mart aylarında ortalıkta görünmeyen, göründüğü taktirde müstehcen olacak davranışlar sergileyen, tanrının yarattığında huylarını iki canlıya paylaştırması vs-şimdilik- genel izlenimlerdendir...
beslemek için yanıp tutuştuğum minikler. annem izin verse kapcam bi tanesini sokaktan hemen ama yok kıl yok tüy falan diye dırdır olur evde yapamam. ağzını yüzünü götünü yediklerim. size kıyanların anasını skym emi.
sabah, birinci katta olan evin balkonundan dışarı çıkıp içeri aynı yerden rahatça girebilecekken, eve girmek için benim akşamleyin gelip kapıyı açmamı bekleyen ve sonra kraliyet ailesi mensubu gibi kuyruğu ölümüne dik tutup salına salına içeri giren canlı. ondaki öz güvenin dörtte biri bende olsa ne güzel olurdu...
öte aleme daha yakın oldukları söyleniyor hatta üç harflilerle falan takildiklari düşünülüyor. ben de simsiyah adeti vardı. adı mösyö biraz garip bir kediydi. sonradan öğrendik ki aslında kedi değilmiş. hayatım mahvoldu sonra neye karar verdiyse kendi gitti. bu ara yine beraberiz. korkuyorum sözlük.
Öyle özeldir ki; başınız ağrıyor ise başınıza çıkar patileriyle masaj yapar. Karnınız çok ağrıyordur karnınıza yatar, sıcaklığıyla ısıtır. Çok mutsuzken nefesiniz kesilircesine ağlarsınız, bir patisini kalbinize koyar diğer patisini yüzünüze... gözyaşınızı burnuyla dokuna dokuna siler... öyle özeldirler, öyle güzel... kedi armağandır, kedi sahibi olmak ayrıcalıktır..
varlığıyla tüm sıkıntılarınızı hafifleten canlı..
kediniz varsa depresyon ve antideprasan hayatınızda yer almaz.
yaramazlığı, haylazlığı bile gülümsetir.
gırıldayarak şefkat istediği anlarda bünye full Endorfin salgılar. *