türk toplumunun, okumaya gerek duymadığı hede. bakınız toplumun, sanatçı olarak öne çıkardığı bir insan ne diyor;
her gün iki kitap var okuduğum, birisi sağ öteki sol gözüm **
başta, dinlenilip geçilebilir, hiçbir şey ifade etmiyor ilkin. fakat bakınız, kitabı bu kadar indirgemek, bu kadar sığlaştırmak nası da içinde yatıyor bu tümcenin. kişi yaşadığı gördüğü yeşleri,bir yerde kendini koyuyor kitabın önüne, başkalarının düşüncelerini, başkalarının hayat görüşlerini taşıyan o kitabı, kendi düşüncelerinin arkasına alıyor. megoloman bir bakış açısı ile bakıyor. benmerkezci düşünüyor. tek bir görüş açısından bakıyor. yazarların gözleri yok mu? elbette istisnalar hariç onların da gözleri var. onlar da görüyorlar. fakat, onlar kitap okuma, yazma gereği duymuşlar. bunlar hiç düşünülmeden kurulmuş bir tümce bu. elbette kasıtlı olarak böyle bir şey yapılmamış; fakat, kişinin bilinçaltından gelen bir düşünce ile bunları söylüyor. toplumumuzda olan, kitabı önemsememe düşüncesi, bir sanatçının bile bilinçaltına işlenmiş şekilde, bir sanat eserinde karşımıza çıkıyor.
uğruna olsa da servet harcasam dedirten, bir araya gelince insanı daha da mutlu eden nesne. okurken kıyamadığımdan tam açmadığım, gözüm gibi baktığımdan kimseye el sürdürmediğim adımı cimriye, huysuza çıkaran nesne. bedenime sahip olabilirsin ama kitabıma asla deyince yok artık o kadar da değil dedirtir bir de.
okuduğunuzda farklı insanlar farklı hayatlar tanımanızı sağlayan, güzel memleketimde kıymeti pek bilinememiş, insanı cehaletten kurtaran en önemli kaynaklardan biri ve iyi bir "dost"...
yurdumda okuyup okumadığı sorulduğunda herkesin evet dediği nesnedir.
istatistik: yanlış hatırlamıyorsam eğer:
isveç de yılda kişi başına düşen kitap sayısı:12
türkiyede yılda kişi başına düşen kitap sayısı:24 kişiye bir kitap:.*