yaptığı darbeyle 1982-1989 yılları arası türkiyede baskıcı rejimi 7 yıl gibi bir süre uygulayıp,kendisi emperyalist güçlere tamamen teslim olup , ülkenin tam bağımsızlığı için canla başla çalışan gençliği sindirmeye çalışan 7. türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanı.
bir programda "sol kesimden bir genç öldüğü zaman olay bastırılsın diye, sağdan da bir genci öldürelim." diyen
"peki hiç içiniz sızlamadı mı?" sorusuna " elim bile titremezdi " gibi bir cevap verebilecek gaddarlıkta, generallikten çok, amerikan emperyalizminin maşası olmaktan ileri gidemeyen, devletin bekasını öne sürüp, memleketin her köşesine amerikan güçlerinin yerleşmesine zemin hazırlayan, baskı yönetimi ile %90 oyla seçilen ve sorulsa beni halk seçti diyebilecek kadar kansız kişilik.
ölme, elinin titreyişini, kalbinin yerinden sökülüşünü, yaptığın hataların her birini yatağında 200 sene çek, torunlarım bile gelip suratına tükürsün! ölme!
darbe döneminde hiç bir suçu olmamasına rağmen pisi pisine idam edilenlerin öteki tarafta sırat körüsünün başında merakla gelmesini beklediği insan.
hani kurban bayramında kurban edilen hayvanlar, sırat köprüsünde taşıyormuş ya bizleri, darbe döneminde kurban edilenler de sırat köprüsünde gerekeni yapmak için beklemektedirler.
ölmeden hakkında kötü sözler söylenmeye başlanmış paşadır kendisi. demek bir de ölse neler olacak. adam ölmek üzere, kendi ölülerine saygı gösterilmesini isteyenler 90 yaşında bir adamın ölümle cebelleşmesini zevkle izliyorlar. hem de masum insanları öldürdü diye... senin yaptığının farkı ne ?
eserlerinden kan kokusu eksik olmayan türkiye'nin en faşist ressamıdır. sibel can'ı resmetmek istediğini söyleyip gündeme gelirdi bir aralar. en son leyla zana'nın eyalet talebine destek olmasıyla gündem olmuştu. ölmüş ölmemiş kimin umrunda bu dünyada hesabını vermedikten sonra. ama şimdi;
kendisi icebergin görünen kısmıdır. zira bir müddet sonra ülkenin gündeminden çekilip gitmiştir.doksanını aşmış eski bir darbeciyle uğraşmak nafiledir,yapılması gereken ismini verdiğimiz okullardan, parklardan ismini geri çekmek ve asıl aktörlere odaklanmaktır.
ölmemesini istediğimdir. ölmesin de yargılansın. bu sayede türkiyemiz tüm dertlerinden bir çırpıda kurtulacak. bir anda muasır medeniyetler seviyesine çıkacağız. ergenekon da çözülür belki. hatta bakarsınız yeni yeni petrol kuyuları keşfederiz.
işin üzücü yanı ne biliyor musunuz?
80 öncesi dönemde birbirimizi katletmenin utancından, kenan evren'i mahkum ederek kurtulacağımızı sanıyoruz.
Yargılanmasını isteyenlere sinirlenen laik, ulusalcıları görmemizi sağlamış faşist canlı. kenan evren gibiler sizin tarafınızdan yüceltildiği, yargılanmadığı için değil mi bu ülkenin hali zaten.
biraz önce azrail ile konuştum; öldürmeyelim, besleyelim mi dedi.
herkes sutten cikma ak kasik ya, herkes birer yargi organi ya.
yahu ne saniyorsunuz kendinizi? kucuk daglari yaratan sizler misiniz?
insanliginizi nerde unuttunuz?
adam hasta olur laf edersiniz.
baskasi dagda vefat eder laf edersiniz.
eger birilerinden rahatsizsaniz, buyrun gidin suc duyurusunda bulunun, onlari astirip kestirebileceginiz kurumlara basvurun.
gelip burdan bik bik bik konusarak vatan mi kurtariyosunuz? klavye delikanlisisiniz haberiniz yok. cesaretiniz yok cikip adim alacak. anca burdan konusuyorsunuz.
hastaya gecmis olsun, olene kalanlarin baslari sagolsun denir. ananiz babaniz da mi ogretmedi bunlari. burda otup duracaginiza insanlik ogrenin. gercek hayatinizda da burada yaptiginiz vatan kurtariciligini yapin. sozluk disinda da hakliyi haksizi ayiran, yanlisi dogruyu ayiran uslubunuzu sergileyin. yoksa buraya gelip konusmasi en kolay olani.
tanim: gecmis olsun eski cumhurbaskani.
edit: o zamanki sartlarda, onun yerinde olsaydiniz bakalim siz ne yapardiniz?
tatlısu hümanistlerinin yanaklarından da makas alıyorum.
dediğim gibi, diğer tarafta öldürdüğü sayısız genç bekliyor kendisini.
bizim annemiz babamız öğretti bize yaşamın kutsallığını merak etmeyiniz. ama 12 eylül döneminde yanlarındaki arkadaşlarının başından vurulup öldüğünü de anlattılar.
duyduk ki sağlık durumu ciddi imiş...acaba en kudretli olduğu 12 eylül günlerinde, " bir gün ben de ölüm döşeğinde olacağım" diye düşünmüş müdür? hiç sanmam...
suratına ölüm sinmiş, korkudan gözleri belermiş, bir türlü gidemeyen kişi. hani intihar edecekti? ee can tatlı geldi dimi?
nasıl vereceksin sen o insanların hesabını, nasıl?
hakkında ne kadar şey yazılsa yine de yetmeyecek kişi.
bir insanın ölmesini istemek ibnelik olarak algılanıyor, ama bu adama insan demek mide ister...
hayır bir de adam ölüm döşeğinde, şudur, budur deniyor... aslında onun hakettiği çok daha fazlası ve bunu bile yakıştıramayanlar var.
bu kadar savunanların amcası, babası, dayısı vs. bunun emriyle asılsaydı o zaman da paşam, komutanım, ölme sen, we love you vs. yazabilirler miydi acaba?