dağılmış. tam olarak böyle. hayatımda devamlı bir şeyler fazlaca ters gidiyor şu sıralar. üzerimde aşırı bir gerginlik var ve ne yapacağımı şaşırmış durumdayım.
Hani yolda yürürken bir anda ayakkabının içinde küçük bir taş hissedersin ama çevrede başkaları var diye de lak diye ayakkabını çıkaramazsın ya, işte sonra kuytu bir yere gidip orada ayakkabıyı silkeleyip yeniden giyersin. Sonra yeniden kalabalık caddeye giriş yaparsın ama o da ne? O küçük taş, ayakkabını çıkarıp silkelemene rağmen yine orada. Yeniden kuytu bir yer bulsam mı üşengeçliği, insanların arasında ayakkabımı çıkaramam utangaçlığı ve o küçük taşın verdiği rahatsız acıyla gününü geçirmeye çalışırsın.
O günün sonunda da, tüm o gelgitlere rağmen taşın varlığına zorla da olsa alıştığını farkedersin ve bu hergün aynı şekilde devam eder.
Kendimi tam olarak böyle hissediyorum işte.
Çıkmazda.
Bazı olaylara uzaklaşıp bakamamak aylar yıllar sonrasını görememek çok yorucu. Bazen öldürmeli mi yaşatmalı mı bilememek. Ruhunu kemiren tüm o zaman dilimi. Kaybetmekten korkmak ama tam anlamıyla kazanmak da istememek.
Berbat. insanlardan tiksinmeden edemiyorum günlerdir. Dünyada Güzel olana dair tek bir şey yok aklımda. Herkes kötü kelimesinin bile masum kalacağı kadar iğrençleşmiş sanki. Her şey umutsuz, korkunç ve iğrenç.
Hayyam dizelerinde ‘’Dünyada ne var kendine dert eyleyecek, bir gün gelecek ki can bedenden gidecek, zümrüt çayır üstünde sefa sür iki gün,zira senin üstünde de otlar bitecek’’ der ya işte öyle hissediyorum.