kemal derviş'in denası, türk ekonomisini yeniden yapılandırma adı altında; if ve dünya bankası vasıtasıyla çok uluslu şirketlere ve onların türkiye'deki işbirlikçilerine ve nihayetinde küresel sermayeye teslim etmek olmuştur.
sf 204.
kemal derviş, türk ekonomisinin kurtarıcısı olarak, 2001 yılının ilk aylarında dünya bankası başkanı james wolfensohn'un bir tavsiye mektubu ile başbakan bülent ecevit'e geldi ve ekonomiden sorumlu devlet bakanı oldu. abd desteği kemal derviş'in arkasındaydı. nitekim, mustafa yıldırım " sivil örümceğin ağı " adlı kitabında (sf313), kemal derviş'in washington desteğini şöyle ifade etmiştir : " abd yönetimi, büyükelçi aracılığı ile başbakan ve yardımcılarından bu kişiyi siyasal olarak desteklemelerini istedi ... " sf 204.
ben kemal derviş'in zamanı gelince, hükümette sorun çıkaracağını tahmin etmiştim. nitekim öyle de oldu. gerçi mesut yılmaz, televizyonlarda " biz kemal derviş'i merkez bankası başkanı olarak düşünüyoruz " dedi ise de, ecevit'in " koalisyon görev dağılımında ekonomi benim sorumluluğuma düşmüştür, izin verirseniz bakanı kendim atayayım " demesi ile mesut yılmaz'ın düşüncesi kibarca reddedilmiş oldu. sf 204
nitekim zamanın başbakanı bülent ecevit, kemal derviş'ten son derece rahatsız olduğunu şöyle dile getirmiştir : " anlaşmakta zorluk çekilen bir arkadaşımızdı, çok sert ve kırıcı davrandı, hükümeti canından bezdirdi " ifadesiyle benim görüşüme bilahare katılmış oldu. sf 205.
yorgo papandreu'nun son bir yıldır gayri resmi danışmanı.
bataktan 90+3'te avrupa birliğinin attığı golle kurtulan yunanistanın başbakanı 154 milyar euro'luk
ikinci yardım paketinin onaylanmasından sonra yaptığı teşekkür konuşmasında
okyanus ötesine teşekkür etmeden geçmedi.
kesinlikle imf'nin başına gelmeyecektir efendim. ab'nin kapısında yıllarca bekleyen bir ülke olarak, bizden birini gidip imf başkanı yapacaklar? götüm bile gülmez buna.
imf başkanı dominique strauss-kahnın başına gelen olaylar sonrası türk-fransız rekabetinin ismi olabilir. imf' nin başına gelirse şüphesiz fransa' ya kesilmiş bir ceza gibi olacaktır.
euro bölgesi borç krizinin baş aktörlerinden olan yunanistan basınını hafiften tırstırıyor. imf başkanı olma ihtimali, yunan gazetelerinde "geleceğimize bir türk mü karar verecek?" şeklinde yorumlara neden oluyor.
2001'de uygulamaya soktuğu ekonomik politikalar sayesinde akepe, iktidarının ilk 4-5 yılını rahat geçirmiştir. kötü durumdaki ekonomiyi düzelten adamdır. herkes götünü parayla silerken gelip o ağır programı uygulamaya koymamıştır yani.
rahmetli ecevit tarafından kurtarıcı olarak getirildi.
sonra kemal derviş önderliğinde ekonomi politikaların imf tarafından belirlenmesine izin verildi,
daha sonra yaptıklarının karşılığı olarak birleşmiş milletler kalkınma programı (undp)başkanlığına getirildi.
18. stand-by anlaşması onun döneminde yapılmıştır (satnd-by'lar?)
kurtarıcı mesih değildir ama mevcut ekonomik sistem onun zamanında başlanan sistemdir. dalgalı kur, Türk Telekom, THY, Tüpraş, Erdemir, Tekel, Tedaş özelleştirmeleri, sosyal güvenlik reformu gibi eylemlerin hepsi 18. stand-by anlaşmasının hedefleridir zaten. mevcut hükümet onun ekonomik planını o kadar özümsemiş ki devlet bankasından fonlama devam ediyor. *
iyi mi oldu kötü mü herkesin belli bir algısı var sonuçta ama ne oduysa onun ekonomik programı yüzünden oldu.
merkez bankasının kısmen de olsa bağımsız hale gelmesine ön ayak olmuştur olmasına da hayata geçirdiği "dalgalı kur" ya da "serbest kur" denilen kur yapısı, yıllar yılı dış ticarette belimizi bükmüş ve cari açık her sene tavan yapmaya devam etmiştir. şubat 2001 krizinden elbette sorumlu değildir ancak kurtarıcı bir mesih de değildir kendisi, imf'le akıl almaz stand-by lar imzalayan, iç üretimi düşüren ve dayanaksız tüketim maddelerinin dahi ithalatına yol veren anlaşmaları babam mı imzaladı acaba? ayrıca kar eden kurumların özelleştirilmesi gibi günü kurtarma gibi görünen ama uzun vadede kamu gelirlerinin düşmesine bağlı olarak özel sektöre ve halka uygulanan dolaylı vergilerin artmasına sebep olan politikaların da mimarıdır kendisi. biraz okuyun arkadaşım, okuyun. devlet bankalarından kimlerin fonlandığını? akbank'ın o dönem merkez bankası'ndan nasıl ucuz tahviller cukkaladığını önce bir öğrenin, sonra "kemal derviş sağlam ekonominin temellerini attı" diyin tabii hala diyebilirseniz.
şubat 2001 krizinin ardından 3 mart 2001'de göreve gelmiştir. ekonomik krizden sonra göreve gelmesine rağmen krizin sorumlusu olarak gösterilir. halkımızn hafızasının ne durumda olduğunun kanıtıdır. mortgage krizi olarak da adlandırılan krizden finansal piyasalarımızın nispeten fazla etkilenmemesinin nedeni onun planlanıp uygulanmasına öncülük ettiği güçlü ekonomiye geçiş programıdır. merkez bankasını bağımsız hale getirmiş ve bankacılık sistemini baştan aşağı düzenlemiştir. ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı görevinden 2002 yılının ağustos ayında istifa etmiştir. 3 kasım 2002'de yapılan seçimlerde ise akp hükümet kurma hakkını elde etmiştir.
buraya dikkat 2003 ocak enflasyon oranları toptan eşyada yüzde 32.6, tüketici fiyatlarında ise yüzde 26.4 olarak die tarafından duyurulmuştur.
türkiye'ye büyük katkılarda bulunmuş adamdır bu adam. ama bizim halkımız ne bilsin ekonomiden. zaten bu adamı suçlayanların çoğu maaşlı işçilerdi. yani ekonomiden sikim kadar anlamayan insanlar. eğer ki bu adam olmasaydı bu ülkenin kalkınması çok zor olacaktı.
2009'un başında, tüsiad'ın bir toplantısında abd kaynaklı krizin ab'yi etkileyeceğini, ama asya'nın ayrışacağını iddia etmiştir.
(bkz: decoupling hipotezi)
ona göre gelişmekte olan ülkelerde işler yolunda gidecek, hatta henüz kriz alevlerinin ulaşmadığı türkiye de hafif yaralarla kurtulacaktır. ancak görünen köy klavuz istemedi sonra.