insan yaşamın da yapılması gereken bir eylem. öğrenmek,ve başka dünyaları tanıyabilmek için okumak gereklidir.
yararları çoktur,
zararı yoktur.
kitap okumanın,
sonu yoktur.
öğrenmenin tek yoludur. okuyan öğrenir, okumayana öğretir. ne yazık ki ülkemizde okuma oranı çok düşük seviyelerde. tabi ki bunun çesitli sebepleri var. öncelikle, kırk yıllık televizyon eğlencesi,toplumumuzu kitap dan uzaklaştırmıştır. kitapların pahalı olması, halkın satın alma gücünün zayıf olmasıda ayrı bir etkendir.okullarda ise ne yazık ki çocukları okumaya teşvik etme gibi bir eylem yok denilecek kadar az.
bazen sıyrılmaktır gündelik hayattan, kaybolup gitmektir sayfaların arasında, dünyaya ve acıya karşı kapatmaktır en ağır perdeleri. ipek böceği gibi koza örmektir kendi etrafına ama en dayanıksızından en incesinden.
okuduğunuz kitaba göre insan bünyesinde etkilere sahip olan aktivitedir.benim düşüncem iyi bir kitabın seksten bile daha cazip olduğudur.uzun süre çişi tutup işemek gibidir.
okularda yapılmakta olan zorla bir kitabı okutma diretmesi yüzünden bir çok gencin soğuması sağlanan eylemdir. bir çok genç hoşuna gitmeyen bu kitapları okuyarak, sıkıldığı için bütün kitapları sıkıcı sanır ve ilgisini çeken konularda yazılan kitaplara dahi yönelemez. oysa ilgisini çeken bir kitabı okusa hiç sıkılmaz ve kendisine yararlı bir iş yapmış olur.
25 yaşından sonra yapılmasına gerek olmayan aktivite. tabi bu hiç okumamak değildir. bazen öyle canı sıkılırki insanın kitap okumak bile çekici olur. (bkz: askerlik)
uzun süre ara verdikten sonra okunan kitaplar insana kendisini entellektüel hissettirir. Halbuki yaşanan durum sığ bir pre-entellektüellikten öte değildir, pre hayatta daha faydalıdır o da ayri. (bkz: azı karar çoğu zarar)
kesinlikle sıkıcı olmayan eylem. tabii okunan kitaba göre değişir. sen hiç kitap okumayan bir adama gider das kapital'i verir "oku lan bunu hibine" dersen elbette sıkıcı gelir. kitabın ağır ağır okunmasından yanaysam da gerçekten çok akıcı olan kitaplar en fazla 2 gün süre alır, bitirilmek için.
ilki bildiğiniz okumaktır sadece, harfler vardır gözünüzün önünde, onlar kelimeleri oluşturur; kelimeler de cümleleri. o kadar.
ama ikincisine gelindiğinde olay biraz değişir. yine harfler vardır fakat bunların oluşturdukları kelimeler...bu kelimeler zihninizde bir imgeye bürünür; cümleler olaylara dönüşüverir. kitap okumak; başkalarının hayalini yaşamaktır. güzeldir.
'söylediğim her şey doğruydu; fakat hiçbiri gerçek değildi.'
türkiye'de insanların iki yüzlülüğünü anlamamız için ayraç olarak kullanılabilecek fiil. kime sorsan boş zamanlarında kitap okur, televizyon asla izlemez ya tartışma programı ya da belgesel izler.
ayrıca türkiye’de eleştirisi yapılarak prim yapılmaya çalışılandır. kimi tanıdıysam bugüne kadar hemen hepsi kimsenin kitap okumadığından yakındı bana. ilginç lan şimdi bir şey söylesem ben de mal gözü ile baktığım insanların konumunda olacağım. bazen susmak en iyisidir. bunu da bir kitapta okumuştum.
aslında oldukça faydalı olan , insanı başka alemlere götüren , düşünce alemini genişleten , olaylar farklı açılardan bakmanızı sağlayan alışkanlık tarzıdır.fakat biraz ara vereyim dediğinizde tekrar geri dönmeniz zor olabilir bu alışkanlığa.
eğer doğru yerde doğru zamanda doğru kitapla bu kitap okuma işine adım attıysanız, birdaha vazgeçmenin mümkün olmadığı bir eylemdir. ama eğer bunların hiçbiri size denk gelmemişse ömür boyu soğuk bakacağınız bir eylemdir.
planette bir yılda ders kitapları hariç basılan kitap sayısı amerika'da: 72.000, almanya: 65.000, ingiltere: 48.000, fransa: 39.000, brezilya: 13.000 olup türkiye de ise sadece 6.031 olarak hesaplanmış.. istatiki verilere görede zati güzelim ülkemde her 100 kişiden sadece 4,5 kişi yani dört tam bir yarım insan kitap okumaktadır..