kendisini kıskananların ve bazı takıntılı şahısların o'na attığı iftiralar sorgusuz sualsiz gerçek kabul edilerek, mustafa kemal atatürk ve o'nun özünde halkçı akılıcılık demek olan yolu kemalizm'in karalanmaya çalışılması, ihanetten değilse aptallıktandır.
kuran'ı türkçe'ye çevirttirdiği için milleti hristiyanlaştırmaya çalıştığını düşünen ahmaklar var. yahu sen kendi kitabına bu kadar mı güveniyorsun? sana göre kuran öyle bir kitap ki anlayan din değiştirir öyle mi? sen imanından emin misin?
arapoğlunun yaveleri denilen kuran ayetleri değil, tarih boyunca din adına uydurulmuş yalanlarla, peygambere isnat edilen uydurma iftira sözlerdir. bunlar millete kuran tercüme edilerek gösterilmiş ve dinde öze dönüş böylece başlatılmıştır atatürk döneminde. atatürk'e olan yobaz düşmanlığının sebebi; şeyhli hocalı, allah ile kul arasına aracılar sokan komisyoncu hurafeli dinin gerçek islam olmadığının gösterilmesi, din istismarcılarının hortumlarının büyük ölçüde kesilmesi nedeniyledir. temel dini kaynaklar türkçe'ye tercüme edilmiş, halka ulaştırılmış, diyanet işleri başkanlığı kurularak din hizmeti kamusallaştırılmış ve böylece dinini öğrenip yaşamak isteyenlerin bunu aracısız yapabilmesi sağlanmış, yani putlar kırılmış, bu da dini tekellerine almış, kuran'ın tabiriyle allah'ın dosdoğru-dimdirek yolunun üzerine oturmuş ve onu dolambaçlı göstermeye (önce "ahbar"ın kapısından geçtiğini göstermeye) çalışan aşiret-tarikat-cemaat kodamanlarının ayrıcalıklarını sarsmıştır. bütün bu düşmanlığın, binbir yalan ve iftiralarla yürütülen karalama kampanyasının nedeni budur.
cahil, cühela kalmış ve kitap okumayı zul sayan yazarlara gelsin. aşağıdaki satırlar kazım karabekir'in şu an piyasada satılan "paşaların kavgası" adlı kitabından aynen aktarılmıştır. kitap okuyunn eğer kitap alacak paranız yoksa haber verin hediye göndereyim.
"19 Ağustos Pazar akşamı Mustafa Kemal ve ismet Paşalar -Lâtife Hanım ile birlikte bana akşam yemeğine geldiler. Keçiörene giderken sağ tarafta kubbeli köşk denen mevkide, bol suyu ve büyücek havuzu olan bir köşkte kira ile oturuyordum. ismet Paşa, Lozanda iken Mustafa Kemal Paşa, Lâtife Hanımla birlikte, bir kere daha bana akşam yemeğine gelmişlerdi.
Münakaşayı, ismet Paşa ile ben yaptım. Mustafa Kemal Paşa sükûnetle bizi dinledi.
Mustafa Kemal Paşa, Lozandan da aldığı hızla, ne iktisat Kongresinin ve ne de heyet-i ilmiyenin hazırladığı programlara ilgi göstermeyerek müthiş bir inkılâp hamlesi teklif etti:
-Hocaları toptan kaldırmadıkça hiç bir iş yapamayız. Bugünkü kudret ve prestijimizle bugün bu inkılâbı yapmazsak, başka hiç bir zaman yapamayız. ilk Fethi Bey Grubundan sonra da Mustafa Kemal Paşadan işittiğim bu yeni inkılâp zihniyetini ismet Paşa bir çırpıda tamamlıyordu. Aradaki zaman fasılaları kendiliğinden ortadan kalkarak, bu üç şahsiyetin üç maddelik programlan kulaklarımda tekrarlandı:
Peki amma ne olmak istiyorsunuz? dedim. Hristiyan mı, dinsiz mi? Hiç birine imkân olmamakla beraber her iki yol da, hem tehlikeli hem de geridir! Münevver Hristiyanlık âlemi ilim zihniyetine daha uygun yeni bir din esasları araştırırken bizim, onların köhne müessesesini benimsemekliğimiz müthiş tehlikesiyle beraber, geri bir hareket olur! Dini kaldırmak ise yeni müthiş tehlikesiyle beraber medeniyet âleminin nefret ettiği geri bir yol olduğundan maksatsız bir hareket olur.
Bir millet de duygu birliği, itikat birliği ve menfaat birliği olmazsa, idare edenlerle edilenler arasında bir uçurum açılır ve bu uçurum, günün birinde millete mezar da olabilir! Ben her fırsatta söylediğim gibi, dinle uğraşmanın bizi daha ziyade terakkiden alıkoyacağı ve daha ziyade geri götürebileceği kanaatındayım. Dini olduğu gibi bırakmalı ve hükümet, ne buna tesir yapmalı ve ne de tesiri altında kalmalıdır! Biz millî istiklâlimiz gibi, millî hürriyetimizi de en mukaddes gaye tanımalıyız ve bunun zevkini bütün millete tattırmalıyız.
Bunun için medenî hedeflerimizde sürat, fakat içtimai gayelerimizde tekamül yolunu tutmalıyız. Ben taassuptan uzak ve terakki sever bir insan olduğumu eserlerimle de gösterdim! Zaten yakından biliyorsunuz. Din hakkındaki düşüncemi doğuda iken çocuklar için yazdığım Öğütlerim başlıklı eserimde de üç yıl önce neşretmiş bulunuyorum. Müsaadenizle okuyayım.
Din ve Mezhep öğüdünü okudum.(x) Sükûnetle dinle(di)-
(x) Din ve Mezhep öğüdünün hülâsası şudur: Dinin kısaca tarihi, dinsizlik ve din değiştirmenin bir milleti harap edeceği, müstemlekecilerin islâm aleyhtarı olmalarının sebebi, halkın en büyük teselli ve inzibat kuvvetinin din olduğu, din ve mezhebin ancak mabetlere bırakılarak hayata karıştırılmaması lâzım.
Şu satırları aynen alıyorum: Bazı ecnabî diliyle islâmlık aleyhinde yazılan kitaplar, bilhassa müstemlekelerden yetişebilecek islâm gençlerinin ahlâkını bozarak ortaya tefrike düşürmek maksadıyla kaleme alınmıştır. Bu kitapları okuyup da şuna-buna telkinat yapmak, budalacasına bir cinayettir. Bir çocuğa veya bir adama din aleyhinde telkinde bulunmak, biçarenin dimağını neşterle kazımak demektir ki, hemen kangren yapar! Halbuki din, bir millet fertlerinin perçinidir. Dinin gevşediği yerlerde, birlik perçini de gevşemiş demektir.diler. Hiç cevap vermediler. Bahis de kapandı.
Mustafa Kemal Paşanın büyük bir dikkat ve sükûnetle beni dinleyişinden ve ara-sıra ismet Paşayı süzmesinden ve ayrılırken de bana karşı gösterdiği samimiyetten çıkardığım mana, beni haklı bulduğu idi. Fakat mütâlaarıma hak vermekle, tekrar,mefkure hatırasına döneceğini, hiç de aklıma getirmemiş idim!
Kaynak: Paşaların Kavgası Kazım Karabekir"
son cümleye dikkat: "tekrar,mefkure hatırasına döneceğini, hiç de aklıma getirmemiş idim!"
hala bazı malların ''bizi hristiyanlaştıracaklar idi... dinimizi kaybedeceğdik'' diye saldırdıkları yarı-ideoloji. be ulan amına koyduğumun malı, be geri zekalı -ben ki kemalist değilim- bu görüşe bu kadar sığ vurmaya çalışıyorsan sen dinini falan bırak götünde duran donu alsalar sana müstahak.
hımm evet ülkeye hinduizm geldi ve ben birden öküze tapar oldum. beyinsiz.
hilafet ve saltanat yandaşları kendilerini, demokrat sanıyorlar sanırım ilginç yanı bu olsa gerektir...
daha doğrusu yavşakları.
--spoiler--
damat ferit hükümetinin sözde ermeni soykırı oldu diye ''boğazlıyan kaymakı kemal bey'i'' haksız yere astığına sayın!..
efendim!..
bundan daha fazlasını karşıdaki hükümette yaptı!...
karşı tezin-karşı hükümeti
"şapka giymiyor, namaz kılıyor, arapça kur'an okuyor" diye kendi vatandaşından yaklaşık 150 bin tanesini istiklal mahkemelerinde idam eden ilginç siyasi akım. sanırım bu konuda stalinizm'le yarışır.
--spoiler--
--spoiler--
evet, daha fazla kan kaybeden akımdır çünkü; taraftarları öldürülmüştür!..
içine öldürülenleri de katmak lazımdır sonrada ergenekondan içeriye alınanları!..
--spoiler--
sandıkta bir kere bile olsun halkın tercih ettiği siyasi akım olamamıştır. halk tarafından hiç bir zaman benimsenmemiştir. demokrasi'ye karşı her daim yenilmiştir ve tankları yürüterek iktidar olacağını sanmıştır lakin zamanın başbakanına boyun eğmek durumunda kalmıştır.
erke dönergecinin mucidi olan siyasi akımdır üstelik. devletin kasasından hesapsızca hüpletilen milyonlarca dolarla yapılan ve bütün dünyaya kendini rezil edenlerin dönergeci hani...
taraftarları türkiye'de iyice azınlığa düşmüştür. 1960 darbesinden bugüne her geçen gün daha da fazla kan kaybetmektedir. bunda ismet inönü, metin toker, cemal gürsel, cemal madanoğlu, muhsin batur, faruk gürler, kenan evren ve saz arkadaşları, ismail hakkı karadayı, çevik bir, vural savaş, kemal alemdaroğlu, kemal gürüz, nuh mete yüksel, oktay ekşi, ertuğrul özkök, emin çölaşan, fatih çekirge, ali kırca, dinç bilgin, aydın doğan, tüsiad patronları, sedat ergin , deniz baykal ve kemal kılıçdaroğlu gibi otokratik burjuvazinin önde gelen kemalist isimlerin büyük payı vardır. kısacası halkın vicdanına ve insiyatifine yenik düşmüş siyasi bir akımdır.
sanıldığı gibi değil. sonu izm ile biten şeyler insanlık için hayırlı olmamıştır. mustafa kemal atatürk: kuşkusuz ki çok cesur ve yürekli bir askerdi, mustafa kemal bir dahidir. fakat kemalizm faaliyetleri dindarları aşağılamıştır. mustafa kemal atatürk düşmanı filan değilim, dinci hiç değilim fakat görünen köy kılavuz istemez. kemalistler dindarları sevmezler, dindarlar da kemalistleri. çünkü ikisi birbirine çok farklı. kemalizm doğrudur, yanlıştır filan dediğim yok, dindarlara da çamur atmıyorum. fakat her şeyin fazlası zarar, gözü kapayan bir perdedir. oruç tutmayan birinin sokak ortasında dayak yemesi ve aşağılanması ne kadar kara mizah ise, başı kapalı oluğu için derse alınmayan ve küçük düşürülmesi de o kadar kara mizahtır. Söylenecek daha çok şey vardır, fakat kalp kırmaya değer midir ki?
bazıları sözde, herkesin dini inanışların sözde tanrıdan aldığı yetkilerle devlet yönetmemiş tek dinde zorlamaış halkı da birleri kemalizme laf atıyor sözde zorbasın diyerek!...
bunlar laftan analmamışlar, çok güzel isstemdir dğerini bilmezler!...
ermeniler, yunanlar, pkk'lı kürtler, şeriatçı yobazlar, türk düşmanı emperyalist köpekler vs. bu ideolojiden nefret ederler. gerisini varın siz düşünün.
bunlara ilave olarak kemalizmin kafayı taktığı bir olgu daha var: şeriat! şeriat'ın türk dili kurumu tarafından tanımı şöyle:
--spoiler--
isim, din b. (***) kur'an'daki ayetlere, hz. muhammed'in sözlerine dayanan islam kanunu, islam hukuku.
--spoiler--
o halde müslümanlar şeriat karşıtı değildir, burayı aydınlatmalıdır. fakat şeriatın alt, üst,yan anlamı denilince ne anlaşılıyor onu bilemem. türk dil kurumu böyle bir anlam kabul etmemiştir.
***
peki hakikaten kemalizm şeriat tehlikesini berhava mı etmektedir? bunun cevabı çok zor değil.
1839 ve 1856 ıslahat fermanıyla zaten osmanlı devleti islam hukuna dayanan bir devlet olmaktan çıkmıştı.
eğer yıkılmasaydı belki de ingiltere modelinde olduğu gibi formalite bir saltanat sistemine geçecekti.
bu (belki) hayal mahsulü bir belki değil. tanzimat osmanlı padişahları ve devlet adamları-abdülhamit 2 hariç- bu yönde çalışmışlardı. eğer 1.dünya savaşında mağlup olup emperyalizme yenik düşmeseydik, osmanlı devletinde ve daha özgürlükçü bir toplumda yaşıyor olabilirdik. tabi bunların hepsinin faraziye olduğunu unutmamalı.
bu anlattıklarımı kanıtlamak için küçük bir misal vereyim. osmanlı devleti islam hukuna dayanan bir devletti. islam hukukuna göre vatandaşlar ikiye ayrılırdı: müslümanlar-müslüman olmayanlar.
yapılan batılılaşma çalışmalarıyla bu ayrım kaldırılmış, islam hukuna dayanan bu vatandaşlık tanımı değiştirilmiştir.
***
sonuç olarak: kemalizmin şeriat tehlikesinin önüne geçildi, türkiye şeriat devletti, vahşi şeriat gibi sözler kuru lakırdılardır. eski devletin yerine gelen her yeni devlet eskisini haksız bulması gayet doğal.
fakat kemalizm devletin şeriatıyla değil, insanların şeriatıyla uğraşmıştır. vicdan özgürlüğü ve insan haklarına muhalif düşmüştür.
milliyetçilik-ırkçılık ilişkisi ile aynı tabanda atatürkçülük ile ilişkisi olan siyasi akımdır. milliyetçi ile ırkçı arasındaki fark gibidir atatürkçü ile kemalist arasındaki fark. atatürkçüler hem sağ hem solu içinde barındıran başkalarını bir nebze olsun dinleyen merkez görüşlü kişilerdir, atatürk e saygısızlık etmediği takdirde aynı fikirleri paylaşmayan insanlara tahammüllü davranırlar, başka görüşlere açıktırlar, atatürk ün de bir insan olduğunu bilip tapmazlar ve hataları olabileceğini kabul edebilirler, bazı 80 yıl evvelinden çıkarılmış yasaları sırf atatürk çıkardı diye günümüzde diretmezler, memlekette trafik sıkışsa "laiklik elden gidiyor" tribine girmezler. ne var ki atatürkçü denen kişiler ülkemizde yok denecek kadar azdır.
kemalizm ise; ırkçılık gibi, radikal dincilik gibi radikal çözümsüzlük üreten akımdır. herşey pragmatiktir, değiştirilemez, sorgulanamaz, -bırak atatürk ü sevip sevmemeyi- atatürk ile aynı fikirde olmayan herkes bile vatan haini bir orospu evladıdır ve katli vacip kişilerdir. düz mantık, kemalizmin temelini oluşturur. "atatürk içki içiyordu, demek ki içki içen modern olur", "atatürk bize batıyı * örnek gösterdi, demek ki zina yaparsak ve açık saçık giyindiğimiz takdirde modern oluruz" vb. düşünceler kemalizmin temel düşünce yapısını en iyi yansıtan düz mantık örneklerinden sadece ikisidir. tahammülsüzlük had safhadadır kemalizmde evinde uzaktan eğitim alan bir kızın türbanla veya başörtüsü ile eğitim alması veya öğrencilerin öğle arasında cumaya gitmeleri bile batar kemalist düşünce yapısına (bkz: uğur dündar) "türban siyasi simge olmasa hiçbirimiz karşı çıkmayız" derler ama kendileri "k.atatürk" dövmesi, giysileri ve stickerları ile dolaşırken siyasi simge yoktur; çünkü tek siyasi simge yetkisine sahip olan kişiler kemalistlerdir. deprem olup yangın çıksa bunu laikliğin elden gitmesi ile bağdaştırırlar. kemalizm aslında çok daha uzundur ama kısa kesip burada bitiriyorum yoksa sabaha kadar gider.
herkes ki atatürkçü olduğunu söyledi, aldı atatürk'ün milliyetçilik ilkesiini, milliyetçi oldu, atatürk'ün aldı devrimcilik ilkesini, devrimci oldu. sonra ise birisi amerikan emperyalizmiine, karşı çıktı diğeri ise sosyal emperyalist rusya'ya bir biçimde kendini vatansever olduğunu söyledi, belki doğruydu belki yanlış, belki yalnız!...
herkes ki; yollarımızı, aydınlatmadı aslında ''şişe kapağının içinde hapsolduk'' deyimi gibi...
savaş vardı soğuk savaş herkes ki; birbirini yiyordu, yiyip bitiriyodu ama; durduran yoktu!..
-siyasetçileri bu ülkenin terör sorunlarına, sağcıların solcuların birbirini öldürmesine çare bulmuyordu!..
-belki siyasetçilerinin de eli kirliydi!..
sonra, darbe oldu 12 eylül oda teröre karşı yapılmış bir terör gibiydi, sonra işkence dolmuş gene yanlışlıklar olmuş...
sonrasında vur götünü niğde'ye hizbuualh gibi-pkk gibi teöristler dolmuş ortalığa, bir bilinmezlik almış gene, ortalığı..
sonrası bazı sağcılar bazı solcular demiş ki; ''bizi vatansevermişiz biribirmizi yemişiz'' hala giden soğuk savaş durur mu?
şişenin kapağına hapsolmuşken!...
(gibi)
dogmalarla lebalep ideoloji. türkiye'nin demokrasisine ayak bağı olan fikirler bütünü. türkiye'nin avrupa çöplüğü olmasına sebep olmuştur.
kendisine zarar verecek fikirleri zorbalıkla bastırmıştır. bunun sebebi kendisinin bir tez değil antitez olmasından ileri gelir,aksiyon değil reaksiyondur.
bu sebepten kemalizm bir evrensel bir nitelik taşımaz.
kemalizmin türkiye'de üzerinde baskı kurmadığı bir grup yok gibidir. müslüman sünniler, aleviler, türkçüler, komünistler, demokratlar, liberaller, sağcılar, solcular, türkler, kürtler, lazlar. hemen hepsi kemalizmin hışmına uğramıştır.
kemalizm türk milletinin tarihini, dinini, dilini, yaşayışını dayatmacılığa tabi tutmuştur. itaat etmeyenler despot yöntemlerle itaat ettirilmeye çalışılmıştır.