miami'nin lebron james, dwayne wade ve chris bosh'u biraraya getirdiği 2011 yılında lakers şampiyon olmayı başarırsa, değeri ve büyüklüğü kat be kat artacak olan oyuncudur.
tam bir winner'dır kahramanımdır basketbol ilahıdır başka tanımlayacak sözcük bulamıyorum bu sene 5. şampiyonluk oldu adım adım jordan'ı geçmeye ilerliyor.
şimdi, sihirli lambadan alaattin çıksa ''ne dilersen dile benden ama tek bir hakkın var.'' dese hiç düşünmeden ''staples center da kobe bryantı izlemek istiyorum.'' diyeceğim nba şövalyesi.
6 aydır lakers ın neredeyse tüm maçlarını seyrettim ama kobeyi dün ilk defa gülerken gördüm. salona gelen kızlarına bile gülümsemezken şampiyonluğa pişmiş kelle gibi sırıtıyor philadelphia lı bu çılgın adam.
aylardır işaret parmağındaki kırık ve su toplayan diziyle oynayıp, kendini ihmal edecek kadar seviyor şampiyonluğu. hatta çok ciddi bir şey söyleyeyim size: bu adam la lakers ı kızlarından daha çok seviyor, hatta onu taparcasına seviyor. ve sırıtmayı sonuna kadar hak ediyor gecenin mvp si kobe.
onu Michael Jordan ın veliahtı olarak görenlere ya da onunla kıyaslayanlara nba in en iyi oyuncusu olduğunu bir kere daha gösterdi. bu unvanı kırık parmağıyla yüzlerce sayı atarak ve kızlarını unutarak elde ettiğini de unutmayalım.
jordan'a adım adım yaklaşan basketbolcu. kendisine sorarsanız, jordan'ın kendisinden daha iyi olduğunu söyler. ancak bana sorarsanız kendisinin jordan'dan daha iyi olduğunu düşünüyor. majestelerine her sezon biraz daha yaklaşmasındaki sebeplerden biri de bu bence.
her yıl biraz daha olgunlaşan, daha akıllı basketbol oynayan yıldız, süper star. bundan sadece 3-4 yıl önce, bencilliği ile bana hiçbir şey ifade etmiyordu. maçlarda, arkadaşlarını pek takmayan, istatistikleri için oynayan bir oyuncu görünümü vardı. kazandığı şampiyonluklarda ise en önemli kişi olarak shaquille o'neal gösteriliyordu. kuşkusuz o'neal çok büyük bir katkı yapıyordu ama bu, kobe'ye yapılan bir haksızlıktı.
kobe, bireysel performansının önemli olmadığını anlamış olacak ki takım arkadaşlarını da beslemeye başladı. kendini arka plana iterek takımın başarısını ön planda tuttu. aslında kendini geri plana itmesi, istatistiklerine kötü anlamda yansımadı. aksine, oyunun her alanına etki eden bir oyuncu haline geldi. ribaunt aldı, asist yaptı, savunmada gayretliydi ve takımı ihtiyaç duyduğu zaman çıkıp skor üretti. yani son derece doğru bir basketbol anlayışı benimsedi. benimsediği bu basketbol anlayışı, kobe'yi antipatik bulan birçok basketbolseverin fikrini değiştirdi. tabii ki, alınan şampiyonluklarda da bu yeni basketbol anlayışı rol oynadı.
cnn sportsda bu adam ile ilgili bir yazı okudum içinde mj geçiyordu, hala karşılaştırmaya çalışanları düşündüm. mj kobeyi siker ya diyip 4chane girdim baktım mj fotosu çıktı. sonra ekşisözlüğe girdim mj başlığından bir entry geldi önüme arkasında da uludaga girdim o da ne, burası da karşıma
burada da mj entrysini getirdi. buyrun. busun kobe bu kadarsın işte.
ray allen: 14/3 %21
paul pierce: 15/5 %33
kobe bryant: 24/6 %25
kobe iyi miydi derseniz asla değildi. ama zaten maçta şut yüzdesi çok düşüktü, ray allen gibi bir şutör bile yerlerde süründü. hayatının maçına çıktı kobe, boston galibiyeti ile gelecek bir şampiyonluk maçına çıktı. fazlasını yapmak istedi, istedikçe çuvalladı; ama tüm bunlara rağmen yine de takımının en skoreri ve en çok ribaunt alan 2. oyuncusu. ayrıca buraya gelene kadar da inanılmaz bir final serisi oynadı. hayvani savunmalara rağmen ortalığı dağıttı. ve winner olduğunu öyle ya da böyle yine ispatladı.
bir yol düşünün gitmeniz gereken 400 km yol var ve otostop çekmek zorundasınız, bir araç sizi alıyor ve gideceğiniz yere 10 km kala bir yerde bırakmak zorunda kalıyor ama yine de diyor ki; isterseniz bekleyin aracı halledeyim öyle bırakayım sizi gideceğiniz yere, sizde teşekkür ederek sorumluluk alıp 10 km yolu kendiniz gidiyorsunuz...
durum bu kadar açıkken eziklik yapmak neden, kobe'nin etten kemikten olduğunu anlayamamak kusura bakmayın ama acizliktir...
5. şampiyonluktan sonra söylenebilirki jordan'ı izleyememiş biri olarak söylüyorum izlediğim en iyi sporcu.onun hırsını kazanma arzusunu anlatmaya kelimeler yetmez.şuan da rakibi falanda yoktur artık o tektir.
lakers'ı tebrik ediyoruz ama şimdi çıkıp da kobe iyiydi yok şu kadar sayı şu kadar ribaund demeyin. final maçında attığı 24 şutun 18 ini kaçıran bir adam o maçın büyüklüğünü kaldıramamıştır efendim bu bu kadar açıktır. lakers'ı oyunda tutan gasol'un hücum ribaundları ve artest'n sorumluluk almasıdır. keza son anlarda bile boston ard arda 3 lükler atarken durumun eşitlenmesine engel olan artest'in üçlüğüdür. herkesin kötü günü olabilir ama bu maç kötü olmak kabul edilemez. kobe bryant açıkça kötü oynamış, lakers'ın gaza gelmeye çalıştığı anlarda ritmini bozmuştur.son hücumda rasheed'i kapaklerken bir hücum faul almaması tamamen süper yıldız katergorisinde olduğu içindir.durum bu kadar açık ve nettir. 24 şut kullanıp 23 sayı atmasını takımının en skoreri olması olarak açıklıyorsanız da kusura bakmayın ama komiksiniz.
yine yeni yeniden nba finallerinin mvp'si olmuştur; takımını şampiyon yapmıştır. bu arada kendisini lebron james ile kıyaslayan hater'ları da bilsinler ki lebron james parmağındaki nikah yüzüğüyle maçı televizyondan seyretmiştir. bu yaz bol bol şınav ve mekik çekerek yeni sezona hazırlanacak ve bicepslerini 2 santim daha genişletecekmiş. şampiyonluğa gelince adres belli elbette;
kendi standardında kötü bir maç geçiren, tercihleri ve şut yüzdesiyle son maçı zora sokan 2010 finallerinin "haklı" mvpsi. maç sonunda yaptığı açıklamada: "bu seride ribaund alanın maçı kazandığını biliyordum. sayı atamayınca ribaund almaya çabaladım" demiştir.
hakkında en doğru sözü ise maçı anlatan murat kosova söylemiştir:
hucumda bu kadar sictigi bir macin en skorer oyuncusu olup 15 tane de rebound almistir. 5. yuzugu de kapip dusman catlatmistir. bi de utanmadan finallerin mvp'si olmustur. hucumda azicik gununde olsaydi finallerin en iyi performansini izleyebilirdik bu hayvandan.
edit: mvp'nin tek mac uzerinden verildigini zannedenler var sozluk. oyle bile olsa 23 sayi, 15 rabound!!!