en acılı yanı; senin çeşitli fiziksel değişimlere maruz kalman değil, senin bu değişiminden dolayı annenin ve babanın senin için mutlu görünmeye çalışması, kalbi yıkılırken.
kanserli hastalara uygulanan bir tedavi biçimidir. kullanılan ilaç kanserli hücrenin büyümesini ve çoğlmasını hedefler.
Damar içine , Ağız yoluyla , Kas içine, cilt altına veya doğrudan ciltteki kanserli alanın içine enjekte edilerek.
sanıldığı kadar kötü değil, tamamen hastaya bağlı yan etkileri var. morali yüksek, bünyesi kuvvetli ve doğru beslenen hasta yan etkilerini daha az hisseder.
ölüm yavaşlatıcı gibi bir şey. tedavi etmediği açıktır. kaçınılmnaz sonu geciktirir belki ayrıca kalp kaslarını da yoruyormuş birand bu yüzden öldü diyolar.
bundan yıllar evvel, hayatımın dönüm noktalarından biri kabul ettiğim rahatsızlık baş gösterdiğinde ne olduğunu bilmediğim,fakat gördüğüm için Cenabı Allah a şükürler olsun dediğim ve etrafında tedavi gören herkese bir özel mesaj kadar yakın olduğumu yine Allah a hamd ile belirtmek isterim.
Tüm duam:bu tedavi vesileleri yaratan ve şifayı veren Rabbimizin bizlere kaldıramayacağımız yükleri yüklememesidir.
hakkinda bisi yazarken 17 kere dusunulmesi gerekli bi mevzuu.. boyle tibbi seylerin ulu orta yazilmasini yasaklayan bi yasa olmali..
neymismis aslinda zehirmis de olduruyomus da yan etkileri cok fenaymis da kumarmis da bilmem ne..
turkun akli bu kadar calisiyo.. yuzeysel ve kulaktan dolma.. her konuda alimsin ya sen sik anteni..
burayi anasi icin babasi icin acip okuyanlar olacak diye dusunmek yok..
neyse sikik sikik adamlar icin yaktigim noronlara degmez..
kemoterapi, hayat kurtarir. ve maalssef her kanser hastasinin hayati kurtulmuyo. bu demek degil ki, kemoterapi basarisiz bi tedavi sekli..
kansre kanser dedigin, kontrolsuz hucre bolunmesi nihayetinde.. kemo da,kanser hucrelerinin bolunmesini durdurmaktan baska bisi degil.. yok mu bi suru komplikasyonu istenmeyen yan etkisi var.. ama aldigin agri kesicinin de var..
bunlari bilir kisi gibi insanin gozune sokup da "yan etkisi olumlusundan fazladir" demek basit bi ukalalik degil, bilip bilmeden konusup insanlarin moralini bozmaktir..
doktorunuzla konusun kemo alicaklar.. ve bu entrinin ustundekil entrileri de siklemeyin.. saniyo musunuz ki burda onkolog olan var ?
moralinizi de yuksek tutun.. yan etkiler icin de muthis ilaclar var artik gunumuzde.. mide bulantisi mide bulantisi dedigin bi 5 hidroksitriptamin antagonisti almaniza bakar.. kilo alinir.. dokulen saclar geri gelir..
maruz kalan hastayı ve çevresindeki insanları eş zamanda çökerten tedavi. fakat yıllardır kullanılan ve kanser hücrelerinin yok edilmesinde de son derece etkili olan yöntemdir aynı zamanda.
en sevdiğiniz insanı yavaş yavaş gözünüzün önünde öldüren hadisedir. genelde tümörlü hücreyi küçültme amacı güdülür sonrasında ameliyat ile tümör alınır. ancak ameliyatla halledilemeyen durumlar için sadece kemoterapi verilir hastaya. bu da acısız bir ölüm için yapılır yani yolun sonuna gelmiş hastalar için. bir kere hayatınıza girdi mi gitmek bilmeyen illet kemoterapi adını bile duyduğunuzda tüylerinizi diken diken eder.
bu kaçıncı bilmiyorum. canım babama verdiğimiz kaçıncı kür başlıyacak bu akşam bilmiyorum. ama bildiğim bişey ona bu ilaçları her verdiğimizde gözümüzün önünde daha da bir eriyor o dağ gibi adam.
moral... moral... moral... babama diyorum ki; baba yıkılma, baba kendini bırakma, sen yeneceksin bu hastalığı, moralini yüksek tut baba... kafa sallıyor bazen, diyor haklısın evlat. sonra dayanamıyor patlıyor bana... ulan ölecem lan ben ölecem diyor... nasıl moralimi yüksek tutayım...
işte o anlar bıcağı saplasanız bana damla kanım düşmez yere. bu sefer ben başlıyorum isyan etmeye ne allah bırakıyorum ne de kitap... sövüp sayıyorum alayına. sonuç mu? sonuç herzamanki gibi gözyaşı.
kanser hastalarına ameliyattan sonra kanser hücresi kalmış olabilme ihtimaline karşı uygulanan ilaçlı tedavidir. nasıl bir süreçtir bilemiyorum fakat canım babamın 10-15 gün sonra almaya başlamasıyla öğreneceğim şeydir.
doktorumun ,gözlerime yüzüme bakmadan ; ameliyattan önce sana bir dönem ilaç vereceğiz dediğinde 'kemoterapi mi yoksa' diye sorduğumda bile ne denli pis ne denli lanet birşey olduğunun farkında değildim ta ki vücuduma o zehir yayılana kadar.
insanı kendinden geçiren, azgın bir köpek gibi kudurmasına sebep olan, sen acılar içinde kıvranırken yanıbaşında olan anne ve babanın çaresizliğini üzüntülerini görerek daha da bir kahrolmaya sebebiyet veren iğrenç şey.
kurtuldum bitti, umarım bir daha görmem gerekmez ve şimdi kemoterapi ile ilgili tek söyleyebileceğim Allah düşmanıma bile yaşatmasın.
kemik iliği transplantasyonu servislerinde, yüksek doz uygulanan tedavi şeklidir. hematolojik kanserlere sahip hastalar kemik iliği servislerinde yatarlar. kemik iliğine reset atmak adına yüksek dozu verir hekim. bünyeden bünyeye çok net değişiklik gösterebilmekle beraber;
önce mukozaları bozar. mide bir mukozadır, ağız içi mukozadır, yemek borusu mukoza ile kaplıdır. bu sebepten önce beslenme gider, hasta beslenmeyi bırakmakla kalmaz, sanki o güne kadar ne yediyse çıkarmaya çalışır mukozal iritasyon yani bahsi geçen dokuların tahrişi sonucu. kusmaktan dolayı sıvı kaybedilir. dehşet yorgunluk çöker. her kemoterapi ilacı saç dökmez. ama döken de sadece saç dökmez. vücuttaki tüylerde de belirgin azalma olur.( kaş, sakal, bıyık...) kan değerleri ( hemoglobin, trombosit, eritrosit, nötrofiller) düştüğünden dolayı; baş dönmeleri, halsizlik, iki hareket edildiğinde nefes nefese kalma, burun kanamaları, bir yerini çarptığında kesik oluşursa dakikalarca kanayabilme, ve havadan bile enfeksiyon kapabilecek denli bağışıksız (evet bağışıklığı az, düşmüş ya da yetersiz değil. bağışıklık sistemi sıfırlanıyor bu tedaviler sırasında. dikkatinizi çekerim yüksek doz kemoterapi diyorum.) bütün kan hücreler düştüğünde nötropeni dediğimiz duruma geliniyor. febril nötropeni dediğimiz ateşler başlıyor bu sefer de. çene kırarcasına titreten ve günlerce sürebilen ateşler. tedavi bittikten bir hafta sonrası civarı (yine tedaviye ve bünyeye göre değişiyor.) hücreler yükselmeye başlanıyor. hücrelerin artması için kemik iliği coştuğundan dolayı, bacakların diz altı ve kollar dahil tüm uzun kemiklerde ve özellikle omurga ve bel bölgesinde hücre yapımına bağlı tarifsiz ağrılar söz konusu oluyor ama hücre yapıyor olmak ne demek bilindiğinde, yani en azından ilk kür değilse o denli seviniyor ki, bu ağrılar vız geliyor. hücreler yükseldiğinde bir dahaki küre dek izinli olarak evine gidebiliyor hastalar. tabi mide problemleri düzelmiş, yemeklerini doğru düzgün yiyebilir şekilde.
not: çok korkunç geldiyse affedin. amacım kimseyi korkutmak değil. dürüst olmak. bir kemik iliği transplantasyonu ve kemoterapi hemşiresi olarak sadece bilgi vermek amacım. tamamen hastalık bu resetle silinip bir daha görmediğimiz hastalarımız da oldu, daha ilk kürde tedaviyi kaldıramayıp kaybettiğimiz hastalarımız da. ama şunu açık ve net söyleyebilirim ki, prognozu (hastalığın seyrini) kötüleştiren hastaların controlfreak, anksiyete bozukluğu derecesinde endişeli ya da tek başıma atlatırım ben kimse beni böyle görmesin şeklinde yaklaşıp içinde yaşamaya çalışan asosyal oolmaları oldu. bu hastalıklar asla tek başına kaldırılabilecek yükler değil. paylaşın. yardımlaşın. sorun ama abartmayın.
bir çeşit kumardır. tutarsa hastayı kanserden kısmen veya tamamen kurtarabilir ama bunun karşılığında hastayı inanılmaz hallere düşürür. tutmazsa, hastanın hem hastalığı ilerlemeye devam eder hem de kemoterapinin bütün rezilliğini olabildiğine yaşamak zorunda kalır.
ağır gelir bazılarına. bazen ilaçlar, bazen de hastalığın ciddiyeti. babaannenizi kaybedeceksinizdir. onunla fazladan birazcık zaman geçirebilmek adına istemediği halde "ama çok iyi gelecek göreceksin" diye kandırır ikna edersiniz koca kadını. gözünüzün önünde saçları dökülür. dayanamaz alır eline makası, keser o saçları ."naptın babane" dersiniz, "evladım 60 yaşında kadının bu kadar uzun saçı olur mu, çok karışıyor yatarken, her gün sen tarıyorsun, eziyet oluyor" der, ağlarsınız. sonra kemoterapı ağır gelir işte, fenalaşır tedavideyken, aileniz size söylemez. zaten ondan sonra da daha da kötüleşir babaanne. **