küçükken araba altında kalıp arka sağ ayağı kopan birisini ilaçlarla veterinerlerle zar zor hayata döndürdüğüm hayvan. Topal bir kedimiz olmuştu. Ne günlerdi.
Kendi ev sahibi olup sizi kiracı yapan, dediğim dedik çaldığım düdük esereklisi boklu bir hayvandır; çarpılar durur. Not: Bir kızıyorum, bir seviyorum.
kediler özeldir.başka bir dünyadan gelmiş gibidirler.
mekanda neresinin en huzurlu olduğunu bulmaları sadece birkaç saniyelerini alır.
asla kimsenin efendileri olmasına izin vermezler.onlar kendilerinin efendileridir.
ama sevgilerini sizinle paylaşır,sizi sizden daha çok hissederler.kısaca hayranlık uyandırırlar.
bazı insanlar vardır ki, tekmelemesi en zevkli hayvan entrysi bile girebiliyor.
ya arkadaş ben anlamıyorum bu insanları, nasıl düşman olunabilir ki bir canlıya.
ben 1 sene kadar önce bir dişi van kedisi aldım. adını ne koyduysak sadece kızım dediğimizde geldiği için, adı kızım oldu. ona o kadar bağlandım ki, o kadar sevdim ki, çocuğum olsa sanırım bu kadar sevebilirdim. gelip senin yanına sokulup uyuması, o muhteşem patilerini sürekli senin bir yerlerine koyması. hayvan dokunmak, hissetmek istiyor. eve geldiğinde seni kapı da karşılayan,
evden çıkarken seni uğurlayan bir hayvandır. bir gün çöpü dışarı koymak için kapıyı açtım, çöpü koydum ve kapattım. daha sonra uzun süre yoktu Kızım piyasada. ara ara bulamadık evin içinde. camdan dışarı, balkondan aşağıya baktık, aşağıya kadar indik ama nafile, kızım gitmişti. Göz yaşları içinde girdim yatağıma. Sabaha kadar ağladım, Kızım nerde diye düşündüm hep.
ertesi sabah hemen kalktım aşağıya indim ve ne göreyim. sitenin cengaver, iri yarı kedisi kaçıyor bizim kız kovalıyor. zar zor yakaladık aldık eve. bembeyaz kızım simsiyah olmuştu ve sırtında bir yara izi vardı. tedavi etmeye çalıştım izin vermedi. yalayarak kendi yarasına kendi çare oldu Kızım. hayvan günden güne şişiyordu, yediklerinin haddi hesabı yoktu. eriğinden taze fasülyesine, çikolatasından dondurmasına kadar her şeyi yiyordu. herkez beni hamile olduğu konusunda uyardı.
ama ben inanmadım kimseye, konduramadım Kızıma. ramazan ayının ilk günüydü. Sahurdan sonra yattım. Saat 05.00 sularında uyandım. aman Allah’ım ne göreyim. Kızım düşük yapmıştı. yerde ölü bir tane yavru vardı. Kızım ise benim çorap çekmecesinde kanlar içinde. öylece kalakaldım, ne yapacağımı şaşırmıştım. Sonra bir şok daha, kızım gözümün içine baka baka bir tane daha doğurdu.
plasentasını yiyordu. sonra yine gözümün içinde baktı ve bir tane daha doğurdu. sabahın 5 inde olan olayları şaşkınlıkla izliyordum. hemen interneti açtım ne yapılması gerektiğine baktım. kediler kendi kendilerine doğurup kendileri temizlermiş yavrularını. hiç ellemedim dolayısıyla. ve kızım gözümün içine baka baka son şoku yaşattı bana ve bir tane daha doğurdu. elletmedi yavrularına, tek başına
tek başına yalayarak temizledi. şimdi eşek kadar 3 tane yavrusu var. biri kahverengi erkek diğerleri de bembeyaz kızlar. oğlanın adını ramazanın ilk günü doğduğu için \"Ramço\" koyduk. kızlardan birinin kafasında benekleri olduğundan dolayı \"Benekli\" diğerinin adı da kapı, pencere ünite demeden tırmanan “Çılgın” oldu. ve Kızımın yavrularına gösterdiği ilgiyi, hassasiyeti, maalesef
günümüz Anneleri göstermiyor. çocuğunu penceren atanı mı istersen, baltayla kafasına defalarca vuranı mı istersin.
Hayvanlardan örnek alınası hareketler bunlar, tüm Annelere duyurulur.
karakteri karakterine tutmayan hayvandır. uzun zamandır sokakta gördüğüm bir kedi vardı. bu karakterin insan görmesi yavşaklığa başlaması için yeterli. ama öyle böyle değil bu yavşaklık yolda yürürken ayağımın önüne atlayıp uzunca bir süre takip ediyor beni sev diye o derece. daha önce bir kere eve almak istedim, fakat kaldırdıgım anda hayvan saldı çişini. ilk denemem başarısızlıkla sonuçlandı. dedim senin amına koyacam gelicen benle eve sonunda. bugün sabah yedide işten çıktım geliyorum karnım aç. bizimkiler imkanı yok o saatte uyanmayacağı için dedim poğaça aliyim. elimde poğaça yürüyorum eve doğru bu götü gördüm tekrar. bir eli üzerinde sekiyordu, dedim tamam artık alıyorum. yaklaşık otuz metre seve seve kapının önüne kadar getirdim. elimin dolu olmasından dolayı biraz cebelleşerek aldım eve. pire damlası damlatıp yemek verdim. daha öncede kedim vardı. hep kaçardı beni gördüğü zaman resmen hayvanın korkulu rüyasıydım. ancak elimde yemek varsa peşimde dolanırdı ibne. ulan göt senide eve ben almıştım bumu vefa borcu. neyse bu kedinin önüne yemeği koydum. ne tepki verecek diye sevmeye başladım. şerefsiz yemeği bırakıp elime sırnaşmaya başlamaz mı? kedisin olm sen kedi, yemeği gördüğün zaman kimseyi takmaman lazım, ne yapıyorsun kafanmı iyi? dedim. yok abi ben senin bildiğin kedilerden değilim dedi. boynuma atladı. sarıldık ağlaştık. sevgi çok ayrı birşey vesselam.