hangi yazarın olursa olsun, hangi düşünceyi, hangi fikri anlatıyor olursa olsun ön yargılı olmadan yapılması gereken eylemdir. hele hele karşı olduğumuz bir fikrin bir düşüncenin eseri ise okuduğumuzu çok daha iyi anlamaya çalışarak empati yaparak okumamız gerekir diyeceğim de maalesef canım ülkemde bırakın karşı duyulan bir düşüncenin kitabını okumayı neyse, durum şudur efenim (#18672548).
"daha çok kitap okuycam, entel olucam, kızlar desen böyle adamlara zaten hasta" diyerek yazın başında her gün bir kitap bitirmeye söz vermiş biri olarak yazın sonu geldi gelecek hala bir kitap bitirebilmiş değilim!
7 yaşından beri aralıksız devam ettirdiğim eylem. 11 yaşından beri de yıllık okuma istatistiklerimi tutuyorum. bu istatistik işine nerden bulaştığım ise uzun mesele. her yıl 60 kitap okumayı hedef olarak belirliyorum. her bitirdiğim kitabın gününü, sayfasını kısacası künyesini yazdıktan sonra 5-6 satırlık okuyunca kitapta ne olduğunu anlayabileceğim bir özet çıkarıyorum ve seneler önce okuduğum kitabı bile o notlara bakınca hatırlayabiliyorum. istatistikleri ise sürekli daha fazla okumak için tutuyorum. her sene geçen sene okuduğumdan daha fazla okumaya çalışıyorum. yani bildiğiniz işsizim arkadaşlar.
bazı kişilerin çok yanlış anladığı kavram. aslında bu kişiler "kitap" kavramının azametinden bîhaber. sorun da bu.
tamamen para kazanmak ya da ismin reklamını yapmak amaçlı, ne bir fikir ne de bir araştırma üzerine yazılmış, sanat açısından yerlerde sürünen, belki konusu biraz ilgi çektiği belki içinde bir iki güzel cümle bulunduğu için bol bol reklamı yapılıp bahsettiğim o "kitap" kavramının yüceliğini kavrayamamış güruh tarafından satın alınıp okunarak onları "kitap okuyan insan" mertebesine çıkaran nesneler biçimsel olarak kitap olsalar dahi aslında onlar "kitap" değildir, bunları okuyarak da "kitap okumuş" olmazsınız.
"kitap" insana bir şeyler katmalı. okumayı bitirdiğinde sadece gözlerini yorduğu ve vakit kaybettiğiyle kalmamalı insan, bir kazanç kalmalı elinde. bu illa fikirsel ya da bilgisel açıdan bir kazanç olmak zorunda değil, gerçek bir "kitap" sanat zevki de kazandırabilir size. işte kitap dediğimiz şey bu, yukarıda tanımladığım iki kapak arasındaki yazılı kağıtlar bütünü değil. kullanılan kelimeler sadece kağıt üzerindeki mürekkep lekeleri olmamalı, insanın zihninde ya da ruhunda karşılığı olmalı, düşündürmeli, bilgilendirmeli ya da bir zevk vermeli.
bu şeylere sözlük anlamıyla kitap diyerek esas kitaplara hakaret ediyoruz.
Hobileriniz nedir ya da boş vakitlerinizde ne yaparsınız gibi soruların klasik ve vazgeçilmez cevabıdır. Yalnız, sessiz ve açık ortamlarda zevkine varabildiğim , sevdiğim bir kitap oldupunda bitirene kadar hayatımın içinde yer alan bir eylemdir kitap okumak. Bazen içindeki karakterleri hayatımıza uyarlarız ve ordaki mutlulukları, acıları aynen yaşamaya çalışırız.
zeki insanlar için bi boka yaradığına inanmadığım eylem. salaksan bi şeyler öğrenirsin yeni kelimeler felan öğrenirsin ama zeki adamsan zaten konuşmayı bilirsin genel kültürün az çok vardır kitap da kitap tutturmuşlar amk kültürün 1. ögesi gibi. anasını satayım okudukları kitaplar da roman.
ilgini çeken bi konuda tamam git oku da abi oturup haftada 27 saat kitap okuyorum heuheeeühe demenin alemi ne ?
can sıkıldığında, yapacak bir iş kalmadığında ve tabii, uzun süreli elektrik kesintilerinde, mum eşliğinde icra edilmelidir. ele alınan kitabın bitirilmesi için kasmak da iş değil.. canınız istedikçe okumalısınız, zorunlu hissettiğinizden değil..
rahatlatan, insanın kafasını dinlendiren, istemediği şeyleri düşünmekten alıkoyan bir eylemdir. insan bazen aradığını kitaplarda bulur. bazen hissettiklerini ondan iyi anlatan bir kitap okur. güzeldir kitap okumak efendim, okuyunuz.
amaç değil araçtır. amaç düşünmek ve sonuca/yargıya varmaktır.
sonuçta bir kitap okuyup da okuduğuna büsbütün iman ediyorsan aklını kiraya veriyorsun demektir.
hele okuduğun kitapla hava atıp kitap okumayanları hor görüyorsan kardan adam olur senden adam olmaz.
bilgiye ulaşmanın yolları vardır, kitap sadece sana yardımcı olur. doğrudan hedefi göstermez. hedefe kendin varmalısın.
öğrendiklerini paylaşacak insan bulamamakla sonuçlanan eylemdir. okurken o kadar güzel, ayrıntılı şeyler öğrenirsiniz ki içiniz içinize sığmaz. bunları tartışacak, konuşacak ortam ararsınız. Ama bulamazsınız.
işte o okudukların içinde büyük bir dağa benzer. belki patlamaya hazır, belki artık sadece kendiyle meşgul buzul dağı...
bundan sonra kendi adıma şu tip bir karar aldım: sürekli bestseller, ya da piyasaya yeni çıkmış, efenim son beş yıl içerisinde basılmış yeni kitapları okumaktan kaçınıcam. bir bestseller okuduysam, sonra türk klasiğine geçiçem; ondan sonra bir de dünya klasiği... bu şekil bi sistemle kitap okuma alışkanlığımı geliştirmeyi düşünüyorum.
çünkü farklı dönemlere ait yapıtlardan kendimizi uzaklaştırırsak hiçbir zaman istediğimiz noktaya varamayız. fikri gelişim açısından.
onca "araba sevdası", "karamazov kardeşler", "tutunamayanlar", "karabibik", "bize göre", "beş şehir", "uğultulu tepeler", "çanlar kimin için çalıyor" vesaire... olduğu gibi duruyor. okumadan ölürsem üzülürüm. gerçi yukarıda da okuma imkanım olursa belki.. neyse.
kitap okurken tercihleri tek bir mecradan yapmamalı. çeşit katmalı.