hayatımın büyük bir bölümünde yer etmiş ve bana güzel anılar bırakıp gitmiş olan dost. ressamın önünde eğilir, yarattığı canlıya hayranlıkla bakarım. onlar olmadan asla!
kızların genelinin taptığı hayvan.
nedendir bilinmez hiç sevmiyorum şu dört ayaklıyı.
gerçekten nankördür çünkü.
örnek veriyorum efem : anne kediyi yeni yavrulamış diye kış boyu apartmanda besledik.
süttür şudur budur verdik haliyle, acıdım ben bu namıssıza
en alt kattan 6. kata çıkıp çişini ayakkabıma yaptıktan sonra dahada tiksinmeye başladım.
o ayakkabıyı farkında olmadan giyindim. dışarda oturduğum kafede başka bir erkek kedi çiş kokusuna gelip tüm gün ayakkabıma sürtündü.
o iğrenç kokuyu çektim allahtan yürürken rüzgarla koku pek hissedilmiyordu.
zeki ve bir o kadar yaramaz olan yavru panpalar. bizim oğlan var ellerinizden yalar fırlamanın allahı. öyle puşt öyle puşt ki odaya kitleyince kapının koluna zıplayıp asılıyor sonra kapıyı açıp uzaktan mauuvvv diye nispet yaparcasına dalga geçiyor pezevenk. bir de bir şeyleri kırmaya görün hemen olay mahallinden jet hızıyla kaçıp kendine bir siper ediniyor. ben odaya girip "nolmuş lan böyle hay mına koyim nasıl devrildi bu" diye kendi kendime söylenirken odaya hiç haberi yokmuş uykudayken gürültüye kalkmış gibi esneye esneye yanıma gelip şapşal bakışları atıyor cin herif.