bazı orospu çocukları arabayla çarpıp kaçabiliyorlar. dün gece bu orospu çocuğu yüzünden ben oğlumu ve ruh sağlığımı kaybetmek üzereydim. neyseki toparlanıyor artık. kalbim ferahladı. toparlansın da kırılan çenesinden de ameliyat olacak. dua edin abileri ablaları.
her fırsatta boş bulduğu eve girip bir köşeye kıvrılandır. lokum da yok tabi evde, meydanı boş buldular..
az önce 2 kediyi salonda birer koltuğa kıvrılmış şekerleme yaparken yakaladım.
tekir olanı önce korktu kaçmak istedi sonra usulca gelip sürtünüp yalakalığa başladı.
sarman olanı zaten gelir gider hal hatır sorar biraz su içer varsa kedi mamasından yer,giderdi.
bu sefer de kıyamadım biraz kedi maması biraz da ince dilimlenmiş salamlardan verdim ikisi de afiyetle yedi.
kibarca kapısını açınca halden anlayıp balkona geçtiler ve yere kıvrıldılar.
insanlarda dahi olmayan anlayış ve utanma duygusunun iletişimi doğru kurduğumuzda kedilerde olduğunu farkediyorum maalesef.
Şimdiye kadar 2 kedim oldu. ilkiyle 3-4 sene önce yazlıkta tanışmıştık çok sevince alıp eve getirdim ismi Ares'ti. 1 yıl sonra yine sokağa çıktığı bir gün araba çarptı ve felç oldu. Arka bacaklarının üzerinde duramaz olmuştu. bana bakışları çok acı çektiğini gösteriyordu. Veterinere götürüp uyuttum Ares'i. Ben ömrüm boyunca onun kadar akıllı kedi görmedim. Babaannem ona cin diyordu içine cin kaçtığına inanıyordu. 2. kedimi pet shoptan almıştım. Adını Aris koymuştum. Hala Ares'i unutamamıştım belki de. Ama ben ömrüm boyunca bu kadar gerizekalı, mal bir kedi görmedim. Sanırım ruhsal sorunları vardı. Kedi koridor boyunca depar atıyor sonra da hızını alamayıp dolaba çarpıyordu. Kimse sevemiyordu hemen deparı basıyordu. Geçen yaz yazlığa götürdüm kediyi. biraz toprak görsün diye bahçeye koydum. Bahçede hoplayıp zıplarken bembeyaz bir kedi yanından geçti. Aris bir bana baktı bir beyaz kediye baktı ve o meşhur deparına kalkıp beyaz kedinin peşinden gitti. Bu onu son görüşümdü. Tanım olarak: Hepsinin karakteri aynı olmuyor. Kimisi zeki, kimisi mal olabiliyor. Ama sevimli hayvanlar, nankör değillerdir.
diğer ülkelerde nasıl bilmiyorum ama bizim ülkemizde beyazsa bir kedi adının pamuk olması muhtemel olan hayvandır. birkaç yıl sonra beyaz kedi yerine pamuk kedi diye seslenebilirler o kadar durum vahim. bir de gri kediye yapılanlar sorma gitsin sözlük. duman.. başka isim yok. duman yerine füme koysalar mesela..
2 yıl öncesine kadar hep hayvanlardan korkan biriydim.
köpek görünce yolunu değiştiren, kedi görünce çığlık atan tipler var ya o bendim işte. ta ki...
işten eve yorgun argın döndüğüm sıradan birgündü. evimin apartmanın en üst katında olması talihsizliğine söverek akşam klasiklerimlerimden birini gerçekleştiriyordum. oturduğum dairenin önüne geldiğimde tam paspasın üstünde minik bir kedi yavrusu duruyordu. ve ben eve nasıl gireceğimi bilmiyordum. büyük ve korkunç bir engeldi bu. *
ve ''pısstt'' sesi eşliğinde ayağımı yere vurarak onu kaçırmak istemiştim. ama zavallı hayvan o korkuyla kendini çapraz bir şekilde diğer katın merdivenine atmak isterken apartman boşluğundan yere çakıldı.
aman allahım dedim ve sanırım bir beş dakika aşağıya gerçeği görmemek için bakamadım. baktığımda yere sızan kan eşliğinde cansız bir şekilde yatıyordu. koştum ve yardım istedim komşulardan.
ölmemişti kırığı ve yaraları vardı. alamadım kucağıma yine. konu komşu yardımıyla veteriner vs.. derken iyileşti. ve ben asla yapmam dediğim şeyi o vicdan azabıyla yaptım ve bu yaramazı evime aldım. aldım ama uzun bir süre dokunamadım, huylandım, kaçtım...
zamanla bu takıntımı atlattım. artık beraber mutlu/mesut yaşıyoruz.
o artık;
döktüğü tüylere rağmen tahammül edip hijyen takıntımı bana atlattıran, her baktığımda o kötü günü hatırlayıp yemek vererek obez ve şişko ettiğim bizim evin şımarığı.
apartmanımızın altında dolaşıp, ayları gelmemesine rağmen aptalca sesler çıkartan sevimli hayvanlar. bebek ağlamasının daha senfonik halini her gece dinletiyorlar. cam açık uyumak yemin ediyorum eziyet oldu. bunlara yazın susuz kalmasınlar diye kap koyan ellerime nefretle bakmaya başladım. evin yakınlarında ki marangoza rica ettim, hızarlarını görünmeyecek yerlere koyuyorlar.
bir garip hayvan. şimdi görsellerde görünce aklıma geldi hergele. kız kardeşim herhalde hayatı boyunca 4-5 tane sokak kedisine bilumum et, peynir, süt takviyesi falan yapmıştır. öyle ki o sırada bunları fitness yapan adama versek herhalde brad pitt'in fight club'daki hali olurdu. neyse, asıl sıkıntı bu hergeleler 2-3 ay gerekli besini aldıktan sonra basıp gidiyor olması. hatırlıyorum kardeşimin çok üzüldüğümü bu yüzden. apartman kapısında çıkar çıkmaz paçana yapışan kedi, 2 ay sonra seni görmüyor bile. ipneler çok üzdünüz kardeşimi.
içimden gelmediğinden değil de, anılar denen o acı verici kareler yüzünden işte.
kedin olunca sanki o seni sevmiyor da, sen ona sevgiler veriyorsun. köpek de ise tamamen tersi durum.
"merak kediyi öldürür" lafından nefret etme sebebim. başka bir duygum yok o cümle için. kendini gerçekleştirdiği için, olasılıkları hep oldurduğu için bunca sevmeyişim o cümleyi, ne kadar doğru olabildiğini bana gösterdiği için malesef..
tahmin edilmez bir şeydin sen kedi! nelere sebep olmuşsun zamanında, oldun hatta ..
mutluluğumun sadece ve bir sebebi de sendin, ekranda görünce kanalı değiştirmeme sebep olan da!
Bir lokma ekmege minnet etmeyen asil hayvandir. insanlar kendileri sadıkmıdır ki hayvanlardan sadakat bekler bilinmez. Cocuğu dogdumu, erkek arkadaşı oldumu, taşınacaksa, sıkıldıysa çeşitli bahanelerle pet shoptan aldıkları hayvandan kurtulan tipler bir de tutup, ayy ben kedi sevmem köpek severim köpek Sadık olur demezler mi tüylerim diken diken olur.