizm potansiyel gücü yok etmektir eşitlik uğruna.
dünyanın en saçma sistemidir. üniversitedeki ergen kardeşlerimiz son sınıfa kadar sevdalısı olur sonra büyüyünce anlarlar. dünya üzerinde hiç bir devletin sürdüremediği kısa vadeli saçma sapan bir olgudur. daha iyileri için (bkz: sosyalizm) daha sürekli ve kabul göreni ayrıca en çok kullanılanı hemde doğru olanı için (bkz: kapitalizm)
insanlık tarihinin en adaletsiz sistemidir. bu felsefenin savunucuları mutluluğa giden tek yolun komünizm olduğunu düşünürler. bunun sebebi ise şudur:
''başkasının sikini görmeyen, kendininkini piyade tüfeği sanırmış.''
şu an yeryüzünde komünizim diye bişey yoktur sözlükte global ekonomi ve ekonominin underground kısmını bilmeyen güya komünistler şu an küba ve çinde komünizim olduğunu söylüyor:
çin: türkiye cumhuriyeti devletinin ta ilk kurulduğu zamanlarda bizzat büyük önder Mustafa Kemal tarafında uygulanmaya konan devşletçi kapitalizmin ta kendisidir çinde komünizim dediğiniz. eğer bizdeki sistem iyi olsa idi şu an dünya devi idik bu göstermektedir ki çinin devletçi kapitalizmide yıkılacaktır. balon şişer ve patlar.
küba: en pis yeri burasıdır usa lı uyuşturucu baronları ve kaçakcılar silah kaçakçıları kübada banka olmadığı için kübaya güya mal satmakta sonra usa ya gelmekte ve kübaya mal sattıklarını banka olmadığı içinde mecburen amerikan bankalarına yatırmak istediklerini anlatmakta böylece kara para aklamaktadırlar. küba şimdilik usa nın subabıdır yoksa usa kübayı bir gecede osuruğu ile yıkar.
Türkiye'de yıllardır devam eden bir psikolojik bölünme söz konusu.
"Sağ-Sol"
Kapitalist burjuva düzenine ve birkaç asalağın başlattığı Emperyalizm akımına karşı sıkı bir mücadele veren Komünizm var ortada. Her zaman Kapitalizm'e ve Emperyalizm'e boyun eğmeyen, baş kaldıran asi liderleri takdir etmişimdir. Hugo Chavez, Fidel Castro, Che Ernesto Guevera gibi liderler her zaman takdirimi kazanmıştır mesela...
Fakat direnişlerinde koydukları ortak amaçları Komünizmdir ki, burada hepsi hata yapmışlardır. Çünkü Kapitalizm'e ve Emperyalizm'e kafa tutacaksan, yolun sonunda ki amaç bir ütopya olmamalı, realist hedefler konulmalıdır...
Karl Marks, Komünizm düşüncesini ortaya koyduğunda, dünyada büyük bir çalkantı yaşanmıştı. işçi sınıfının sempatisini kazanmıştı. Ve 1917'de SSCB kurularak Komünist rejim uygulanmaya başlanmıştı. Sanıldığı gibi mutlu bir hayat sunmadı insanlara. Eşitliğin adalet olmadığı anlaşıldı. Eşitliğe rağmen haksızlıkların yaşandığı anlaşıldı. Ancak 70 yıl ayakta kalabildi.
Atatürk, Komünizm'in çıkış yolu olmadığını biliyordu ve sınıf kavramını yok saydığı için her hangi bir sınıf mücadelesine de gerek duymuyordu o yüzden Devletçilik politikasını geliştirdi.
Komünizm'den medet uman ülkeler teker teker Atatürk'ün Devletçilik politikasını uygulamaya başladılar.
Karma Ekonomik Sistem'in en doğru karar olduğunu anlamakta zorluk çekmedi dünya ülkeleri...
Ve günümüzde dünyanın her yerinde ekonomide bu politika uygulanmaktadır. Fakat ülkemizde nedense Devletçilik ilkesinin doğduğu yer olmasına rağmen hala Komünizm'i kurtuluş yolu ilan edenler var. Sokaklarda duvarlarda "Tek yol devrim, Yaşasın Komünizm" gibi yazılara rastlayabilirsiniz. Dünya kurtuluşu bu sistemde bulmuşken nedir bu körlüğün sebebi?!
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin inan oysa ne güzel insanlardı. Devrimci pırıl pırıl gençlerdi. Fakat inandıkları ütopyalar, onları ölüme kadar sürükledi...
Atatürk ilkelerinin hepsi bilime dayalıdır. Gerçekçidir. Uygulanması sağlıklıdır. Ütopya değildir. Hayal kurmak güzeldir fakat hayalperestlik kötüdür.
Tabiki de herkesin eşit haklara sahip olduğu bir dünya en güzel dünyadır...
Tabiki de belli bir kesimin sürekli ezildiği, belli bir kesimin ise sürekli güçlendiği bir dünyayı kimse istemez.
Tabi ki hakların özgürlüklerin kısıtlanmadığı bir dünya en güzel dünyadır.
Karl Marks dünyanın başına iş açmıştır Komünizm'le. Yüz binlerce insan hayatını kaybetmiştir bir kere...
Birçok iç savaşa yol açmıştır...
Devrimcilik güzeldir, yenilikler güzeldir. Elbette ki tek yol devrimdir ama insanların ölmediği bir devrim güzeldir...
Ütopik hayaller uğruna Denizlerin, Yusufların, Hüseyinlerin hayatlarını kaybettiği kanlı bir devrim güzel değildir, çirkindir. insan öldüren devrim çirkindir! Devrim insanlar güzel yaşam sunmak için vardır.
Günümüzde hala Komünizm'in yankıları devam etmekte. Buna paralel olarak ülkemizdeki psikolojik bölünmede devam etmekte...
1970'li yıllardaki kadar olmasa da hala devam etmektedir. En azından halk sağcı-solcu kavgalarıyla birbirlerini taşlamıyor. Sadece siyasiler arasındaki gerginlik devam ediyor.
Sağ-Sol çatışmalarının yatıştığını anlayanlar ise yeni bir bölünme sebebi ortaya koyarak ateşi körüklemeye çalışıyor.
"Türk-Kürt"
Tıpkı Komünizm'de ki gibi hak ve özgürlük sloganlarıyla yeni bir psikolojik bölünme başlatılmaya çalışılıyor ki kısmen başarılı oldular. Çünkü Türk-Kürt kardeştir diyen Türkleri de görüyoruz, Kürtleri de...
Sonuç olarak:
"Sağ-Sol" ve "Türk-Kürt" kavgalarının kaynağına baktığımızda karşımıza çıkan sebep: Hak ve özgürlük mücadelesidir. Bunun da temelinde "Demokrasi" vardır. Böylece Türkiye'yi bölmeye çalışanların Demokrasi'yi en önemli silah olarak kullandıkları apaçık ortadadır.
O zaman bu silahı bölücülerin ellerine vermemek için Demokrasi'yi iyi korumamız lazım ki. Kimse çıkıp Haklarımız, özgürlüklerimiz diye savunma mücadelesinde bulunmaya mecbur bırakılmasın. Yani "Komünizm" diye bağırarak boşuna ölmektense "Demokratik bir ülke istiyoruz" çığlıklarıyla yola devam etmek en güzelidir. Atatürk ilkelerinin hepsinin temelinde Demokrasi yattığına göre, "TEK YOL DEVRiM, YAŞASIN DEMOKRASi"...
komünizm; yarin yanağından gayrı herşeyi paylaşmak demektir...
ama gel görki insanoğlu milyonlarca yıldır bencil bir varlıktır, boşuna insan insanın kurdudur diye dememiş atalar..
bu sebeple che guevara der ki; komünizm yeni bir insan modeli yaratmayacaksa anlamsızdır...
işte bunu başarmak olabildiğince zor olduğundan komünizmin uygulanabilirliği malesef çok azdır, yoksa güzel sistemdir, vahşi kapitalizmden çok daha fazla insanlığın yararınadır...
bu nedenle komünizm eleştirisi yapılacaksa olaya doğru perspektiften bakmak lazım...
yani durup dururken kafa siken sağcı zırvalarına maruz kalmak bünyeye zul geliyor...
hemen eleştirildiğinde sağcı zırvaları yapmış olduğunuz görüştür. vatanını, bayrağını, ülke sınırlarını, kanı ve şerefi reddeden bir görüşün ne kadar namuslu olduğunu siz düşünün. bunu destekleyeninde namusunu ve şerefini siz düşünün.
not: hakaret yok, sadece düşün dedim. yediremedin değil mi...
muhabbeti geçtiğinde, hemen vatam millet sakarya hamasetinin dibine vurulan kavramdır komünizm...
sanki anasını satayım, vatan namus bayrak, sevgisi bir tek zırvalarıyla kafa siken sağcıların tekelinde...
kendilerince vatanseverliğin bir tanımı var, ellerindede bir vatanperver metre kendi kalıplarına uymayanı hemen vatan haini, şereften yoksun hain olarak damgala, ohh ne ala memleket...
ne demiş büyük düşünür hagi; göt oturur kafa düşünür, ee bi bira düşünmeyi dene be kardeşim (tamam biliyorum zor olacak ama enazından dene) belki komünizmi savunan adam bu vatan için en hayırlı sistemin komünizm olduğunu düşünüp bir vatansever olarak onun inşası için çalışmak isteyebilir, katılırsın katılmazsın senin görüşün ama mallık seviyesine tavan yaptırmanın alemi yok ki..
çok önemsiyorsan oturur esaslı bir komünizm eleştirisi yapar, verir ayarı oturursun...
ama gözünle okuduğunu fonetik olarak pek bi benzeşen organınla algılayıp, ortaya çıkan azotlu netice sonnda belli atraksiyonlara girmenin alemi yok..
(bkz: yapma demiyorum hobi olarak yine yap)
sürekli din düşmanı, vatan düşmanı, millet düşmanı, bayrak düşmanı, hürriyet düşmanı olmakla itham edilen ve halkın benimsemesi bu şekilde engellenen siyasi düşünce.
burjuvazi, halklar arasında sınıfsal çelişkilerin değil de yukarıda saydıklarımdan ortaya çıkan dini ve milli çelişkilerin ortaya çıkmasını ister. çünkü sınıfsallaşmayan toplumları bu çeşit ayrılıklarla daha rahat sömürme olanağına kavuşur. nitekim bunu tarih boyunca sürekli kullanmıştır burjuvazi, savaşlar önceleri din adına sonraları ise milliyet adına yapılır olur ve milyonlarca emekçi milliyetçi hislerle uyuşturulup sömürülür. cephelere ölüme gönderilir. ne adına? vatan, millet, bayrak ve bağımsızlık adına. peki zafer kazanılsa da kaybedilse de o yığınlar için bunun bir anlamı olur mu? elbette hayır çünkü eninde sonunda halkların başına gelecek olan, üretim araçlarına sahip olanların elinde sömürülmektir. bu nasıl mı olur? şöyle, proleterlerin emek güçlerinden başka birşeyleri yoktur. bu nedenle üretim araçları sahipleri, üretmek için bu güçleri kiralarlar. üretilen değer emek gücünün eseridir ancak bu değerin çok büyük kısmı üretim aracı sahibinin cebinde iner minik bir kısmı emekçiye verilir.
işte sömürü budur.
proleterya, üretim araçlarının sahibi olmadıkça ne bağımsızdır ne de kahramandır.
sadece sömürülmektedir. üzerinde yaşadığı toprakların yönetiminde söz sahibi değildir, bunun için 4 yılda bir yönetici elitler arasında bir tercih yapmaya zorlanır, burjuva demokrasisidr bunun adı ve sahtekarlığın dik alasıdır.
komünizm işte bütün bunlara karşı çıkmaktadır. çeşitli burjuva oyunlarıyla parçalanan halkları proleterya olarak birleştirmek, üretim araçlarının sahibi kılmak ister. yani onların bölünmesini değil birleşmesini, sömürülmesini değil gerçek bağımsızlığını kazanmasını ister.
bayrak, millet, hürriyet gerçek anlamını ondan bulacaktır.