değişik enerji formlarını görebildiği rivayet edilir. şahsen kedimin ortada güzükmeyen bişeye kığladığına ve kovaladığına şait oldum. mısır mitolojisinde yer altı dünyasının bekçileridirler.
Kedi (Felis catus), kedigiller (Felidae) familyasından avcı, memeli, evcil, etçil bir hayvandır. insanlar, kedilerin arkadaşlığına ve onların haşarat, yılan ve akrep avlayabilme kabiliyetine önem vermektedir. Kediler en az 9.500 yıldır insanlarla birlikte yaşamaktadır.
2,5 ile 12 kilo arasında ağırlığa ve dişilerde 50 cm. Erkeklerde 70 cm ye varan ebatlardadır. Çok çeşitli renklere sahip olabilmekle beraber genetik olarak çok farklı ve orijinal renklere de sahip olanları mevcuttur. Kedigiller familyasının genel karakteristik özelliklerini taşımaktadırlar. Ortalama kedi ömrü 14 yıldır. Ancak kediler iyi bir beslenme ile 20 yıldan fazla yaşayabilirler.
Kediler hoş görünüşlü, yuvarlak başlı, sivri kulaklı, uzun bıyıklı hayvanlardır. Bıyıklarının dipleri sinirlere bağlıdır. Dokunma duyusu görevi yaparlar. Ön ayakları beş, arka ayakları dört parmaklı olup, kancalı tırnaklarını içeri çekebilirler. Tırnaklarını ağaçlara sürterek bilerler. Hassas işitme ve görme duyuları vardır. insan kulağının duyamadığı yüksek frekanslı ses titreşimlerini kaydederek çok hafif sesleri duyarlar. Genellikle gece avlanırlar.
söylenir ki, öte dünya ile bağlantı kuran hayvanlarmış.
geceleri bazen mırıldarlar, miyavlarlar, artık ne görüp duyuyorlarsa.
piissss gelmeeee, gelmeee..
ne kadar çıkarcı hayvanlar olduklarını bugün bir kez daha anladım. evde uzun süre yalnız kaldıktan sonra eve geldiğimde peşimde tön tön dolaşmalar, yatağıma gelip yanımda yatmalar...
önceden olsa benim yüzüme bile bakmazdı uyuz kedi. işte böyle olursun cicim.. hey gidi hey *
kurban olunası varlık. ancak terbiye edilmesi son derece zor. annem evdeyken eve girme diyorum, anlamıyor. şu hayvanlara laf anlatmayı becerebilen yazarlara bir "meydey meydeyyy" çığlığıdır bu entari.
kendini sevdirmek için dakikada otuz beş takla atabilitesi olan canlı türü. Ben bu entry yi yazmaya çalışırken tişörtümün üstünde uyumaya çalışan hayvan. Dün akşam saatleri bahçede kafam kadar bir yılanı boğmuş sempatik. "şımarıııııık" diyince götüne bile takmayıp, "hişt lan pişş" yapınca ayağın dibinde biten pislik. Evde tekken ev kapısını kapatınca trip atıp kendini kapıya vura vura bağıran, kapıyı açınca hiçbir şey olmamış gibi gidip bahçe kapısının önüne yatan mendebur. Bazen sırf canı sıkılıyor diye kaşınıyormuş gibi sırt üstü yere yatıp patileriyle karnına vurup oyun isteyen şekerpare. Her türlü sevilir. Bahçeye yabancı kimseyi sokmuyor. Kendisi dışındaki kediler de dahil. *
sen mutfakta yemek için ekmek arası hazırlarken çıkan seslere uyanıp tüm şirinliği ile olay yerinde biter. * uykulu gözlerle bakar dayanamazsın o bakışlara bir parça beyaz peynirde onun için kesersin. severken zarar vereceğim bir gün ondan korkuyorum sevimli piç.
insanların yavşaklıklarından, riyakarlıklarından, acımasızlığından ve bilimum insani kötülükleri gördükçe dostluklarına daha çok inanılan hayvanlardır efenim. insanlardan soğuyan her insana tavsiye ettiğim ve kadim dostları olacağına inandığım hayvanlardır. Kedili teyzelere kafayı yemiş gözle bakar bir çok insan aksine o teyzeler dinginliği ve kafayı dinlemenin yolunu bulmuştur efenim. Kedi, dost olabileceği gibi çok güzel vakit geçirme aracıdır. Oyunlar oynaması sizinle konuşuyormuşcasına hareketleri size mutluluk verir efenim. Siz tüm dertlerini anlatsanız anlamasa da çok güzel bir dinleyicidir. Dinler sizin konuştuklarınıza anlam verdiğini sanırsınız. Eviniz bahçeli ve büyük değilse barındırmakta sıkıntı çekmeyeceğiniz yemeğini suyunu koyduğunuzda size minnettarlığını sunan bir hayvandır.
Nankör olarak bilinirler efenim. Yalnız bu nankör diyen insanlar nedense kedilerin hiç bir zaman insanlar kadar nankör olamayacağını bilmezler. Şirindirler efenim. Köpekler kadar şirindirler. Köpekler kadar arkadaş ve insan canlısıdırlar. Tabularınızı yıkıp biraz daha onlara inanmanız gerekmektedir. Hiç kedi beslememiş veya besleyen birini görmemiş insanların ön yargılarını yıkmaları gerekmektedir.
hiçbir yavrusuna kıyamayan ve hepsine karşı bir sorumluluk hissedenleri, bu kadar hızlı çoğalmaları isyanlara sürükletir.
bir yavru kedi, bir tane daha, yaralanmış yavru kedi, annesini kaybetmiş yavru kedi, zayıflıktan kemikleri sayılmış yavru kedi, pire istilasına uğramış yavru kedi...
gider de gider. organize ve sağlıklı bir kısırlaştırma politikası niye yok bu ülkede kardeşim?